1 Ekim 2019 - 10:15
Türkiye'den Kıbrıs Türklerinin Haklarına Vurgu

Türkiye dışişleri bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin New York'taki üçlü oturumunun sonunda yayımladığı bildiriyi reddederek Ankara'nın Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmaya devam edeceğine vurgu yaptı.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu hususta şöyle bir bildiri yayımladı:

"Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanlarının katılımıyla 27 Eylül 2019 tarihinde New York’ta düzenlenen üçlü toplantının bitiminde yayımlanan ortak açıklamada yer alan ülkemize yönelik mesnetsiz iddialari külliyen reddediyoruz.  Yunanistan ve GKRY’nin uluslararası hukuka aykırı, maksimalist milli politikalarına son dönemde, AB ülkelerinin yanısıra, bölge ülkelerini de müdahil etmeye çalışmaları Doğu Akdeniz’de barış ve istikrara hizmet etmemektedir.  Bölge ülkelerinin Ege sorunları ve Kıbrıs meselesinde ne yetkileri, ne sorumlulukları, ne de söyleyebilecekleri bir sözleri vardır.  Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini yok saymaya ve izole etmeye yönelik, siyasi saiklerle atılan adımların başarılı olma şansı yoktur.  

Ayrıca Yunanistan’ın bir yandan bize işbirliği mesajları gönderirken, diğer yandan ülkemize karşı mesnetsiz iddialarda bulunması da samimiyetsizliğinin göstergesidir.  Bu ülkeleri bölgenin siyasi, ekonomik, coğrafi gerçekleriyle yüzleşmeye ve bu gerçeklerle uyumlu işbirliği politikaları izlemeye davet ediyoruz. Doğu Akdeniz'in istikrara, Kıbrıs meselesinin adil ve kalıcı bir çözüme kavuşmasının başka yolu yoktur. Bu bölgede Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin içinde olmadığı projeler hiç bir zaman etkin ve etkili olmayacaktır. Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz."

Türkiye ve Yunanistan'ın son yıllardaki gerilim dolu ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda doğal olarak New York bildirisi Türkiye'nin bu üç ülke ile ihtilaflarını şiddetlendirip Kıbrıs barış müzakerelerini de olumsuz yönde etkileyecektir. Gerçekte bu sürecin devam etmesi ile Kıbrıs barış müzakereleri de yeni engeller ile karşı karşıya kalacaktır.

Kıbrıs adası, Ankara ve Atina'nın 1974 yılında yaşadığı ihtilaflar ve askeri çatışmaların ardından Kıbrıs Türk Kesimi ve Rum Kesimi olmak üzere Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrıldı. Halihazırda Kıbrıs Cumhuriyeti adı ile bilinen Rum Kesimi hükümeti adanın üçte ikisini elinde bulundurmakta ve geri kalan üçte birlik bölüm de Türklerin kontrolündedir. Rumların yer aldığı bölüm ise Birleşmiş Milletler tarafından bağımsız bir ülke olarak tanınmış ve AB üyesi bile olmuştur. Buna karşın Kıbrıs Türk Kesimi sadece Türkiye tarafından tanınmış bir hükümettir. Şimdiye kadar ise BM ve diğer uluslararası kurum ve kuruluşların Kıbrıs sorunun çözümü ve iki kesimin birleştirilmesi için çabaları bir sonuca ulaşamamıştır.

Bu hususta Kıbrıs adasındaki Lefkoşa Üniversitesi tarih ve siyaset bölümü hocalarından Hubert Fassman şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur: "İki taraf arasındaki tansiyon git gide artmaktadır. Bu bir gerçektir."

Fassman, Guardian gazetesine verdiği mülakatta şöyle diyor: "Barış müzakereleri Kıbrıs açık sularında petrol ve doğalgaz rezervlerinin keşfi ve bulunmasının kurbanı olmuştur. Bu konu ise Kıbrıs meselesinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. "

Kıbrıs adası gerçekte Türkiye ve Yunanistan arasındaki en önemli sorun sayılıyor. İkinci Dünya Savaşının ardından çalkantılı bir dönemi geride bırakan bu ihtilaflar, şimdi  Doğu Akdeniz'de doğalgaz ve ham petrol keşiflerinin ardından daha da çetrefilleşmiştir. Aynı zamanda Doğu Akdeniz'de hidrokarbon kaynakların bulunması ile de yeni devletler de bu ihtilaflara eklenmiş oldu.

Amerika, AB ve NATO gibi Batılı kuruluşlar ve örgütleri ve Suudi Rejimi gibi devletlerinin Kıbrıs adasına müdahale etmesi ile görünen o ki bu ihtilaflar yeni bir aşamaya ayak basacaktır.

Suudi Arabistan dışişleri bakanı ise geçen hafta Kıbrıs adasına ziyarette bulunarak Riyad'ın Rum Kesimi'nin meşruiyeti ve hakimiyetini desteklediğine vurgu yapmıştı.

Aslında Yunanistan ve Kıbrıs hükümetlerinin Türkiye'yi sınırlandırmak ve Kıbrıs adasından kovmak için el birliği yaptıkları, buna karşın Türkiye hükümetinin de kendi tutumlarında ısrarcı olup bu adadaki siyasetlerini daha ciddi bir şekilde uygulamaya çalıştığı söylenebilir.

..........
340