18 Kasım 2015 - 19:50
Utanmaz Adam Yılmaz Özdil

Hakikaten yalanlarınızla baş etmek çok zor ama size baş eğmemeye de biz aleviler yeminliyiz

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Yılmaz Özdil'e cevaptır, yazısını dipte ekledim, cehennemin dibine atıf olsun.

1- Hemen en baştan söyleyim ki Yılmaz Özdil, H.Cevizoğlu, H. Babaoğlu, U. Dündar, B.Baykam gibi solcu Kemalist görünen ya da geçinen nicelerinin, falan filanların genlerindeki Alevi düşmanlığı ve mikrobu hakla batıl savaşının en kritik noktasında tarihte veya güncelde mesela Suriye sorununda olduğu gibi hemen ortaya çıkıyor. Bu gibilerin Alevilerce makbul ve sempatik görülmeleri bilinçsizlikten kaynaklanıyor. Bunun aşılması için çalışıyoruz, bilinç yayılıyor aşılması yakındır.

2- Öldürülen askerleri öldürenlerin ‘elebaşı Seyit Rızadır’ diyor bunu hangi kanıtla söyleyebiliyor? Seyyit Rıza bunu hiçbir ifadesinde söylemedi, kabul de etmedi, dahası silahları mı vardı ki? Dersim YÖNETİMİN TEPEDEN TIRNAĞA SORUMLU OLDUĞU tek taraflı bir katliamdır ve katliam sırasında hiçbir cumhuriyet askeri ölmemiştir neden? Bu beyler yalanlarını yorum olarak sunup katliamlarını örtüyorlar tıpkı ataları Emevilerin Kerbela’daki Aşura faciasını, aşure şenliğine çevirmeleri gibi, yaptıkları budur.

3- ‘Seyit Rıza kuklaymış’ ! Bak sen bu insanlar Çanakkale’de, milli mücadele cephelerinde ölürlerken şehit ya da gazi ama Desim katliamını örtbas edip gerekçelendirmek istenildiğinde kukla öyle mi? Artık kimse yemiyor sizin muaviye zihniyetinizi,

4-‘İngiliz elçiliğine mektup yazmışmış’, Acaba doğru mu? İmza incelemesi yapılmalı zira Seyyit Rıza son nefesinde yalanlarından bıktım dediği bir zihniyetin ürünüdür. Özdil gibiler ve de İngilizler, her türlü çarpıtmayı kutsal! Amaçları için yapabilirler. Haydi, biran için diyelim ki doğrudur, bir liderin saldırılara karşı saldıranların dost ve müttefiklerinden yardım istemesi çok mu tuhaf? Eğer İngilizler sizinkilerin kendilerinden istediklerini, yazdıklarını ortaya dökseler yazdıklarını yayınlasalar yerin dibine girerdiniz, Latifenin yazdıklarına bile dayanamadınız, Rıza Nur’a dediğiniz gibi tüm İngilizlere deli diyecek haliniz de yok… Hadi diyelim ki “ İngilizlere yalvardı” ne var bunda? Kendisi için yalvarmadığını size baş eğmemesinden af dilemeyişinden kendi canı için korkmadığını öğrendiniz. Halkı için bir liderin yalvarması çok mu tuhafınıza gitti? İnsanidir ve sizler utanın ki “Müslüman”! Vahşetinden sığınmak için kâfirlere yalvarmak zorunda kalmış ama nerde sizlerde o utanacak yüz?

5- Dersimde Kadın çoluk çocuk denmeksizin acımasızca katlediliyor. Irmaklar kızıl kan akıyor. Orantısız güçle silahsız insanlar en vahşi yöntemlerle katlediliyor ve bu utanmaz adamlar buna kılıf uyduruyorlar. Hakikaten yalanlarınızla baş etmek çok zor ama size baş eğmemeye de biz aleviler yeminliyiz, Seyit Rıza her ne kadar bin yıllık ata zulmü sayesinde Ehlibeyt yolunu yeterince öğrenebilme imkânından mahrum kalmışsa da bir Alevi olarak zalimlere baş vermiş ama baş eğmemiş kişiler safında saygı duymamızı çoktan hak ediyor.  Dahası nezdimizde sizin gibilerden bin kat daha da değerlidir…

6- Son olarak Tıp ilmi kuralıdır hatırlatayım ki; akıl kalp ve Ruh hastalıklarınızı kabul ederseniz kendi tedavi sürecinize olumlu katkı yapmış olursunuz, tercih sizindir…

Teoman Şahin 

Dip not; 
Sene 1937… Mustafa Kemal, başbakan Celal Bayar’la birlikte Tunceli’ye gelip, Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü’nün açılışını yapacaktı. Köprünün ucunda karakol vardı. Basıldı. 33 asker şehit edildi. Peşinden… Telefon hatları kesildi, pusular kuruldu, Mazgirt Köprüsü havaya uçuruldu, jandarma taburu vuruldu, 56 asker daha şehit oldu. Film koptu. Elebaşı Seyit Rıza’ydı… Birisinin “hikâyesi yürek burkucudur” dediği Seyit Rıza. Kukla’ydı… Kendisini oynatanların ipleri bıraktığını hissedince, paniğe kapıldı, İngiltere Dışişleri Bakanı’na mektup yazdı, Suriye’deki İngiliz Elçiliği’ne gönderdi. Yalvaran mektubunda, Anadolu için “çorak toprak” derken, “Kürdistan bereketli toprak diyordu… “Sayın ekselansları” diye başlıyor.

“Türk Hükümeti yaptığı anlaşmalar sayesinde dış baskılardan kurtuldu, Dersim’e girmeye kalkıştı, Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık, direnişimiz karşısında Türk uçakları bombalamaya başladı” diye vaziyeti anlatıyor, “sayın ekselanslarına sesleniyorum, hükümetinizin yüksek manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı istirham ediyorum, en derin saygılarımın kabulünü rica ediyorum” diye bitiriyor, “Seyit Rıza” diye imzalıyordu. Hal böyleyken… Seyit Rıza’yı “masum” göstermeye çalışan arkadaşlar, böyle bir mektubun asla var olmadığını iddia ediyor. Altında kabak gibi “Seyid Rıza” imzası bulunmasına rağmen, Seyit Rıza yazmadı, Nuri Dersimi yazdı diyorlar. Üstelik sanki Fransa babamızın oğluymuş gibi, “o mektup Fransa’ya yazıldı, Fransa Devlet Arşivleri’nden doğrulamak mümkün” diyorlar. Gel gör ki… Londra’da The National Archives diye bi yer var. İngiltere devlet arşivi… Kayıt ofisine gidiyorsun, “FO 371/20864/E5529” numaralı belgeyi rica edebilir miyim kardeş diyorsun, hay hay deyip, yukarıdaki mektubu veriyorlar. 50 pens filan, fotokopisini alabiliyorsun, Yılmaz Özdil.