Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın Adıyla…
Hani Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrullah bir konuşmasında demişti ya “İzin verin bu kez sizinle bir Şii olarak konuşayım” diye..
Şimdi ben aziz dostlar!
Yaklaşık 5 yıldır bu ülkede Şii bir Müslüman olarak yediğim hakaretlerin sayısını unutmuş olarak konuşayım sizinle.
Müslüman kimliğimin namusum olduğu, dünyanın tüm erdemli insanlarının insanlıkta kardeşim olduğu bilincim saklı kalmak kaydıyla izin verin bugün bir Şii olarak konuşayım.
Bugünler Ali(as)’nin doğum günleri…
Daha bir duyguluyuz.
Zaten “gülmek size düşmez mi” diyeni haklı çıkarırcasına,
Kaç yüzyıldır gülmeye hasret yüzümüz daha bir buruk.
Biz doğmadan başlayan,
Biz yaşarken süren,
Gelecek nesile miras kalacak gibi görünen bir meselenin hakemi de çaresiz artık.
Hiç biri yetmedi.
Sakife,
Cemel,
Sıffın,
Nehrevan…
Hepsi Ali (as) içindi. Ali (as) içindi tüm tufanlar.
Yetmedi uyandırmaya fitneye yenik düşmüşleri.
Ali(as)’yi vurdular Ali için; mihrap kızıla boyandı. Utandı şafak, onlar kan ile aldı sabah namazının abdestini. Güneş, batışına daha bir hızla aldı yolunu; batıl etti vakit, namazı…
Fatıma(sa)’yı vurdular Ali(as) için; gecenin karanlığı yetişmeseydi nice olacaktı feveranın hali? Kim yardım edecekti izi bilinmez mezarın kazılmasına?
Hüseyin (as)’ni vurdular Ali(as) için;
Sonra Zeynebi esir ettiler; yalınayak… Kızgın çöller utandı takatsiz bedenlerden.
Sonra çocukları,
Sevenleri bu kez.
Sonra yine,
Yine sonra,
Yine,
Sonra…
Bitmek tükenmek bilmeksizin kin ve nefret…
Geldik şimdi günümüze.
Bak sen şu bizim yaptığımıza!
İşin mi yok, durmuşsun tüm okların üzerine atıldığı, kılıçların doğramak için birbiriyle yarıştığının yanında.
Ali (as) diyorsun.
Alevi diyorsun.
Şii, Muhibbi Ehl-i Beyt koymuşsun adını.
Bilmiyor musun dağların dahi taşıyamayacağı bir yük bu!
Bak! Öyle bir hesap ki bu; kapanmıyor.
Binlerce yılın her bir döneminde “Kimdi yanında duran çıksın ortaya” diye çağırıyor İbn-i Mülcem.
Zehri her daim tazeliyor
Çağdaş kılıç kuşanıcılar.
O kadar çoğalmış ki dilde avaz edenler.
Başımız birinin, bedenimiz diğerinin elinde.
Tarihi bilen,
Meseleyi bilen kim varsa “bitmez” diyor.
“Bitirmezler” diyor.
Bir hançer gibi saplanıyor yüreğimize bu söz.
Diyen de diyor aynısını…
Kabe’de doğmuştu oysa.
Yatağındaydı Sevgilinin.
Ki, şehrine kapı kılmıştı.
Kızına eş, kendine kardeş…
Bir Ali(as) gününde yine kafamda bin bir çözümsüz sorular.
Niye sevilir Ali(as)?
Niye nefret edilir Ali(as)’yi sevenlerden
*******
“KAÇ MÜSLÜMANLARDAN, SIĞIN MÜSLÜMANLIĞA”
Sayın Cumhurbaşkanı demişsin ki;
“Sayın Kılıçdaroğlu ben Kur’an ile büyüdüm, Kur’an ile yaşıyorum. Onu sen kendine söyle, kendi şahsında Kur’an’ın yerinin ne olduğu malum”
Keşke bu konuyu açmasaydın. Bugünkü halin Kur’an ile anılmasına, Kur’an açısından değerlendirilmesine, Kur’an’ın ortaya koyduğu değerler silsilesiyle değerlendirilmesine çağırmasaydın.
İyisi mi gel yine dön bu işten…
Bırak, karıştırma dini, kitabı…
Belki duyuyorsun, ya da ne bileyim kulağına gelir mi ki
Bu ülkede kaç ses yükseliyor dalga dalga:
“Kaç bu Müslümanlardan, sığın Müslümanlığa!”…
Muhammed Ak