Yön Radyo, Çin’de yaşayan Türk gazeteci Sadi Kaymaz ile bir röportaj gerçekleştirdi. Uygur Özerk Bölgesi'ne giden Kaymaz ile konuşan Yön Radyo’dan Ulaş Can’ın haberi şöyle:
İki gündür Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndesiniz. İlk izlenimleriniz neler, Ramazan orada nasıl geçiyor ?
Sadi Kaymaz: Bilgi kirliliği bu sene hem Twitter hem Facebook olsun o kadar yoğunlaştı ki gece bile telefonum çalıyor. "Sadi Bey iyi misin, orada oruç tutabiliyor musun?" diye… Önceleri gelir geçer diye karşıladım ama kız kardeşim bile arayıp, ağabey oralarda ne oluyor diye sorunca biz de şaşırdık. Neden şaşırdık, anlatayım... Ben gazetecilik yapıyorum. Pekin'de yaşıyorum ve çok defalar Sincan'a geldim, Kaşgar'a geldim, Urumçi'ye geldim. Pekin'in aşağı yukarı 5 bin senelik geçmişi var. Müslümanlık da kendi yapısı kendi dokusu içinde var. Annem babam da çok rahat ibadetlerini yerine getiriyorlar ama o kadar büyük bir bilgi kirliliği oldu ki bizim de içimizde ufak bir şüphe olmadı diyemem. Dün sabah erkenden Pekin'den çıktık yaklaşık 4 saatlik bir yolculuğun ardından Urumçi'ye geldik. Urumçi biliyorsun bölgenin merkezi. Özerk bölgenin başkenti. Uçakta şöyle bir anons geçti. Bugünkü menümüzde tavuklu pilav ve dana pilav var dediler. Ve sonradan bir cümle eklediler, Çin'in devlet şirketi Air China dedi ki "bütün yiyeceklerimiz helaldir." Bu önemli, neden önemli 1 milyarlık bir nüfus var Çin'de ve bunun sadece 23 milyonu Müslüman ve Özerk Bölge'nin toplam nüfusu 20 milyon ama yine de buraya uçarken böyle hassasiyet gösteren bir devlet düşünün. Neden zorla insanlara oruç bozdursun. Oruç bozdurmak için zorla neden içki içirtsin?
YÖN Radyo : Bilmeyenler için söyleyelim. Çin'de Uygurlar'dan çok daha fazla sayıda Çinli Müslüman var doğru mu ?
Sadi Kaymaz: Tabii çok doğru. 23 milyon Müslüman var. Çoğunluğu Çin kökenli Müslümanlar onun dışında sadece Uygurlar da yok. Uygurlar belki de 2. büyük Müslüman grup fakat onun haricinde ülkenin özellikle batısında Kazaklar var, Kırgızlar var pek çok etnik grup var. Yine Moğol etnik kökenine mensuplar var. Çinliler Müslümanlıktan çok uzak değiller. Hepsi ibadetlerini her zaman olduğu gibi yerine getiriyorlar. Urumçi''ye indikten sonra camiye gidelim dedik. Gittik namaz vakti değildi. Bir imam ve bir müezzin vardı onlarla biraz konuştuk. Etrafı biraz kolaçan ettik. Ne oluyor ne bitiyor. Camiye giriş yasak mı değil mi ? Etrafta polisler var mı yok mu ? İnsanlar burada ibadet yasaklandı mı diye soruyorlar ama bizim burada bunu sormamız saçma olacak çünkü insanlar zaten ibadetlerini yapıyorlar. Çünkü her şeyiyle belli ki insanlar camiye girip çıkıyorlar. Bir sorun yok. Cami açık. Derken camiden çıktık. Akşam oldu. Uygurlu bir aileye konuk olduk. Kalabalık bir Uygurlu aile. 75 yaşında bir amcamız varmış. Mehmet Amca. Orayı da tasvir edeyim biraz. Bildiğin bir Anadolu ailesi. Oruçlarını açmamışlar bizi beklemişler. Sonra Mehmet Amca dedi ki "ben gidiyorum", camiye teravih namazını kılmaya gitti. Biz de gittik camiye namaz vakti. Caminin avlusu da doluydu. Herkes rahatça girip çıkıyordu. Yalnız orada bir tek şey var. Camiye girişlerde metal dedektörlerle çanta taraması yapılmak isteniyor. Bundan dolayı belki yanlış anlamalar olabilir. Ama kimlik tespiti gibi bir şeyler kesinlikle söz konusu değil. Bu da belki radikal grupların bizim de sınırımıza dayandığı dönemdeki gibi Çin'de kendisine karşı böyle bir tehlike görebiliyor.