8 Şubat 2019 - 11:00
Hazreti Fatıma’nın (s.a) Kabri Nerededir?

Allame Durçei Ehlisünnet âlimlerinden biriyle düzenli olarak münazara ediyordu; bir gün rüyasında Emirülmüminin Ali’yi (a.s) gördü. Allame Durçei şöyle anlatıyor: Rüyamda Hazret bana şöyle buyurdu: Yarın münazaranın konusunu, “Hazreti Fatıma’nın kabri nerededir ve eğer malum değilse niçin malum değildir?” başlığına ihtisas ver. Uykudan uyandım; mevlam ile konuşmanın lezzetinden gözyaşı döküyordum. Heyecandan sabaha kadar uyuyamadım ve münazara saatini beklemeye başladım.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Allame Durçei Ehlisünnet âlimlerinden biriyle düzenli olarak münazara ediyordu; bir gün rüyasında Emirülmüminin Ali’yi (a.s) gördü. Allame Durçei şöyle anlatıyor: Rüyamda Hazret bana şöyle buyurdu: Yarın münazaranın konusunu, “Hazreti Fatıma’nın kabri nerededir ve eğer malum değilse niçin malum değildir?” başlığına ihtisas ver. Uykudan uyandım; mevlam ile konuşmanın lezzetinden gözyaşı döküyordum. Heyecandan sabaha kadar uyuyamadım ve münazara saatini beklemeye başladım.

Her gün olduğu gibi münazara saati geldi ve Sünni alim ile buluştuk ve söze başlama sırası o gün bende olduğu için ona dönerek şöyle söyledim: Bugün konuya başlamadan önce bir noktayı aydınlatmak istiyorum, sonra konuya devam ederiz. Birinci olarak, Peygamber Efendimizin tek hatırası Hazreti Fatıma’nın (s.a) kabri nerededir ve niçin o azametli hanımın kabri gizlidir?

Allamenin kendisi bu sorunun önemi hakkında şöyle söylüyordu: Bu oldukça köklü ve derin bir konudur; soru kısa olmasına rağmen cevabı oldukça uzundur ve karşı tarafın sağlam deliller ve ikna edici kanıtlar getirmesi gerekir ve konuyu tarihi açıdan ve Peygamberin vefatından sonra oluşan siyasi atmosfer açısından incelemesi gerekir.

Hazreti Fatıma (s.a) Rahmet Peygamberinin tek kızı ve hatırası idi. Hazret (s.a.a) onun elini öpüyordu ve onu bir gül gibi kokluyordu ve ben Fatıma’dan cennet kokusu alıyorum. Her zaman o benim bedenimin parçasıdır, diyordu ve onun hoşnutluk ve gazabını Allah’ın hoşnutluk ve gazabı sayıyordu ve ümmetin onun hakkına riayet etmesi ve saygıda kusur göstermemesi hususunda tekitle tavsiyelerde bulunuyordu. Ama Peygamberden (s.a.a) sonra ne oldu da onun kabri gizli kaldı; öyle ki Peygamberin kızının kabrinden kimsenin haberi yok! Hazreti Fatıma’nın kabrinin gizli olması konusu görünüşte kısa bir konudur, ama bu ailenin mazlumiyetinin tecelli ettiği bir aynadır ve Ehlibeyt’in hakkaniyetinin sağlam bir delilidir.

Allame Durçei şöyle devam ediyor: Bu sorudan sonra Sünni alimin rengi değişti ve birkaç lahza suskun kaldı; o asla böyle suskun durmazdı. Başını aşağı eğdi ve derin bir düşünceye daldı. Sonra kendisini zor bir şekilde kontrol eder bir halde dedi ki: Sayın Durçei! Bu Allah’a andolsun bu soru senden gelen bir soru değil. Yoksa bu uzun müddet içerisinde neden bunu sormadınız! Ben her gün seninle münazara ederken Hazreti Fatıma’nın kabrinin gizliliği konusunu ortaya atacağınızdan endişe ediyordum; zira kesinlikle buna verecek bir cevabım yok. Bu sırada bedenini bir titreme tuttu ve ağlayarak, “Sayın Durçei, bana söyleyin bu sözü size kim öğretti ve niçin şimdiye kadar bunu sormadınız? Çünkü bu konudan daha sağlam ve daha mantıklı bir konu yoktur” dedi.

Alame Durçei şöyle devam ediyor: Ondaki bu değişimi ve gözyaşlarını görünce olayı ona anlattım ve Emirülmüminin’in sadık rüyasını ona açıkladım. O Sünni âlim, İmam Ali’nin bu esrarengiz kılavuzluğunu duyunca şöyle dedi: Zehra ve Fatıma’ya andolsun ki ben ismet ve taharet ailesine çok değer veriyorum ve bundan önce de onlara inanıyordum; ama şimdi inancım daha da arttı. Tüm merhalelerde hakkın Ali’de olduğuna inanıyorum ve onun hakkının Beni Saide Sakifesi’nde elinden alındığına inanıyorum. Alevi adaletin dünyayı gülistana çevirmesine izin vermediler.

ABNA24.COM

Ekler