19 Kasım 2015 - 10:54
İran'ın uluslararası silahı: Siber saldırılar

İran’ın ABD’yi hedef alan siber saldırılarında yakın zamanlarda önemli bir artış görülüyor. Peki bu artışın ardında sadece ABD mi var?

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İran’ın ABD’yi hedef alan siber saldırılarında yakın zamanlarda önemli bir artış görülüyor. Peki bu artışın ardında sadece ABD mi var?

İran'ın siber faaliyetleri başkan Ruhani'nin nükleer görüşmelere başlamasından önce artmışken, görüşmeler sırasında ani bir düşüş yaşadı. Bu iniş ve çıkışlar İran'ın siber faaliyetlerinin siyasetle doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi. Başka bir deyişle İran, siber faaliyetlerini düşmanlarına göndermek istediği mesajlara göre arttırıp azaltmakta. Nükleer görüşmeler sırasında İran anlaşmaya varma ihtimalini yükseltmek için saldırıları azaltma yoluna gitti. Temmuz ayında anlaşmaya varılması ile saldırılar daha da azaldı. Ancak son günlerde yeniden ivme kazandı.

İran siber gücü, kapasitesi açısından ülkenin iç siyasetine ve dış politikasına yön vermek açısından önemli bir araç olarak kullanılıyor.

İran siber kapasitesi açısından dünyanın ilk on ülke arasında bulunmakta ve bu kapasiteyi iki açıdan geliştirdi: savunma ve saldırı. Tahran siber gücünü ilk kez ülke içinde kullandı: muhalefeti gözetlemek ve siber alanı kullanmasını kısıtlamak ve İslam Cumhuriyeti'nin bekasını teminat altına almak.

Siber güce yönelik yapılan yatırımlar zaman içinde siber saldırı kapasitesinin, özellikle de yurtdışı siber saldırı kapasitesinin artmasına sebep oldu. İran'in siber güvenlik ve siber savaş alanlarındaki faaliyetlerinin artmasında iki ana olay tetikleyici oldu...

İran'ı hedef alan siber saldırılardı. Bu saldırılar istihbarat toplama ve nükleer programı sekteye uğratma amaçlıydı. 2010 yılında Natanz nükleer tesisindeki santrifüjleri hedefleyen Stuntex saldırısı, başka bir ülkenin altyapısını hedef alan devlet sponsorlu ilk saldırıydı- ve İran'ı savunmasız yakaladı. Kötü amaçlı yazılım İran'ın nükleer hedeflerini iki yıl geriye götürmüştü.

İran'ın karar vericileri bu saldırıya savunma mekanizmalarını iki katına çıkarıp, saldırı kapasitelerine ciddi yatırım yaparak karşılık verdi. İran kısa zamanda eğitimli ve İnternet kurdu halkının yardımıyla çok yol aldı.

Daha da ötesi siber faaliyetler İran hükümetlerinin işleyiş biçimi haline geldi: proksilerin kullanımı, asimetrik savaş ve reddedilebilirlik. ABD Ulusal İstihbarat Şefi James Clapper Eylül 2015'te yaptığı açıklamada “İran siber programını siyasi düşmanlarına karşı asimetrik ancak orantılı intikam ve çok yönlü istihbarat toplama araçlarından biri olarak kullanmakta” dedi.

Günümüzde hükümet bünyesindeki Lider'in ofisi, Devrim Muhafızları ve Besic milisleri ve hacker grupları gibi yapılara ulusal siber alanı koruma ve uluslararası siber alanı gözetleme ve hedef alma görevi verilmiş bulunmakta. Ancak yaptıkları işin tanımı, aralarındaki iş bölümü ve yardımlaşmanın boyutu diğer savunma alanlarındaki gibi bilinmiyor. İran da bunun böyle kalmasını istiyor.
İran'ın bu tür faaliyetleri ne kadar para harcadığını söylemek zor. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Bakanlığı'nın 2014-2015 yılı bütçesi yaklaşık olarak 1.36 milyar dolardı ki bir önceki yıla göre %95 arttırılmıştı. Nükleer anlaşmanın bu tür artışların daha öteye taşıması muhtemel görünmekte.

Son siber saldırılar ise ilginç bir zamanda gerçekleşti. İlk olarak, nükleer anlaşma ABD Kongresi ve İran Parlamentosu'ndan geçer geçmez Ekim ayında kabul edildi ve lider İmam Hamaney tarafından onaylandı. Anlaşma Ruhani ve takımı için başarıydı.

Tahran küçük ve orta ölçekli tahripkar saldırılarına muhtemelen devam edecek. Washington açısından özel sektör şirketlerini hedef alan saldırıların mağduru olmak intikam için yeterli bir sebep olacak ve muhtemel saldırıları engelleyecek. İran hükümeti siber kapasitesini uluslararası ilişkilerinde bir yükselme tahtası olarak kullamaya devam edecek.