14 Aralık 2015 - 11:40
Türkiye Suriye'de olduğu gibi Irak'ta da yenildi

Türkiye Beşika’da konuşlu askerlerinin bir kısmını yeni düzenleme kapsamında Barzani Bölgesi’ne Kuzey Irak’a sevketmeye başladı. Kamptaki askeri varlık bölgeye gönderilen TIR’larla sevk ediliyor. Uzmanlar Geri Çekilme’yi değerlendirdi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Türkiye Beşika’da konuşlu askerlerinin bir kısmını yeni düzenleme kapsamında Barzani Bölgesi’ne Kuzey Irak’a sevketmeye başladı. Kamptaki askeri varlık bölgeye gönderilen TIR’larla sevk ediliyor. Uzmanlar Geri Çekilme’yi  değerlendirdi.

Ortadoğu ve Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner “Türkiye Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da etkisiz eleman konumuna düştü, oyunun dışına itildi” dedi. 

Gazeteci Yazar Fehim Işık ise, “Türkiye’nin önünde iki seçenek kalıyordu. Ya Irak ile savaşacak, ya da askerlerini geri çekecekti. Görünen o Türkiye, tüm kabadayıca yaklaşımlara rağmen ikinci seçeneği tercih etti, etmek zorunda kaldı “dedi.  

 

KİMSE TÜRKİYE’Yİ IRAKTA İSTEMEDİ

Türkiye’nin askerlerini bir kısmını veya tamamını Kuzeye çekmesinin Türkiye açısından onur kırıcı olduğunu ifade eden Prof. Sedat Laçiner gelişmeyi şöyle yorumladı: 

“Türkiye Beşika’ya asker gönderdikten sonra Rusya ve İran Türkiye’nin buradaki varlığını ortadan kaldırmak için Bağdat’a baskı yapmaya başladı. Ardından da İran ve Irak BM’ye başvurdu. Türkiye’nin orada kalması için bir şansı vardı o da Amerika’nın destek olmasıydı. Ancak Amerika’da Türkiye’ye destek olmayarak aksi yönde açıklamalar yaptı. Kimse Türkiye’nin bölgedeki varlığını istemedi. Bu durumda ısrar etmek büyük risk almak demekti. 

 

Türkiye ABD, Rusya ve İran’a rağmen Kuzey Irak’ta bir askeri üs kurması bombalanabileceği riskini de alması demektir. Bu da çok ciddi bir tehlike. Bunu göze alamaz.  Türkiye bundan dolayı krizi daha da çok tırmandırmamak için Kuzey Irak’a çekiliyor. Türkiye risk alırsa ancak orada kalabilir. Bülüf yaparak bölgede askeri üs açmak imkansız. ” 

 

TÜRKİYE IRAK’TA YENİLDİ
 

Laçiner Türkiye Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da yenildiğini ifade ederek şunu vurguladı: 

“Bu çekilme Türkiye’nin yenildiği anlamına geldiği gibi, Irak’ta büyük devletler karşısında zayıf düştü demektir. Bu durum Türkiye’nin Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da etkisiz eleman konumuna düştüğü ve oyundan atıldığı anlamına da geliyor.” 

“TÜRK ASKERİNİN ÇEKİLMESİ PEK SÜRPRİZ OLMADI”

Gazeteci yazar Fehim ışık, Türk askerinin Kuzey Irak’a doğru çekilmesini şu şekildi yorumladı:   

Türk askerinin Başika’ya geçişi sürpriz olsa bile çekilmesi doğrusu pek sürpriz olmadı. Türkiye’nin bölgedeki eğitim gücünü bir anda artırıp operasyonel bir güce dönüştürmesinin, Irak merkezi hükümetini ciddi anlamda rahatsız ettiğini hep birlikte gördük. Irak merkezi hükümetinden peş peşe konuyla ilgili açıklamalar geldi. Başbakan Abadi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Maliki sert açıklamalarla Türkiye’yi kınadı ve askerlerin bir an önce geri çekilmesini istedi. Hatta eski Başbakan Maliki, Şii Heşdi Şabi milislerinin kamplarını ziyaret ederken, Türkiye’nin işgalinin yanıtsız kalmayacağını söyledi. 

