10 Temmuz 2015 - 05:41
ABD Suriye’de ‘Sahva’ peşinde mi?

ABD’nin Suriye’yi “adem-i merkeziyetçi” bir yönetime doğru zorlayacağı tartışılırken, Sünni aşiretlere yönelik yeni bir hamle başladı. Ürdün ve Suudi Arabistan’ın aşiretleri “devşirmeye” çalıştığı öne sürülürken, ABD, Irak’taki “Sahva” benzeri bir oluşumun peşinde.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-ABD’nin Suriye’yi “adem-i merkeziyetçi” bir yönetime doğru zorlayacağı tartışılırken, Sünni aşiretlere yönelik yeni bir hamle başladı. Ürdün ve Suudi Arabistan’ın aşiretleri “devşirmeye” çalıştığı öne sürülürken, ABD, Irak’taki “Sahva” benzeri bir oluşumun peşinde.

Suriye’deki emperyalizm destekli savaş 5. yılını doldurmaya yaklaşırken, ülkenin idari yapısını değiştirmeye yönelik hamleler de hız kazandı.

Son aylarda “Esad’ın gidişi yakın” tartışmaları alevlenirken, Suriye içerisinde bazı korunaklı bölgeler ve “konfederal bir devlet” önerisi de gündeme geliyor.

Bu planın bir parçası olaraksa, Suriye’deki Sünni aşiretlerin Körfez ülkeleri, Ürdün ve Batı tarafından “IŞİD ve Esad’a karşı mücadele”nin bir unsuru haline getirilmesine uğraşılıyor.

SÜNNİ AŞİRETLERLE BATI-KÖRFEZ GİZLİ GÖRÜŞMELERİ
Dün İngiliz gazetesi The Independent’ın yaptığı bir habere göre, Suriye’deki Sünni aşiretler “iç savaş”ı bitirmek için yeni bir koalisyon oluşturdu.

Daha önemli olan iddiaya göreyse, bu aşiretlerin reisleri, Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ve ABD Başkanı Barack Obama’nın IŞİD’le mücadeledeki özel temsilcisi General John Allen ile gizli görüşmeler yapıyor.

ABD ve BM’nin yanı sıra, Körfez ülkelerinin bakanları ile de görüşen aşiretler, yakında Ürdün Kralı Abdullah ile de bir toplantı yapacak.

11 aşiret lideri, 2 hafta önce Cenevre’de Mistura ile buluşarak, Suriye yönetimi ile anlaşma için yardım istedi.

Allen ise, bazı aşiret liderlerini çağırarak, IŞİD’e karşı savaşta “ılımlı” ve uygulanabilir savaş gücü yaratmakla görevlendirdi.

Allen’ın bu çağrısının, ABD’nin Irak işgalinden sonra 2006-2008 yılındaki kanlı iç savaşa yol açan ve Sünni aşiretlerden El Kaide’ye karşı savaş için oluşturulan “Sahva (Uyanış)” birliklerini hatırlattığının altı çiziliyor.

AŞİRETLER TEREDDÜT EDİYOR
Bununla birlikte, aşiretler tarafından oluşturulan “Suriye Aşiretler ve Klanlar Koalisyonu” liderleri ABD inisiyatifine kuşkuyla yaklaşıyor.

Koalisyon liderleri, yabancı güçler tarafından yönlendirilmemeye kararlı olduklarını belirtirken, Suriye’nin içinde bulunduğu durumun yabancı müdahalesinden kaynaklandığına dikkat çekiyor.

ABD, aşiretlerden IŞİD’e karşı savaş isterken, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri Esad’la mücadele etmelerini talep ediyor. Ürdün konusunda ise, aşiretler, Kral’la görüştükten sonra karar vereceklerini söylüyor.

Annaza aşiretine bağlı Uteyfi ailesinden Eyid el-Uteyfi, ilk hedeflerinin planlı bir strateji için birleşik cephe olduğunu, böylece aşiretler arasındaki farklılıkların önüne geçmeye çalıştıklarını söyledi.

Öte yandan, Cenevre’de buluşan aşiret liderlerinin hepsi Esad karşıtı olmasına rağmen, aynı aşirete bağlı ailelerin bazıları hala Esad’a bağlı.

Eyid, IŞİD’e karşı kendilerinin zaten savaştığını, bunun için ABD hava saldırılarına ihtiyaç duymadan yaptıklarını da sözlerine ekledi.

Aşiret lideri, “ABD neden Suriye’de Kürtlere ve Irak’ta Şiilere destek verirken bize destek vermedi?” diye sordu.

