Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla
İster bireysel olsun ister toplumsal insanın gerek bedensel ve gerekse ruhsal ilerleyişi ancak modeller, öğretmenler eliyle gerçekleşmektedir. Meselenin bu yönü ile peygamberler (Allah’ın selamı hepsinin üzerine olsun), insanın dünyevi ve uhrevi ilerleyişinde ona rehberlik yapması için Allah’ın gönderdiği ilahi modeller, ilahi öğretmenlerdir.
İnsanın birey ve toplum olarak ilerleyebileceği kemalat sınırı da model aldığı, önder edindiği şahsiyetin erdem ve faziletleri ile doğru orantılıdır. Ve yine insanın ferdi ve içtimai olarak elde edebileceği sosyal, siyasal, bilimsel, sanatsal, dini ve kültürel kazanım ve yetkinliklerde rehber edindiği kişiliğin çapı ve derinliği ölçüsünde olacaktır.
Bu tespitler ışığında baktığımızda, acaba tarihin seyrinde en etkin kırılmayı yaşatan modern zamanların hiç kuşkusuz en önemli olayların başında gelen “İslam İnkılabı” nasıl bir önderlik eliyle gerçekleşmiştir? Bu şahsiyet, ne türden erdem ve faziletler taşımaktadır ki, yüz yirmi dört bin peygamberin (a.s) çabasını neticelendirerek zafere ulaştırmayı başarabilmiştir? Ve bu kişilik nasıl bir ruhi donanıma sahiptir ki, “İslam İnkılabı”na ideologluk ve önderlik yapabilmiştir?
Evet, acaba İmam Humeyni (r.a) nasıl bir şahsiyetti ki, tarihin en şanlı “hak ve adalet inkılabı”nı gerçekleştirebildi? Acaba İmam Humeyni (r.a) ne türden erdem ve faziletlerle donanmış bir ruha sahipti ki, tarihi mazlumlar lehine dönüştürmeyi ve “mustazaflar çağı”nı başlatabilmeyi başarmıştır?
Konuyu incelemeye önce şu soruyu cevaplayarak başlamalıyız: “Bir insanda ona şeref, onur, izzet ve haysiyet bahşedecek ne türden özellikler olabilir? Ve bunlardan hangileri İmam Humeyni (r.a)’de hayat bulmuştur?”
Merhamet, cesaret, adalet, ilim, irfan, takva, ahlak, sadelik, cömertlik, mütevazılık, cihad, tebliğ… Kalem yoruluncaya kadar erdemleri ardı ardına sıralasak ve sonra dönüp İmam Humeyni (r.a)’nin seksen dokuz yıllık yaşamına yönelsek, o erdemin O’nda kamilen varlığına şahit oluruz.
İmam Humeyni (r.a), insanlığın neredeyse kahir ekseriyeti için birbirine zıt olan erdem ve faziletleri ruhunda bir arada barındırıyordu. Tıpkı ceddi İmam Ali (a.s) gibi. İmam Humeyni (r.a); bilge bir feylesof, abid bir mücahid, arif bir ideolog, şair bir siyasi, mütekellim bir muhaddis ve sufi bir devrimcidir.
Enbiyanın (s) binlerce yıldır mücadelesini verip inşa etmeye çalıştığı “hak ve adalet” öğretisinin modern zamanlarda teorik ve eylem olarak bir bedende pratik bulmuş halidir İmam Humeyni (r.a).
İmam Humeyni (r.a), enbiyanın (s) unutulmuş tüm sünnetlerini ihya ederek, çağdaş insanın İslam’ı gerçek çehresini ile tanımasını temin etmiştir. İslam ümmeti ve tüm dünya mustazaf halkları için kurtuluş kapısını göstermiştir.
İmam Humeyni (r.a)’nin tüm erdem ve mücadelesini sınırlı bir makale de incelemek elbette muhaldir. Ancak şu soruya cevap arayabiliriz: “Acaba İmam Humeyni (r.a)’nin dirilttiği en önemli sünnet nedir? Acaba İslam ümmetinin ve mustazaf tüm halkların kurtuluşuna vesile olacak hangi bayrağı dikmiştir?”
Kanaatimce İmam Humeyni (r.a)’in İslam ve insanlığa en büyük hizmeti: “Yüzyıllardır gerçek kimliğinden koparılarak soyut ve muğlâk hale getirilmiş “hak-batıl” mücadelesini yeniden tanımlayıp, anlamlandırarak müşahhas hale getirmesidir.”
İmam Humeyni (r.a), modern zamanlarda “batıl”ın “emperyalizm ve siyonizm” olarak müşahhaslaştığını ve emperyalizmin “Büyük Şeytan Amerika”, siyonizmin ise “Gasıp İsrail Rejimi” şeklinde vücut bulduğunu insanlığa ayan etti.
