5 Nisan 2015 - 08:26
AKP'nin ABD gölgesinde mezhep temelli bölgesel saldırısı

Bu mezhepçi politikanın dolduruluşuna gelen AKP hükümeti, cinayetler ve katliamlarla ün yapmış Yavuz Sultan Selim’in ruhunu hortlatmaya çalışmaktadır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Amerika, gerici Arap rejimleri ve bölgedeki diğer işbirlikçi rejimleri seferber edip, İslam ülkelerini mezhep ve etnik açıdan bölüp parçalamaya çalışıyor. Bu ülkelerden biri de AKP yönetimindeki Türkiye hükümetidir. AKP NATO ve Amerika gölgesinde büyüklük taslayıp gövde gösterisi yapma, bölge gelişmeleri benden sorulur iddiasıyla hareket edip, Irak, Suriye, Yemen gibi ülkelerde Suudi Arabistan ile Katar'ın dümen suyunda hareket ediyor. Suudi Arabistan ile Katar, dünya Siyonizm'inin emir kulu olarak ırkçı İsrail rejiminin temsilcisi olarak bütün İslam ülkelerinde tekfirci terörist gurupları desteklemektedirler. Türkiye hükümeti de Amerika'ya şirin gözükmek ve Suudi Arabistan'ın öncülüğündeki Fars Körfezi İşbirliği Konseyinin petrol zengini sermayelerini ülkeye çekmek amacıyla Suudi krallığının Vahhabi mezhebi eksenli saldırgan politikalarını desteklemektedir.

Amerika ve İngiltere'ye tam bağımlı olan Suudi Arabistan yönetimi, Pakistan, Afganistan, Irak, Yemen, Suriye'de vahşi ve cinayetkar tekfirci teröristleri Şii-Alevi Müslümanlara karşı katliamlar yapmaya sevk etmiş bulunuyor. Bu mezhepçi politikanın dolduruluşuna gelen AKP hükümeti, cinayetler ve katliamlarla ün yapmış Yavuz Sultan Selim’in ruhunu hortlatmaya çalışmaktadır. Nitekim Erdoğan ile Ahmed Davutoğlu hükümeti, Irak ile Suriye'deki tekfirci teröristlere ve yeni adıyla "Fetih ordusu"na yardım ve yataklık yaptıkları gibi, Yemen'de Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon güçlerinin soykırım ve katliamcı saldırılarını destekleyip, gerektiğinde Yemen'e bile asker gönderip Husileri katliamdan geçireceklerini iddia etmektedirler.

Nitekim AKP hükümetinin Yemen'in Başkenti Sâna Büyükelçisi Fazlı Karman Çorman, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerinin hava saldırılarının Yemen halkına karşı yapılmadığını, sadece Yemen'de İran destekli Şiiliğe yönelmiş Husi kabilelerine karşı yapıldığını ileri sürüp, mezhep katliamını veya Yemen halkından bir kesimin katliamının meşru olduğunu iddia ediyor. AKP hükümeti Elçisinin bu sözleri de, uluslar arası hukuk açısından soykırımı destek suçu sayılıyor. Türkiye'de AKP hükümeti; Irak ve Suriye'de Amerika ve bölgedeki emir kulu Suudi hanedan'ının tuzağına düşüp, tekfirci teröristleri desteklediği için savaş suçu işlediği gibi, Yemen halkının bir kesimi olan özelde Husilere ve genelde Yemen halkının özgürlük ve bağımsızlık ile toprak bütünlüğüne karşı saldırıları destekliyor.

Türkiye Başbakan Ahmet Davudoğlu,  Pakistanlı mevkidaşı Muhammed Navaz Şerif ile katıldığı ortak basın toplantısında Suriye'de, Irak'ta, Lübnan'da ve Yemen'de son dönemlerde yaşananların Türkiye ve Pakistan'ı derinden etkilediğini, Türkiye'nin mezhep veya etnik ağırlıklı parçalanmalara karşı olduğunu, Irak ve Suriye'de terör tehdidi dışında yaşanan mezhep ağırlıklı kutuplaşmaların devlet-kamu düzenini sarstığını, bölgenin mezhep çatışmalarından süratle uzaklaştırılması ve Yemen'de kalıcı düzenin ihdası üzerinden çatışmaların azaltılması yönünde çalışmaların yapılması gerektiğini söyledi.

Davutoğlu bu iddiasına rağmen, İslam ülkelerinde tekfirci selefi Vahhabi terör örgütlerini kurduran, silah ve petrodolarla donatan Suudi Arabistan'ın mezhepçi ve Şii düşmanlığı saldırgan girişimlerini destekliyor. Nitekim Suudi krallığının onlarca yıl mali yardımlarını alan Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ile Davutoğlu, Yemen halkına karşı Suudi Arabistan hanedan ve dikta yönetiminin arkasında durmak ve Suudi Arabistan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmak için mümkün olan tüm desteği vermek konusunda görüş birliği içinde olduklarını, halkın desteğinden yoksun olan Mansur Hadi'nin gayrı meşru yönetimini destekledikleri belirttiler.

AKP hükümetiyle Nevaz Şerif, Suudi Arabistan'ı destekleyerek Yemen halkının katliamına ve işlediği savaş ve insanlık suçlarına ortak olmaktadır. Suudi hanedan yönetimi, Yemen alt yapılarını imha etmekte, kadın ve çocukları katletmekte, halkın açlık ve yoksulluk içinde yaşamasına sebep olmakta ve hatta hastaneleri bile bombalamaktadır. Suudi yönetimi ve destekçileri, tıpkı Siyonist terör rejimi gibi, sivil katliamını sözde meşru göstermek ayrıca Ensarullah ve Husi Müslümanların önderliğindeki Yemen Halk kurtuluş savaşını bastırmak için, Husilerin ağır silahlarını yerleşim merkezlerinde konuşlandırdığını iddia etmektedirler ve yaptıkları katliamlar ve savaş suçlarından Husileri sorumlu tutmaya çalışmaktadırlar.

Bu arada Yemen ve Suriye İhvanül-müslimin örgütleri de sapıp, Vahhabi tekfirci bir tutum izledikleri için, Suudi Arabistan'ın vahşi saldırılarını desteklemektedirler. Hâlbuki Suudi Arabistan ve Fars körfezi Arap ülkeleri Mısır askeri darbeyi milyarlarca dolarla desteklemekle kalmayıp, Mısır merkezli İhvan-ül-müslimin'i terörist ilan etmiş bulunuyorlar. Türkiye hükümetinin, petro dolarları ve enerji kaynaklarını elde etme beklentisi içinde hareket edip, Yemen halkına karşı Ehli-Beyt Resullah (s.a.a) düşmanı "Harici-Vahhabi" Suudi hanedan rejiminin saldırılarını desteklemesi; aslında bölge ve İslam ülkelerindeki tekfirci ve mezhep savaşı ateşini körüklemeye çalıştığını gözler önüne seriyor. Bu ateşin Türkiye topraklarına da yayılma tehlikesi günden güne artmaktadır.

Seyid Ali Gaemmagami

Ekler