Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Söz konusu raporda Amerika dışişleri bakanlığı Tahran’ı kadınlar ve azınlıkların haklarını ihlal etmek ve muhalefeti bastırmakla suçladı.
İran İslam cumhuriyeti dışişleri bakanlığı sözcüsü seyit Abbas Musevi Amerika’nın söz konusu raporuna tepki olarak Amerika rejiminin insan hakları hakkında görüş bildirmede ahlaki, hukuki ve siyasi haysiyete sahip olmadığını belirtti.
Musevi dün Amerika başkanının bazı yıkıcı girişimleri bu cümleden ırkçı konuşmalar, mezhep ayırımını savunma, kadınları heves ve eğlence aracı olarak kullanma, bebek katili Suudi ve insanlık düşmanı Siyonist rejime desteklerine işaretle “Böyle bir rejim diğer ülkelere insan hakları reçetesi yazacak konumda değildir.
Amerika hükümeti insanlığa karşı cinayet ve ülke içinde ve dışında insan haklarını ihlallerle dolu bir karne ile kendisini diğer ülkelerde insan haklarını ölçme kıstası görüyor” dedi.
Buna dayanarak Amerika’nın insanlık dışı davranışlarının uzun listesinde yer almayan hiçbir ülke bulunmuyor. Uluslararası örf ve hukuka karşı bu davranış, artık Amerika yetkililerinin sıradan yöntemlerine dönüşmüştür. Ele alınması gereken konu ise hangi ülkeler insan haklarını savunduklarını iddia ediyor ve acaba insan hakları esasen böyle destkelere ihtiyacı var mı?
Amerika’nın yıllar boyunca İran’ın kahraman halkına karşı tehdit, siyasi ve askeri saldırıları, ekonomik terörizmi ve psikolojik savaşı, Beyaz Saray’ın kendine her türlü bahane ve konuyu İran İslam cumhuriyetine baskı aracı olarak kullanma hakkını tanımasına sebep olmuştur.
Bu davranışlar Amerikalı yetkililerinin, Koronavirüs hastalığının yayılmasından oluşan haber ve psikolojik ortamı ve hatta insanların ölümünü bile siyasi hedefleri için suiistimal edecek kadar ilerledi.
İran yargı erki insan hakları komitesi sekreteri Ali Bakıri Keni BM insan hakları konseyinin 43. Oturumunda “ilaç yaptırımı uygulayan ülkelerin insan hakları konseyi üyelik salahiyetleri olmadığını” belirtti.
Keni insan haklarının Amerika tarafından sistematik olarak ihlal edilmesi ve İran halkına karşı tek yanlı girişimlerine işaretle “ilaca yaptırım uygulayanlar sadece insan haklarını ihlal etmiyorlar, üstelik bizzat insanların katilidirler” dedi.
Gerçekler Amerika siyasetlerinin çelişki ile dolu olduğunu gösteriyor: uluslararası alanda ve insan haklarında siyasi gizlilik ve insafsız ve ırkçı davranışlar.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah seyyid Ali Hamenei bu bağlama ehlibeyt meddahları ve şairleri ile son günlerdeki görüşmesinde Amerika’nın her yerini cüzzam gibi saran ayırım, ırkçılık, yoksulluk ve cinayetlerle ilgili veriler ve sarsıcı gerçeklere işaretle, “Günümüzde Amerika 22 trilyon dolar borçla dünyanın en borçlu ülkesidir ve bu ülkede sınıf ayırımı her zamankinden daha korkunç ve daha fazlardır” dedi.
Ayetullah Hamenei Amerika’nın derin sorunlarından bir örneğini bizzat tanınan bir senatörden aktararak şöyle dedi:
“Bu politikacı Trump döneminde Amerika’nın en zengin 5 kişinin servetine en az 100 milyar dolar eklendiğini, üçünün servetinin Amerika nüfusünün yarısı kadar olduğunu söylüyor. İşçilerin %80'i yoksuldur ve aldıkları maaş hayatları için yeterli değildir. Her 5 Amerikalıdan sadece biri, reçeteli ilaçlarını satın alabiliyor ve son 50 yılda Amerikalı beyazlar ve siyah derililerin servetleri arasındaki fark 3 katına çıkmıştır.”
Bu gerçeklere göre İran dışişleri bakanlığı sözcüsü açıklamalarının devamında şöyle dedi:
Amerika’nın İran gibi diğer ülkeler ile ilgili rapor yazması, CIA’de Pompeo ve arkadaşlarının öğretilerine dayanarak çürümüş bir yöntem olarak hazırlanmıştır; bu yüzden her hangi bir değer ve itibardan yoksundur.
..........
340