Aşiretler, “Esad barış istiyorsa konuşabiliriz” derken, ABD ve Mistura’nın Esad’a yeterince baskı yapmadığını öne sürüyor.

Suriye Parlamentosu’nun bir üyesi olan Humuslu aşiret lideri Şeyh Navaf el-Mülhem, tamamiyle IŞİD’e ya da Nusra’ya biat etmiş tek bir aşiret bile gösterilemeyeceğini savunuyor.

2014 yılında IŞİD’e karşı ayaklanan Şaytat aşiretine mensup 900 erkek, IŞİD tarafından katledilmişti.

ÜRDÜN KRALI’NA RET GELMİŞTİ
Bir süre önce çıkan haberlerde, Esad yanlısı aşiret liderlerinin Ürdün Kralı’nın Suriye ve Irak aşiretlerini “ayartma” çabaları sert bir şekilde eleştirdiği ortaya çıkmıştı.

Kral 2. Abdullah “Doğu Suriye ve Batı Irak’taki aşiretleri desteklemek ulus olarak görevimiz” deyince, Tey aşiretinden Şeyh Muhammed Fares el-Abdurrahman, “Suriye aşiretleri, kendilerini ulusal, Suriyeli ve Arap özünden uzaklaştırmayı hedefleyen çağrıları ya da korumaları şiddetle reddetmektedir” cevabını vermişti.

Abdurrahman, Ürdün Kralı’nın “teröristleri desteklemekle” de suçlamıştı.

HASEKE’DEN DERA’YA UZANAN HAT
Suriye’de aşiretlerin en kuvvetli olduğu bölgeler, kuzeydoğuda Haseke’den başlayıp Deyrezzor’dan geçerek güneyde Dera’ya uzanıyor.

Bunun yanı sıra, sınırların 100 yıl önce yapay olarak çizilmesi nedeniyle, bir ülkede yaşayan aşiret, başka ülkelere doğru da yayılmış durumda. Örneğin Haseke’de el-Tay aşireti Irak’ta Musul’a kadar genişlemişken, Deyrezzor’daki Şaytat aşireti Anbar’a, Şammar aşireti ise Suudi Arabistan’a kadar yayılıyor.

Aşiretlet “muhalefet” ile yönetim arasında bölünmüş durumdayken, “muhalefet”teki aşiretler de kendi içinde bölünmüş durumda. Örneğin Ebu Cemel aşireti Nusra Cephesi’ne biat ederken, El Bekir aşireti IŞİD’den yana. Özellikle Deyrezzor’da, bu iki aşiret birbiriyle zaman zaman sert şekillerde karşı karşıya gelmişti.

Bu bölgelerin önemli olmasının nedenlerinden birisi, zengin petrol yatakları. Bölgedeki aşiretler, petrol sahalarını kontrol ederek buradan çıkan ürünleri silahlı gruplara satıyor. Şaytat ile IŞİD arasındaki kanlı savaşın nedenlerinden birisi de buydu: Şaytat aşireti, toplam 21 petrol kuyusunu elinde bulunduruyordu.

Suriye’nin 3 zengin petrol bölgesi, hattı da ortaya çıkartıyor: Rakka’dan Haseke’ye uzanan hat, Fırat Nehri üzerinden giden hat ve Humus’un doğusundan (Palmira) Deyrezzor ve aşağıya doğru uzanan koridor.

IŞİD’in Suriye’nin doğusu ile Irak’ın batısını kontrol ediyor oluşu, İran, Irak ve Suriye arasındaki petrol transferini de büyük sekteye uğratıyor. Kerkük boru hattı tartışmaları sırasında (hat Kerkük’ten Suriye’nin Banyas limanına akacaktı) İsrail alternatif olarak Ürdün’den geçen ve Kerkük’e uzanan hattı Hayfa’ya bağlamaya çalışıyordu.

‘SAHVA’ NEYDİ?
Sahva, ya da Uyanış birlikleri, 2005 yılında Anbar’da Irak El Kaidesi ile savaş için ABD desteğiyle Sünni aşiretleri birleştirmeyi hedefliyordu.

Maaşları ABD tarafından ödenen bu birliklere bağlı milisler, sözde El Kaide’ye karşı savaşıyordu. Ancak bu birliklere bağlı birçok gurubun daha önce El Kaide saflarında savaştığı, bazılarının da daha sonra saf değiştirdiği ortaya çıkmıştı.

Dönemin Başbakanı Nuri Maliki’nin Sahva gruplarını Irak güvenlik güçlerine entegra etmekte çekinmesi üzerine, milislerin çoğu IŞİD’e biat etmeye başladı.