12 Mayıs 2015 - 14:09
İçeride aldatan, dışarıda ise saldıran

"...AKP hükümetinin iç siyaset politikaları kamuoyunu aldatmak, dış politikada ve özellikle bölgesel alanda Amerika ve NATO'nun yayılmacı politikalarını yürütüp, komşu ve İslam ülkelerine karşı düşmanca tutum izlemek temelinde kurulmuştur."

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İran'da İslam inkılabının zaferi bütün emperyalist güçlerin bölgesel hesaplarını alt üst etti. Türkiye başta olmak üzere İslam ve Arap ülkelerinde halk kitleleri İslam İnkılabı'ndan ilham alarak anti-emperyalist, anti-Siyonist ve özgürlükle bağımsızlık mücadelesinde yeni bir süreç ve arayış başlattılar.
 
Bu İslami diriliş ve uyanışı saptırmak amacıyla Amerika, İngiltere ve dünya Siyonizmi paralel yapılanmalar oluşturmaya çalıştılar. Bundan amaç, İran İslam Cumhuriyeti'ni Şii temelinde inkılap yaptığı iddiasıyla İslam ülkelerindeki ilhamını etkisiz hale getirmekti.
 
Bu amaçla el-Kaide gibi Ehl-i Beyt düşmanı, tekfirci terör örgütleri kuruldu ve "Sünni" devrimciler olarak halka dayatılmaya çalışıldı. İran el-Kaide ve Taliban tipi selefi Vahhabi tekfirci terör örgütleriyle kuşatılmak istendi.
 
Buna ilaveten Arap Yarımadası'nda ve Fars Körfezi bölgesinde petrol ve doğalgaz yataklarını yağmalamak, Müslüman milletler arasında işbirliği ve dayanışmayı engellemek amacıyla Amerika ve İngiltere direktifleri doğrultusunda dikta ve hunhar Suudi Arabistan rejimi önderliğinde Fars Körfezi İşbirliği Konseyi kurulup, yüz milyarlarca dolar silah bu küçük ve uydu Arap rejimlerine satıldı. Suudi krallık rejimi ve Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üyesi dikta ve hanedan rejimleri ayakta kalmak amacıyla Filistin ve Lübnan halkına devlet terörü dayatan ırkçı İsrail rejimiyle gizli ve açık işbirliğini kabul ettiler.
 
 
Laik dikta kesimler iş göremez hale gelince AKP'nin liderlik kadrosuna görev verdiler
 
AKP hükümeti öncesi, askeri ve Laik dikta kesimler de benzer rol üstlendiler. Türkiye Müslüman halkını sindirmek amacıyla Amerika ve NATO'ya tam bir teslimiyet içine girip, Türkiye ile terörist ve gayri meşru İsrail rejimiyle stratejik işbirliğini geliştirip, Siyonizm'in koruyucu kalkanına dönüştüler.
 
Fakat bu fitne ve komploları artık işlemez olduğu için İran merkezli İslam İnkılabı'na yeni bir paralel yapılanma oluşturmak amacıyla rahmetli Necmeddin Erbakan'ın haklı olarak öngördüğü gibi Siyonist lobilerle ilişkili AKP'nin liderlik kadrosuna görev verdiler.
 
 
Bu görev Türkiye Başbakanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın;
 
- BOP Eşbaşkanlığı yükümlülüğünü üstlenmesi ve ardından "Model ortaklık" temelinde aynı görevi sürdürmesi,
- Çarpık "ılımlı İslam"ı uygulayıp Türkiye ve bölgedeki Müslüman milletleri "hakiki ve inkılapçı İslam"dan uzaklaştırması,
- Askeri yönetimlerden bıkan Türkiye halkını ılımlı İslam ve demokratikleşme adına aldatması,
- Amerika ve NATO sultasının Türkiye ve bölge ülkelerinde pekiştirmesi,
- NATO'nun Fars körfezi ve Kafkaslarla Baltık Denizi'ne yayılmasının desteklemesi,
- Soykırımcı İsrail rejiminin işbirliğiyle Irak ve Suriye'nin demokratikleştirme adına bölüp parçalama sürecinin başlatılması,
- Suriye ve Irak'ın gerici dikta Arap rejimlerinin safına katılmasının sağlanması,
- İran'ın tekfirci paralel yapıyla etkisiz hale getirilmesi,
- Lübnan ve Filistin eksenli Suriye desteğinde anti-Siyonist direniş cephesinin çökertilmesiydi.
 
