7 Temmuz 2021 - 09:13
Üçüncü Uluslararası Amerikan İnsan Hakları Konferansı

İnsan hakları insanın zati ve fıtri olarak yararlandığı en temel haklardandır. Ancak insan hakları bayraktarı olduğunu düşünen Amerika pratikte en büyük insan hakları ihlalcilerindendir. Bu gerçeklerin bir bölümü Cumartesi akşamı İran'ın kutsal Kum kentinde düzenlenen üçüncü uluslararası Amerikan insan hakları konferansında tartışıldı.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Bu günübirlik konferansta üniversite hocaları, dahiler ve ilmiye havzasının tanınmış isimleri  Amerika'nın tarih boyunca işlediği cinayetleri ve reva gördüğü zulümleri, yeni İslami medeniyetin gerçekleştirilmesi gibi konuları tartıştı. 

Acaba Amerika'nın dünya genelinde işlediği cinayetlerin ne önemi vardır.  

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin eserlerini koruma ve yayma bürosu temsilcisi Mohsen Pakayin bu hususta,  Amerika'nın cinayetlerinin ifşa olmasının  bu ülkenin çöküşü ile doğrudan ilişkili olduğunu belirterek şöyle bir hatırlatmada da bulundu: "  İslam İnkılabı Liderinin  Amerikan insan hakları haftasında Amerikan cinayetlerine dikkat edilmesi talebi, propagandif ve dönemsel bir talep değil İslam İnkılabı sisteminin stratejik bir hedefidir. "

Mohsen Pakayin   Amerika'nın günümüzde dünyadaki  popülaritesini kaybettiğini  imajını düzeltmeye çalıştığını, ancak bunu yapmak için  dünya kamuoyunu da yanına alması gerektiğini  hatırlattı.  Bu yüzden  Amerika'nın dünya genelindeki insan hakları ihlalleri ifşa olunursa Amerika bunu yapamayacak ve kamuoyu nezdindeki popülaritesini de kaybedecektir. 

Irak'ta ve Afganistan çocukların ve kadınların katliam edilmesi, El Kaide ve IŞİD gibi terör örgütlerini kurarak bölgeyi güvensizleştirmesi, Münafıklar örgütü ve benzer terör çeteleri ve örgütlerini desteklemesi, İran yolcu uçağının vurulması ve de Saddam Rejimine  kimyasal silahlar vermesi  Amerika'nın insanlığa karşı cinayetlerinin sadece bir bölümüdür. 

Amerika insanların katliam edilmesi ve savaş cinayetlerinin gerçekleşmesinde  en önemli ve en büyük rolü oynamıştır.  Gerçekte  Amerikan devlet adamlarının insan hakları olarak adlandırdıkları şey  askeri ve diplomatik cinayetlerden başka bir şey değildir.  Suriye, Afganistan ve Irak gibi ülkelere yönelik saldırılar  ve insanların katliam edilmesi, İran dahil birçok ülkeye karşı maksimum yaptırımlar ve ekonomik terörizmin uygulanması Amerikan cinayetlerinin ufak bir köşesidir. 

Günümüzde dünya genelinde tanınan teröristlerin çoğu  Amerika ve kimi Avrupa ülkeleri desteği altında faaliyet gösteriyorlar.  Ancak yargılanmak yerine  Batı propagandası yardımı ile  sahte bir şekilde  siyasi aktivist ve  muhalefet olarak tanıtılıyorlar. 

ABD'nin insanlık dışı eylemlerinin sicili, Hiroşima ve Nakazaki'ye atom bombası atması, Afganistan ve Irak'ı işgal etmesi, cani İsrail rejimini desteklemesi ve Yemenli kadın ve çocukları öldürmek için Suudi Arabistan'a silah satması ve kanlı cinayetler gibi suçlarla doludur. En son da Amerika içerisinde ayrımcılığa ve adaletsizliğe karşı protestoculara baskı uygulamak bu sicilin baş tacıdır. 

Gerçek şu ki, diğer uluslara dayatmalarda bulunmak , Amerikan hegemonik sisteminin en önemli felsefesidir. Bunu akılda tutarak, Amerika Birleşik Devletleri diğer ülkelere terörist güçler gönderiyor. Bunun sonuçları Irak ve Afganistan'da görülüp yargılanabilir.  Son on yılların tecrübesi, ABD'nin bölgedeki müdahaleci varlığının hedeflerinden birinin de dayatma aracı sağlamak istediğini gösteriyor. İslam karşıtlığını yoğunlaştırmak ve asil İslam'ın fikirlerinin altında yatan insani ve toplumsal değerlerin devre dışı bırakmak Amerika'nın başka hedeflerindendir. 

Bu gerçekler göz önüne alındığında, bir yandan İslam medeniyetinin fikirlerini açıklamak ve teşvik etmek, diğer yandan Batı liberal demokratik sisteminin gerçek insan hakları düşmanı doğasını ortaya çıkarmak, insan hakları göstergelerini belirlemede stratejik olarak önemli olan, iki kilit bileşendir. Bu açıdan bakıldığında, bu tür konferansların bilimsel ve profesyonel bir bakış açısıyla düzenlenmesi, insan haklarının gelişmesi ve ilerlemesinin önünü açacağı ve aynı zamanda seçkinler ve düşünürler için gerçekleri ifade etme fırsatı vereceği ve Amerikan tek taraflılığına karşı ilerici İslami görüşler geliştirme fırsatı sunacağı söylenebilir. Ancak unutulmamalıdır ki Amerika ve insan hakları ihlalleri ile ilgili uzun uzadıya konuşmalar yapılmalıdır. 

342/