11 Mayıs 2015 - 09:57
“Yemen Ahzab Savaşı” Tüm Münafıkları Faş Etti!

Yegane slogan ve şiarları: “Allahu Ekber! Amerika’ya ölüm! İsrail’e ölüm! Kahrolsun Siyonizm! Zafer İslam’ın!” olan; ekonomik, sosyal ve siyasal olarak mazlum ve mustazaf ancak inanç, yaşayış ve ideolojik olarak izzet, onur ve haysiyet dolu mücahid ve kahraman bir halkın gerçekleştirdiği “Halk/İslam İnkılabı”nı boğmak için tüm siyasi, politik, askeri ve lojistik güçlerini seferber edenlerin tümü münafıkların ta kendileridir!

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla

Bir kısım tarih felsefecilerinin dillendirdiği önemli bir teori vardır: “Bugün İslam dünyasını sarmalamış ümmetin boğuşmakta olduğu hangi dinsel, siyasal, sosyal problem varsa, o problemin esas kökeni İslam’ın ilk asrındadır. İslam dünyasına ait bu türden bir problemi doğru tahlil ve analiz edebilme, çözüme kavuşturabilme de ancak o problemi esas kökleri ile kavramakla mümkündür.

Bu minval üzere İslam toplum ve coğrafyasında var olan problemlerin esas çözümü, problemin esas köklerinin yer aldığı İslam’ın ilk asrındadır. İslam’ın ilk asrını doğru okumak, doğru tahlil etmek ve doğru tanımlamaktadır.

Hak ve batılın karakteri değişmez. Zaman sürecinde değişen sadece araç ve argümanlardır. İşte bu pencereden baktığımızda görüyoruz ki; çağdaş siyasi gelişmeler, ne kadar da tarihsel ana örneklere benziyorlar.       

Mevcut iktidar ve egemenliklerini korumak, komşu coğrafya ve hükümetlere vaziyet etmek isteyen makyavelist zihniyetin başlattığı “Suriye Vekalet Savaşı”; ortaya konulan iddialar ve izlenen siyasetle ne kadar da “Sıffin Savaşı”na benziyor. İnsan, esasta emperyalizm ve siyonizmin hedefleri için kotarılmış bu savaşı ümmete dayatan lideri/liderleri görünce: “Acaba bu Muaviye mi?” demekten kendini alamıyor!

İslam ümmetine en son dayatılan mütecaviz taarruz ise; mustazaf, mücahid ve kahraman Yemen halkının gerçekleştirdiği “İslam İnkılabı”nı hedef alan, önce “Kararlılık Operasyonu” ardından ise “Umudu Yeniden Tesis Etme”olarak adlandırılan saldırı oldu.

Basiret ve feraset ehlinin “Suud-i Amerika” olarak adlandırdığı Arabistan öncülüğünde Mısır, Pakistan, Fas, Ürdün, Katar, BAE, Kuveyt, Bahreyn, Sudan’ın bizzat katılarak, pek çoklarının siyasi ve lojistik destek sunarak oluşturdukları “koalisyon” eliyle gerçekleştirilen “Yemen Savaşı”, yukarıda zikrettiğimiz anlayışla ele alındığında, tüm İslam düşmanı hiziplerin birleşerek Hz. Peygamber (s.a.a)’e dayattıkları “Ahzab Savaşı” ile birebir örtüşmektedir.

Mütecavizlerin “Kararlılık Operasyonu” olarak isimlendirdikleri bu gayrimeşru savaşın gerçek adlandırılması “Yemen Ahzab Savaşı” olmalıdır!

Öncesi, gelişimi ve sonuçları itibariyle “Ahzab Savaşı”, İslam tarihin en önemli dönüm ve kırılma noktalarından biridir. Öyle ki, konu Kur’an-ı Kerim’de akıl ehline kıyamete ibret ve yol gösterici olsun diye “Ahzab” adıyla özel bir surede ebedileştirilmiştir.

Ahzab Savaşı, basiret sahipleri açısından pek çok hikmet ve siyaset içermektedir. Kanaatimce bunların en önemlisi, münafıkların nitelik ve nicelik olarak kamilen açığa çıkmış olmalarıdır. Kur’an-ı Kerim’de, Ahzab Savaşı üzerinden İslam ümmetinin tüm zamanlarda münafıkları teşhis edebilmeleri, yüzlerindeki maskeleri yırtabilmeleri ve onlara karşı gerekli tedbirleri üretebilmeleri için münafıkların niteliklerini evrensel ilkeler olarak ortaya koymuştur.

Yemen Savaşı, çağdaş bir “Ahzab Savaşı” rol ve görevini ifa etti. Tüm münafıkların maskesini düşürdü. Akıl ve hikmet sahipleri açısından tüm münafıkların faş olmasını temin etti.

Peki, kim bu münafıklar?

Yegane slogan ve şiarları: “Allahu Ekber! Amerika’ya ölüm! İsrail’e ölüm! Kahrolsun Siyonizm! Zafer İslam’ın!” olan; ekonomik, sosyal ve siyasal olarak mazlum ve mustazaf ancak inanç, yaşayış ve ideolojik olarak izzet, onur ve haysiyet dolu mücahid ve kahraman bir halkın gerçekleştirdiği “Halk/İslam İnkılabı”nı boğmak için tüm siyasi, politik, askeri ve lojistik güçlerini seferber edenlerin tümü münafıkların ta kendileridir!

Söylem ve görüntü itibariyle İsrail karşıtı rol yapıp racon kesen ancak İsrail ve siyonizme meydan okuyan Ensarullah’ı düşman ilan etmede İsrail ile aynı safta olmada beis görmeyenlerin tümü münafıkların ta kendisidir!

Mazlum ve mustazaf bir halkın günlerce bombalanması, emperyalizm ve siyonizmin yüreğine korku salmış bir inkılap hareketinin boğulması girişimi karşısında kalem, söz, kamera ve mikrofonlarını kralların ve iktidar sahiplerinin hizmetine sunanların tümü münafıkların ta kendileridir!

“Biz halkların yanındayız!” yalanı ile yıllardır “cihadist terörist”lere her türden lojistik temin ederek bölgedeki fitne ateşine odun taşıyan ancak saldırılar kadar açlık, tıbbi yetersizlik ve diğer fakr-u zaruretler dolayısıyla ölüme mahkum edilen mazlum Yemen halkı için yardım toplamayı gündemine bile alamayanların tümü münafıkların ta kendileridir!

Amerikan emperyalizmi ve gasıp siyonizmin Yemen üzerindeki plan, hile, desise ve emellerinden zerre kadar bahsedemeyen ancak halkın Amerikan kuklası yönetimi devirmesini “Fars yayılmacılığı” ile izah edip, olup bitenle ilgili olarak “İslam İnkılabı”nı suçlayanların tümü münafıkların ta kendileridir!

“Yemen İslam İnkılabı”nı itibarsızlaştırma ve işledikleri cinayetleri meşrulaştırma için mezhepçilik ve kavmiyetçilik elbiselerini kuşanarak emperyalizm ve siyonizmin çanağına su taşıyan her türden uşak, yandaş ve haset sahiplerinin tümü münafıkların ta kendileridir!

Muntazar Musavi