İsrail basınında yer alan haberlere göre Çin yönetimi, savaşın başlamasından bu yana İsrail’e yönelik yeni yatırım projelerini askıya aldı. Direniş çevreleri bu gelişmeyi, küresel dengelerde yaşanan kırılmanın ve ekonomik baskı araçlarının etkisinin artması olarak yorumladı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a yönelik yaptırımların yalnızca ekonomik değil, toplumsal etkiler yaratmayı da amaçladığını söyleyerek Washington’un baskı politikasını açık ifadelerle savundu.
İngiliz yazar ve araştırmacı Phil Boween: Eğer Batılı hükümetler gerçekten İran halkının yaşam koşulları ve hakları konusunda kaygılıysa, siyasi reçeteler yazmak veya hükümet karşıtı kampanyaları desteklemek yerine, Tahran’a karşı uyguladıkları yaptırımları kaldırmalıdır.
BM Güvenlik Konseyi’nin İran nükleer anlaşmasını güvence altına alan 2231 sayılı kararının süresi doldu. Avrupa ülkeleri tek taraflı şekilde yaptırımları yeniden devreye sokarken, Tahran, Moskova ve Pekin bunu “hukuken geçersiz” ilan etti. İran yönetimi, “artık hiçbir kısıtlamanın geçerli olmadığı yeni bir döneme girildiğini” duyurdu.
Gazze Şeridi’nde süren çatışmalar ve Avrupa’daki artan siyasi baskılar, İsrail’in savunma sanayisini derinden sarstı. Yüz milyonlarca avroluk silah sözleşmelerinin iptal edilmesi ve devam eden yaptırımlar, milyarlarca dolarlık anlaşmaların tehlikeye girmesine neden olarak büyük savunma şirketlerini ağır bir finansal krizle karşı karşıya bıraktı.
ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın yasaklı faaliyetlerini desteklediği belirtilen geniş bir ağa yönelik yeni yaptırımlar açıkladı. Yaptırımlar, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Birleşik Krallık ve Hong Kong'da bulunan kişi ve şirketleri kapsıyor.
Avrupa Konseyi, Suriye'ye yönelik ekonomik yaptırımları resmen kaldırma kararı aldı. Karar kapsamında HTŞ rejiminin Merkez Bankası ile petrol ve pamuk sektörlerindeki şirketler dahil 24 madde yaptırım listesinden çıkarıldı.