Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-Suriye'nin Fua ve Kefraya kasabaları 40 bine ulaşan nüfusuyla 4 yıldır kuşatma altında. Mart ayında elektrik ve suları da kesilen kasabalara cihatçıların saldırıları giderek artıyor
Yaz ayında cihatçıların kurduğu Fetih Ordusu'nun Türkiye üzerinden Mart sonunda başlattığı saldırıyla neredeyse tamamı yitirilen İdlip'te iki küçük kasaba Fua ve Kefraya. Vekalet savaşı öncesinde Şii kasabaları olarak bilinen ve nüfusları toplamı ancak 10 bin olan kasabaların nüfusu, bugün Sünni, Şii, Alevi ve Hıristiyan sığınmacılarla 40 bine ulaşmış durumda. Cihatçıların saldırılarından kaçan milyonların önemli bir kısmı devletin elindeki güvenli bölgelere göçerken, buralara gidemeyenler ya yurt dışına çıktı ya da güvenli olduğu düşünülen kimi yerlerde sıkıştı. Fua ve Kefraya tam da böyle bir bölge. Savaşın başında kuşatma altına alınan kasabaların elektrik ve suları da Mart ayı başında cihatçılar tarafından kesildi. Bunların dışında yakıt, ilaç, gıda gibi malzemelerde de ciddi sıkıntı yaşanıyor. İki kasabanın malzeme nakli günde iki kere bölgeye gelen Suriye Ordusu helikopterlerince sağlanıyor. Kasabaları kuşatan cihatçıların önde gelen liderlerinden Zehran Alluş, İstanbul'da AKP'li bürokratlar tarafından ağırlandığı esnada, kuşatmanın başarıya ulaşmasıyla beraber ele geçirilen herkesin katledilmesi fermanını vermişti. Alluş bu açıklamasının ardından, Türkiye'den daha fazla destek beklediğini de iletmiş ve İngiltere'ye geçmişti. Zebadani'nin intikamı Son dönemde cihatçılar bölgeye yönelik saldırılarını giderek artırdı. Bunun en önemli sebebi kasabaları kuşatan cihatçıların aynı zamanda Şam'a 40 kilometre mesafedeki Zebadani Kasabası'nda Suriye Ordusu ve Hizbullah tarafından kıstırılmış olmaları. Ve bu kuşatma artık son aşamasında, cihatçılar Zebadani'de imha edileceklerini daha fazla hissettikçe Fua ve Kefraya'da da daha saldırgan hale geliyorlar sivil halka karşı. Cihatçılar Fua ve Kefraya'dan Zebadani'nin “öcünü” almak istediklerini de gizlemiyorlar. Bu üç kent için kısa süre öncesinde 48'er saatlik iki ateşkes yapılırken, bu ateşkesi en büyük desteğini AKP'den alan Ahrar'uş Şam isimli cihatçı örgüt bozdu. Söz konusu örgütün kurucu lideri El Kaide lideri Zevahiri'nin Suriye özel temsilcisi sıfatını taşıyor ve “ılımlı” olduğu Türkiye ve Katar tarafından dünyaya anlatılıyor. Fetih Ordusu da aynı şekilde “ılımlı”lar listesinin başında. Fetih Ordusu'nun liderliği de Ahrar'uş Şam, Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi'nden oluşuyor. Bu Kaidecilerin komuta üstleri de Hatay'da bulunuyor. Cihatçı örgütler Fua ve Kefraya'ya yönelik 5 gün önce büyük yeni bir saldırı başlattılar. Saldırının ilk üç gününde bölgeye 3 binden fazla füze attıklarını da ilan ettiler sevinç nidaları içinde. Saldırı o kadar şiddetliydi ki tek bir eve 10 füzenin düştüğü bildirildi. Bölge, Halk Savunma Birlikleri tarafından korunuyor ve onların direnişine Suriye Hava Kuvvetleri de destek veriyor. Saldırı bu üç günün sonunda püskürtüldü ama bölgeden gelen haberler bu püskürtme başarısının ardında çok sayıda kaybın olduğunu da bildiriyor. Çatışmaların geniş bir alana yayılmış olması ve hala devam eden füze saldırıları sebebiyle kayıp sayısı tam olarak çıkartılabilmiş değil. Kritik hedef Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar tarafından silah, lojistik, personel ve finansman desteği alan Fetih Ordusu'nun bu saldırılardaki en şiddetli saldırdığı bölge Harba Tepesi civarıydı. Tepe bölge için oldukça stratejik bir öneme sahip. Cihatçıların bu tepeyi elegeçirmesi iki kasabanın tek ikmal yolu olan Suriye helikopterlerinin gelişini de tehlikeye sokacak. Bu da silahla teslim alamadıkları Fua ve Kefrayalıları açlıkla katletmelerinin yolunu açacak. Suriye'den gelen göçmenler elbette her birimizin içini yakıyor. Ancak Suriye'de AKP'nin de desteğiyle katliam yapmak için çok sayıda çete var. Üzerimize sadece çocuklar için ağlamak düşmüyor. Bu katliamların yapılmasının, insanların göçmeye zorlanmasının sorumlularından da hesap sorulmalı. Hem o sorumlular çok da uzağımızda değiller.