Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Mesele ne Halep ne İdlib demedik boşuna. Nazım’ın dediği gibi “bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.”
LİBYA HALKININ KANI ELLERİNİZDE
Libya, Afrika’nın en refah içerisindeki ülkesiyken şimdi erken kalkanın darbe yapmaya çalıştığı, çoktan bölünmüş bir ülke haline geldi. Artık Libya’dan İtalya’ya göç etmeye çalışırken Akdeniz’in soğuk sularında can veren Libyalılar haber bile olmuyor. Batı’nın Kaddafi düşmanlığı anlaşılır da Fransız İçişleri Bakanı’nın “haçlı seferi” dediği, Sarkozy’nin liderliğini yaptığı NATO saldırısına Meclis’teki partilerimiz neden destek verdi? Kaddafi’nin en zor zamanlarda Türkiye’nin yanında olduğunu hatırlatmaya gerek yok. Libya'ya yönelik saldırılardan önce on binlerce Türk, Libya’da işçi olarak çalışıyor, şirketlerimiz en büyük ihaleleri alıyordu. ABD’nin silahlandırdığı çetelere destek için NATO operasyonu kapsamında ülkemiz de savaşa dahil oldu. 24 Mart 2011’de AKP, CHP ve MHP’li vekillerin oylarıyla Meclis’ten tezkere çıktı. Bakmayın oylama yapılmasına, ortamlarda dönen “milli irade” laklaklarına. Tezkere görüşmesinden çok önce yola çıkmıştı savaş gemilerimiz.
Tayyip Erdoğan, “NATO’nun ne işi var Libya’da?” dedikten üç gün sonra “'NATO, Libya'nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir” dedi. Erdoğan’ın NATO’yu Müslümanları bombalamaya çağırdığı gün Rusya lideri Putin “NATO’nun Libya operasyonu haçlı seferlerini çağırıştırıyor” demişti. O günden sonra Erdoğan’ın bir dediği ötekini tutmazken, Putin’in emperyalist azgınlığa karşı tavrı değişmedi.
Kaddafi ve ordusu Trablus’ta, Sirte’de aslanlar gibi direndi. NATO bombardımanında ölen siviller için bırakın camilerimizde gıyabi cenaze namazları kılınıp NATO’yu lanetleyen eylemler yapılmasını; yandaş gazeteler Kaddafi aleyhine haberlerden geçilmiyordu.

NATO bombardımanında can veren Libyalı çocuklar
Bugünün 4 parmaklı Rabia’cıları bir kez olsun ABD elçiliğinin önüne yürümediler. Şimdi işçinin emekçinin hakkını savunmak bir yana, işçi düşmanlığında başı çeken sözde sendikalar ABD’nin Suriye’yi bombaladığı gün İran Büyükelçiliği önünde eylem yapıyor.
Ankara’ya İstanbul’a Barzani bayrağı asılmasına çıt çıkarmayan ‘Evet’çi milliyetçiler’ “Türkmen dağı bombalanıyor” yaygarasıyla Rusya’ya kızıp Hollanda Başkonsolosluğu’na yumurta atıyor. Bu güruhun Çin Halk Cumhuriyeti’ne kızıp sırf gözü çekik diye Uygurlara, Korelilere saldırması şaşırtıcı değil.
MESELE TÜRKMEN DEĞİL, UYGUR DEĞİL
ABD’nin Irak işgali sırasında Türkmen kenti Telafer en büyük direnci gösteren şehirlendendir. Eylül 2004’te ABD ve işbirlikçilerinin Türkmen şehrine saldırısı sonucu yaklaşık 500 sivil hayatını kaybetmiş, yüz binler şehri terketmek zorunda kalmıştı. O günlerde MHP yönetimi bu katliama en ufak tepki göstermemişti. Bugün Devlet Bahçeli, Suriye’nin bombalanmasını ‘olumlu’ bulduğunu söylüyor. O zaman Türkmenlerin bombalanmasını olumlu buluyor olmalıydı ki çıtları çıkmadı. “Suriye’de Türkmen dağında soydaşlarımız katlediliyor” diyenlerin, Halep için hergün kampanyalar düzenleyip TIR’lar dolusu yardım malzemesi gönderenlerin de umrunda değildi. Türk Kızılayı’nın gönderdiği yardım malzemesi bile şehre sokulmadı. Amerikalıların operasyon sırasında napalm bombaları hatta kimyasal silah dahi kullandıkları iddia edildi. Tabi araştırıp soruşturan çıkmadı. Şimdi Suriye yönetimi kimyasal silah kullandı diye bombalanıyor sanıyorsunuz öyle mi? “Türkmen Dağı’nda soydaşlarımız katlediliyor” diyenlerin sesi daha geçen sene Tuzhurmatu’da peşmerge güçleri Türkmenleri katlederken neden çıkmadı.
Arap Baharı nasıl olduysa Amerikancı olan tek bir diktatörü hedef almadı. Ürdün’de krallık devam ediyor. Suudi hanedanlığı Arabistan’da tüm dehşetli varlığıyla saraylarda oturuyor. Katar’da Birleşik Arap Emirlikleri’nde demokrasinin esamesi okunmuyor. Amerikancı olmak şartıyla krallara dokunan yok. Bahreyn’de halkın silahsız eylemleri, eşitlik talepleri kurşunlarla bastırılıyor. 14 Şubat 2011’de ülke nüfusunun yarısı İnci Meydanı’nda toplandı. Kralın polisleri ve Suudi askerleri halkın üzerine ateş açtı. Yetmedi İnci Anıtı yıkıldı. Ne ABD ne de BM, Bahreyn kralını lanetlemedi.