 

“ABD VE NATO’DAN TÜRKİYE’Yİ RAHATLATACAK AÇIKLMA GELMEDİ” 

Bilindiği gibi Irak, konuyla ilgili Birleşmiş Milletler’e de başvurdu. Tüm bunlar yaşanırken ABD ve NATO üzerinden Türkiye’yi rahatlatan, elini güçlendiren açıklamalar gelmedi. Tam aksine, ABD, konuyla ilgili bilgi sahibi olduklarını ancak askerin bölgeye yerleşmesinin IŞİD karşıtı koalisyonun tasarrufu olmadığını açıkladı. NATO Genel Sekreterinin ise Abadi’ye, Türk askerinin geri çekilmesi konusunda girişimlerde bulunacağını açıkladığı iddia edildi. Türk askerinin Başika’daki gücü Kürdistan Yurtseverler Birliği ile Goran Hareketi başta olmak üzere Irak Kürdistanı’nda ki bazı siyasi partiler tarafından da işgalci güç olarak değerlendirilmişti. Daha da ötesi, Irak merkezi Parlamentosu’ndaki özel bir oturumda PKK’nin, Irak’ta teröre karşı mücadele eden arasında değerlendirilmesi ve PKK ile resmi diyalog geliştirilmesi istendi. 

 

“BARZANİ’NİN ZİYARETİ TÜRKİYE’NİN BEŞİKA’DAKİ VARLIĞINI GÖZDEN GEÇİRMESİNDE ETKİLİ OLDU”

Elbet, Barzani’nin Türkiye ziyaretinden hemen önce Irak başbakanı ve dışişleri bakanı ile görüşüp Türkiye’ye gelmesi, ardından AKP hükümeti ile sorunun çatışmaya dönüşmemesi yolunda çabalar geliştirmesi de Başika’daki askerler ile ilgili Türkiye’nin tutumunu gözden geçirmesinde etkili oldu. Tüm bu parçaları bir araya getirip düşününce Türkiye’nin önünde iki seçenek kalıyordu. Ya Irak ile savaşacak, ya da askerlerini geri çekecekti. Görünen o Türkiye, tüm kabadayıca yaklaşımlara rağmen ikinci seçeneği tercih etti, etmek zorunda kaldı.
 Bölgeden gelen bilgiler askerlerin ve askeri araçların önemli kısmının Türkiye’de sınıra yakın bölgelere konuşlandırıldığı. 


Hala Başika’da kalan bir güç var. Bunların çekilip çekilmeyeceği belli değil. Bölgeden konuştuğum gözlemcilerin bazıları bir kısım Türk askerinin, daha önceki anlaşma sınırlarına çekilerek yani eğitim ile ilgili işlevini sürdürecek bir biçimde bölgede kalmaya niyetli olduğunu belirtiyor. Türkiye, eğittiği eski Musul Valisi Esil Nuceyfi’ye bağlı Sünni Heşdi Watani ile Telaferli Sünni Türkmenlerinin oluşturduğu güçlerin Heşdi Şabi ile Irak hükümetinin olası saldırısından korunması için bir grup askerini caydırıcı güç olarak orada tutabilir, diyenler de var.

 

“GÖRÜNEN O Kİ ARTIK TÜRKİYE İLE IRAK, MÜTTEFİK DEĞİLLER”

Irak hükümeti açısından daha IŞİD ile sorunlarını çözmemişken bölgedeki Sünnilere yönelik bir saldırıyı gerçekleştirmesi o kadar kolay olmasa da artık görünen o Türkiye ile Irak, müttefik değiller. Hatta birbirinin açığını gözleyen iki komşu ülkeler. Irak, özellikle elinin uzandığı ihtilaflı bölgelere yerleşen Türk askerini bölgede istemeyecektir. Bu anlamda da Başika’daki son asker çekilinceye kadar karşı çıkışını gösterecektir, inancındayım. Şu da var tabi. Türkiye esasen 4 Aralık’ta Başika’ya asker yığarak bir deneme de yapmaya kalktı. 

 

“TÜRKİYE, HER AN YENİ AKSİYONLARLA KARŞIMIZA ÇIKABİLİR”

Batı’nın ne kadar ardında duracağını, NATO ve ABD’nin ne yapacağını, bölgedeki güçlerin nasıl davranacağını, test etmeye kalktı. Eğer bu testten başarılı çıksaydı, bölgedeki kendine bağlı Sünni varlığı müttefikleri ile birlikte egemen kılmanın, bu arada bölgede PKK’nin etkinliğini kırmanın yollarını da zorlayacaktı. Türkiye’nin bu hedefi şimdilik tutmadı. Ancak Türkiye’nin hedeflerinden vazgeçtiğini de düşünmemek gerekir. Ortadoğu’da başından beri aklı selim politika yapmak yerine benzine ateş dökerek ilerleyen Türkiye, her an yeni aksiyonlarla karşımıza çıkabilir.