İmam Humeyni (r.a), “kölelik, zulüm ve sömürü” boyunduruğundan kurtulup, “adalet, hürriyet, eşitlik” içerisinde izzet ve onur ile yaşamak isteyen tüm mazlum ve mustazaf halkların esas düşmanının kim olduğunu aşikar eyledi.
Paris’ten Tahran’a döndüğü gün: “Bugün hak ile batıl, fakir ile zengin, istizaf ile istikbar ve yalın ayaklılarla tasasız müreffehler arasında savaş başlamıştır… Ey dünya Müslümanları, sizlere sesleniyorum! Ve ey zalimlerin zulmü altındaki mustazaflar! Kalkın! Birlik olup el ele verin ve kendi mukadderatınızı savunun! Süper güçlerin yaygaralarından ürkmeyin; zira bu çağ, Kadir Allah Teâlâ’nın da izniyle mustazafların müstekbirlere ve hakkın batıla galebe çalma çağıdır!” buyurarak, “hak-batıl” mücadelesinin çerçevesini ve seyredeceği yolu deklare etmişti.
İmam Humeyni (r.a), “hak-batıl” mücadelesini sadece teorik olarak tanımlamakla kalmadı, pratik olarak emperyalizm ve siyonizmin İran’da ki yansıması “Şahlık düzeni”ni Müslüman halka dayalı olarak devirdi ve “İslam İnkılabı”nı gerçekleştirdi. Zalim müstekbirlere, emperyalizme, siyonizme karşı İslam ümmeti ve tüm mustazaf halklar için kurtarılmış bir kale inşa etti.
İmam Humeyni (r.a), “İslam İnkılabı”nı gerçekleştirerek on yıl boyunca dünyanın en önemli ülkelerinden birini yönetti. Devletin tüm imkan ve zenginlikleri elinin altında olmasına rağmen bu yüce şahsiyetin yaşamındaki sadelik, tevazu ve ölçülerde (şahsi, dünyevi olarak) zerre bir değişme olmadı. Toplumun en aşağı katmanından insanların bile yaşamakta zorlanacağı tek göz bir evde peygambervari bir yaşam sürdü. “Keşke ben de bir İslam İnkılabı Muhafızı olsaydım” diyerek tüm yaptıklarını bir hiç gördü.
İmam Humeyni (r.a), “İnkılab” yapıp dünya tarihini değiştirdiğinde bile insanları “cihad-ı ekber”e yani nefs ile mücadeleye davet ediyor ve şöyle buyuruyordu: “İnsan, ömrünün sonuna kadar nefsinin ve şeytanın şerrinden güvencede değildir. Bir hata yapar yapmaz dönün ve hata yaptığınızı hemen itiraf edin; işte bu, insani kemaldir.”
İmam Humeyni (r.a), yukarıda zikrettiğimiz gibi tüm zıt erdem ve faziletlerin bileşkesi idi. Daha ziyade siyasal ve devrimci yönü ile tanınmış bu büyük bilge; baba, eş, arkadaş, komşu olarak ta eşsiz bir insandı. Bu yüce devrimcinin “aile” hayatında ruhunun ne kadar latif olduğunu görmek için değerli eşine yazdığı mektuptan birkaç cümle paylaşmak yeterli olacaktır.
Bakınız, dünyaya meydan okuyan, tarihin akışına yön veren bir devrimci eşine nasıl sesleniyor: “Sana olan bağlılığımı ifade etmek isterim. Canım sana feda olsun. Kurban olayım. Kalbime kuvvet veren, aziz nur yüzünüzden ayrıldığım müddet boyunca hep hatırımdaydınız. Güzel suretiniz kalp aynamda yansıyıp durdu… Hakikaten yeriniz bomboş. Şehrin ve denizin manzarasını seyretmek çok hoş. Ancak yüzlerce kez hayıflanıyorum ki canım sevgilim, yoldaşım bu güzel manzarayı birlikte doyasıya seyretmek için yanımda değil..”
İmam Humeyni (r.a), dünya Müslüman ve mustazaflarına; “kölelik, zulüm, sömürü” düzeninin sahipleri emperyalizm ve siyonizme karşı nasıl mücadele edip, “adalet, hürriyet, eşitlik” temelli nasıl bir dünya kurabileceklerini ve müstekbirlerin mustazafların yakasındaki ellerinin nasıl kesileceğini öğretirken bir yandan da onlara fert olarak; bireysel, ailevi ve toplumsal olarak nasıl bir “insan” olmaları gerektiğini teorik ve pratik olarak öğretmiştir.
İmam Humeyni (r.a), enbiyanın ve evliyanın yetiştirmek istediği insan tipinin pratik bulmuş şeklidir.
İmam Humeyni (r.a), çağdaş insana Allah’ın ilahi bir armağanıdır.
Muntazar Musavi