Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Bölgedeki oyunlar yeni bir boyut kazanmaktadır. Daha fazla dayanma gücü olan kimse zafer kazanacaktır. Her savaş ve savaşlarda olan perde arkası, savaş alanı siyasetinde zafer kazanan her komutan mecbur olarak daha fazla sabır, güç ve akıllılık göstermiştir. Savaş ve zafer kazanmak için eğitim, teçhizat, durum, haber alma ve operasyon bilgilerine ihtiyacı olan bir komutan gibi eğer siyasetçiler de bu durumları dikkate almazlarsa, onların yenilgisi kesin olacaktır.
Bugünlerde olan örneğimiz Türkiye devleti ve özellikle onun cumhurbaşkanıdır. Ankara yetkilileri, bölgede olan durumlara karışmada kendi kapasitelerini doğru bir şekilde değerlendirmeye almadan sonucunu bugün gördüğümüz uzun ve karışık bir oyuna katılmıştır. Recep Tayyip Erdoğan geçen altı yıl zarfında Adalet ve Kalkınma Partisinde bulunan en iyi ve en yakın destekçilerini siyasi olarak bölgede hazır bulunma uğruna feda etmiş ama hiçbir başarı kazanmamıştır.
Türkiye’nin ekonomik olarak ilerlemesi, bir taraftan bu devletin emniyet ve bekası ve bölge ülkelerinde olan krizlerin varlığı nedeniyle en kötü ürünlerin bile uyanık Türk tüccarların istifadesiyle bu ülke pazarlarında satışa sunulmuştur. Türkiye’nin Irak ve Suriye ile olan ticari hacmi son krizlerin çıkmasından önce 15 milyar dolar olarak Türk ekonomisinin faydasınaydı. Ama sınırların kapanmasından sonra küçük ekonomiler doğal gelişmenin alt yapısı olarak yok oldular ve Türkiye’de işsizliğin artmasına neden oldu. Ekonomisini idare edebilmesi için Türkiye’nin ne gazı, ne petrolü ve ne de yeraltı kaynakları vardı. Bu ülke ham madde ithal eden ve ürettikleri, özellikle elbise, makyaj ve sağlık malzemeleri ve montaj edilmiş bazı ürünleri ihraç etmektedir.
Bu geçmişiyle karşılaşmağa girmiş ve NATO’nun ikinci büyük askeri hesap edilen Türkiye, El Bab şehrinin giriş kapısında bir aydan fazladır yerinde saymaktadır. Türkiye cumhurbaşkanının bugünlerde başka bir sorunu vardır. Suriye’de olan askerleri nedeniyle kaybetmiş olduğu haysiyetini hiçbir şekilde geri kazanamaz. Bugünlerde Türkler sinirlidirler. Başbakanın basın sözcüsü olan İbrahim Kalın “Ankara ne zaman isterse, İncirlik hava üssünü kapatabilir” diyor. Bu durum Türk askerinin haddinden fazla El Bab şehrinin giriş kapısında bekletilerek Amerika’nın özel şartlarla yerine getirebileceği acil yardıma muhtaç olmasından başka bir manada değildir.
Türkiye devleti başka bir açıdan da krize düşmektedir. Ankara, ateşkesin devamına yardımda bulunmak ve teröristleri o ateşkese uymaya zorlamak için Moskova’da anlaşmıştı. Ama bu yolda sadece adım atamamakla kalmamış, ileri giderek Suriye’de olan “Fatimiler, Zeynebiler, Hizbullah ve Iraklı direniş gruplarının Suriye’den çıkmalarını istemiştir. Bu isteğin cevabını da Alaaddin Burucerdi “Suriye’nin hukuki olan devletinin isteği ile bu ülkeye gelenlerin bu ülkeden çıkmaları gerekmez. Kanunsuz olarak ve izinsiz bu ülkeye girenlerin Suriye’yi terk etmeleri gerekir” şeklinde Şam’da vermiştir. Bu milletvekilinin maksadı Suriye’nin kuzeyinde olan Türklerin işgalidir.
Bu günlerde durum Türkler için oldukça sıkışık haldedir ve onlar nereye sığınacaklarını bilememektedirler. Trump da makamına oturmadığından yönünün hangi taraf olacağı belirsizdir ve bu başıboşluk devam edecektir.
Ahmet Tanrıkulu
8 Ocak 2017 - 17:26
News ID: 803597
Bölgedeki oyunlar yeni bir boyut kazanmaktadır. Daha fazla dayanma gücü olan kimse zafer kazanacaktır.