Bahreyn Kralı'nın emriyle İnci Meydanı'ndaki anıt böyle yıkıldı
YEMEN'DE DE ÇOCUKLAR ÖLÜYOR
Bu sırada bir diğer savaş da Yemen’de sürüyor. Yemenlilerin ayaklanmasına Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon saldırıyor. 2015’de düğün evini bombaladılar, 2016’da cenaze evini. Her saldırılarında yüzlerce Yemenli katledildi. Siz hiç siyasal İslamcıların Yemen halkı için yürüdüğünü gördünüz mü.

Suudi Arabistan, Yemen'deki tek görme engelliler okulunu bile vurdu. Bir görme engelli çocuk ve elinde Suudi saldırısında ölen kuş. Siz bu çocuğu 'Halepli Bana' gibi hergün Batı televizyonlarında göremezsiniz.
NEDEN MUSUL'DA KATLEDİLENLER İÇİN SESSİZLER
Daha iki hafta önce ABD savaş uçakları Musul’da sivilleri katletti. 200 sivilin cansız bedenleri hâlâ Musul sokaklarında. İşte bu manzara altında AKP hükümeti Suriye’ye bomba yağdıran Trump yönetimine ‘Yetmez devamı gelsin’ diyor. ABD vurdukça yandaşlar coşuyor.

ABD katliamı sonrası toplu mezarlara gömülen Musullular
Orada İngiltere beslemesi 'Beyaz baretliler' olmadığından Anadolu Ajansı pek önemsemedi bu görüntüleri
Bakmayın Almanya’ya Hollanda’ya yönelik sahte kabadayılığa. “Gazze’ye yönelik ambargo kalkmadan ilişkiler başlamaz” diyen AKP, şimdi İsrail’le arayı yaptı. İsrail’in ezan yasağına çıtları çıkmıyor. Trump yönetiminin Müslümanlara vize engeli koyması, hatta İstanbul’dan ABD’ye hava yoluyla gidenleri potansiyel terörist gibi görüp uçaklarda elektronik cihaz taşımalarının engellenmesine bile adam akıllı tepki yok. 15 Temmuz’un üzerinden bir yıl geçmedi. Kalkışmanın arkasındaki ABD’yi Suriye’yi vurduğu için alkışlayanlar 15 Temmuz şehitlerinin kemiklerini sızlatmıyor mu?
Mesele ne Halep ne İdlib demedik boşuna. Nazım’ın dediği gibi “bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.”
Murat Şimşek