AKP hükümeti Amerika ile Siyonizm'in direktifleri doğrultusunda Türkiye halkını aldatmak ve hükümetini sürdürmek amacıyla yeri gelince Türk milliyetçiliğine ve Türk dünyasını koruyup kollama iddiasında bulunuyor... Yeri gelince Osmanlı müdafisi olup, katil sultan Yavuz Selim ve Sultan Süleyman vârisi olduğunu ileri sürüp, onlar gibi Alevi-Şii katliamı ve mezhep savaşını körüklemeye çalışıyor. Yeri gelince de Kuran'ı Kerim'i seçim meydanlarında kullanıyor.
 
 
Acaba;
 
- Kur'an'ı Kerim'in Şeriatlarını reddeden AB müktesebatına bağlılık stratejisini uygulamak,
- NATO'nun insanlık ve İslam alemine karşı saldırgan ve sultacı girişimlerini desteklemek,
- Amerika'nın işgal ve katliam girişimlerini stratejik ortaklık olarak himaye edip, emir kulu olarak hareket etmek,
- Türkiye topraklarını Amerika'nın nükleer silah deposu yapmak,
- Amerika'nın füze kalkanını konuşlandırıp, komşu ve İslam ülkelerini tehdit etmek,
- Türkiye topraklarını Amerika askeri ve istihbarat casusluk merkezine dönüştürmek,
- Siyonist İsrail rejimiyle işbirliğini askeri yönetimlerin dönemine kıyasla daha da arttırıp, pekiştirmek, Kur'an'ı Kerim'e bağlılık gereği midir?
 
AKP hükümeti, Türkiye halkının anti-Siyonist düşünce ve duygularını suistimal etmek ve oy kazanmak amacıyla katil Natanyahu rejimiyle horoz dövüşü yapıyor. Fakat Siyonizm'i resmen tanıyor ve Filistin halkına karşı ihanetlerini sürdürüyor. Selefi Vahhabi Suudi krallık rejimiyle birlikte Irak ve Suriye'de tekfirci terörizmi kullanıyor. Suriye üzerinden Siyonizm'i reddeden ve ırkçı İsrail rejiminin işgal ve saldırılarına direnen ve soykırımcı İsrail rejimini hezimete uğratan, Filistin halkının kurtuluş savaşını silah ve lojistik açıdan destekleyen Lübnan Hizbullah'ına karşı tekfirci teröristleri kullanarak savaş açıyor.
 
AKP hükümeti, IŞİD, Nusra Cephesi, Fetih Ordusu, İslam Cephesi, İslam Ordusu gibi tekfirci vahşi selefi Vahhabi teröristler aracılığıyla Suriye , Irak ve Yemen'de kan akıtıyor. Elbette bütün bunları Amerika'yla "model ortaklık" temelinde gerçekleştiriyor. Amerika, AKP hükümetini İslam ve bölge ülkelerine karşı bir maşa olarak kullanıyor.
 
AKP hükümetinin Suudi Arabistan liderliğindeki sözde koalisyon güçlerinin Yemen'de halkı ve çocukları napalm bombalarıyla yakmasını, Yemen'de "azınlıkta olan" Husilerin hakimiyetine son verme olarak yansıtıp, askeri ve istihbarat ile lojistik destek veriyor. AKP Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun iddiasına göre, "azınlıkta olan" Husiler İran'ın desteğinde Yemen'i ele geçirip, bu ülkeye kriz dayattılar. Bu nedenle Türkiye hükümeti Suudi Krallığı'yla aynı çizgide hareket etmektedir. Bu akılsız iddiayla ilgili olarak akla gelen soru şudur ki; Husiler azınlık ise, Amerika uydusu ve Suudi krallık rejiminin uzantısı Mansur Hadi Yemen halkının çoğunluğunun temsilcisi ve cumhurbaşkanıysa, niçin kaçıp Arabistan'a sığındı?
 
AKP demokratik ilkelere bağlıysa, yaklaşık beş bin kişiden oluşan, hiçbir halk meşruiyetine sahip olmayan, seçilmemiş olan Suudi hanedan rejiminin mezhepçi ve tekfirci politikalarını bütün bölgesel gelişmeler konusunda desteklemektedir. Hatta Amerika'nın direktifleri doğrultusunda dikta ve hunhar Suudi krallık rejimi karşısında elpençe divan durmaktadır.
 
AKP hükümetinin iç siyaset politikaları kamuoyunu aldatmak, dış politikada ve özellikle bölgesel alanda Amerika ve NATO'nun yayılmacı politikalarını yürütüp, komşu ve İslam ülkelerine karşı düşmanca tutum izlemek temelinde kurulmuştur.
 
İşte bu nedenle Türkiye toplumunda Alevi ve Şii kesimlerle gerçek İslamcılar, aydınlar ve Kürtler arasında büyük bir itibar kaybına uğramış ve komşu ülkelerle de Siyonist rejim ve dikta Arap rejimleri lehine ilişkilerini gerginleştirip, hatta savaşın eşiğine gelmiştir.
 
 
Seyid Ali Gaemmagami