10 Mart 2020 - 05:54
Yeni Delhi Polisi; Müslüman kıyımından sorumlu

Hindistan İçişleri Bakanlığı, yayınladığı bir raporda, Yeni Delhi polisinin bu ülkedeki Müslüman katliamından esas sorumlu olduğunu belirtti.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Hindistan İçişleri Bakanlığı yayınladığı raporda, başkent polisinin Yeni Delhi'de yaşayan Müslümanlar'a yönelik katliam olayının esas sorumlularından biri olduğunu çünkü zamanında ve yeterli şekilde durumu kontrol etmediğini ve Müslümanlar'ın malın ciddi zararları önleyemediğini duyurdu.

Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın raporunda, başkent polis şefinin tecrübesiz birisi olduğuna temasla, bu yeni komutanın kendi esas görevini hakkıyla yerine getirmediği ve zamanında harekete geçmediğini kaydetti.

Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın başkent polisini Müslümanlar'a karşı ölümcül şiddet eylemlerinden sorumlu tutması, Müslümanlar'a karşı radikal Hindular'ın vahşice saldırılarının bölgesel ve uluslararası düzeyde kınanması ve bu bağlamda yapılan baskı ve tepkilerin etkili olduğunu gösteriyor.

Son senelerde böylece ilk kez Hint yönetimi, polis veya güvenlik güçlerini Müslümanlar'a karşı şiddet eylemlerinden sorumlu tutmuş oldu.

Hindistan güvenlik servisleri ve hükümetinin kışkırtıcı politikaları ve ardından sessizlik ve eylemsizliği, bu ülkede Müslümanlar'a karşı ölümcül saldırılar ve girişimlerin tırmanması ve sürmesinde önemli rol ifa ettiği biliniyor.

Bu kez de, Hindistan Müslümanlarının Yeni Delhi dahil ülkenin farklı bölümlerinde radikal Hindular tarafından vahşice katliam edilmesi iktidar BJP partisinin anlamlı sessizliği ile karşılaştı. Radikal Hinduların Müslümanlara karşı başlattığı vahşi saldırılarında yaklaşık 50 kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişi de yaralandı.

Radikal Hinduların Müslüman topluma vahşi saldırılarının ülkede hakim olan ikitdar BJP partisinin  İslam karşıtı siyasetlerinden kaynaklandığı söylenebilir. Zaten son onyıllarda BJP'nin milliyetçilik ve aşırıcılık geçmişine baktığımızda da bu partinin destekleri ve kışkırtmaları ile Müslümanlara karşı organize saldırılar ve girişimlerin düzenlendiğini gösteriyor. Bu alanda Gujarat eyaletinde 2002 yılında Müslümanların katliam edilmesine değinilebilir.

O dönemde  mevcut Hindistan başbakanı Narendra Modi,  bu eyaletin başbakanı idi. Bu katliam sırasında ise yaklaşık bin kadar Müslüman hayatını kaybetmişti. Gujarat'ta Müslümanlara karşı yaşanan bu cinayette yerel yetkililer özellikle de Modi'nin elinin bulunduğuna dair deliller ve kanıtların olmasına rağmen  bir kaç ay önce Hindistan Yüksek Mahkemesi  bu hususta çıkardığı karar ile Modi'yi bu cinayet suçlamasından beraat ettirdi ve böylece Müslüman toplumun öfkesine neden oldu.

Hindistan'da Müslümanların radikal Hindular tarafından katliam edilmeleri ile ilgili son birkaç onyıldaki dosyalarda ise iktidarda bulunan hükümetlerin radikal grupları Müslümanlara karşı kışkırttığı apaçık ortada olmuştur. Bu arada 1992 yılında Babür Camisinin yıkılması ve bu olayda çıkan çatışmalarda binlerce kişinin ölmesine değinmek mümkün.

Son olarak da Hindistan'da çıkarılan yeni vatandaşlık yasasının ardından Müslümanların protesto gösterilerinden sonra yaşanan katliam olayları Modi hükümetinin radikal Hinduları kışkırttığını ve insanlık karşıtı girişiminde bulunmalarına zemin hazırladığını gösteriyor.

Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın başkent polisini radikal Hindular'ca Müslüman kıyımından sorumlu tutan raporu, Müslümanlar'a karşı şiddet eylemlerini durdurmak için gereken bir adım olsa da, yeterli değil. Yeni Delhi hükümeti, uygun politikalar ve başkent polis yetkililerini değiştirmek suretiyle Müslümanlar ve mallarına yönelik saldırıları tamamen durdurmalıdır.

Hint Müslüman camiası, hükümet ve yargıdan mevcut durumda radikal Hinduları tutuklayıp, mahkemeye çıkarmayı mevcut durumda bekliyor.

............
340