Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Şeyh Sabahattin Türkyılmaz, Berlin İmam Rıza (as) İslam Merkezi’nde Ayetullah Nemr’in şehadeti munasebetiyle düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada aşağıdaki hususlara dikkat çekti:
Bismillahirrahmanirrahim
İmam Hüseyin’in buyurduğu ; “Eğer Muhammed’in dini benim şehadetimden başka yolla ayakta kalmayacaksa, ey kılıçlar alın beni!” sözü bizlere açıkca gösteriyor ki, İmam Hüseyin ve Kerbela şehidlerinin kanı İslam’ı günümüze kadar canlı tutmuştur.
Şehidlerin şehadeti müslümanların hatta mustaz’afların uyanışına vesile olmaktadır. Çünkü şehidlerin pak kanları zulmetlerde, karanlıklarda yol gösteren, parlayan bir nurdur.
Birileri canlarını verecek ki din ayakta kalsın, gaflet uykusunda olanlar uyansın, karanlıklarda kaybolanlar doğru yolu bulsun.
Şehadet, insanları hidayet etmede, gaflet uykusundan uyandırmada ve hakkı görmede en büyük ilahi nimettir.
Minberler, kürsüler İslam’ı ihya etmede, ilahi hükümleri yaşatmada yeterli olmuyorsa şehadet devreye girer; şehid kanıyla dini ihya eder ve insanları uyanışa sevkeder.
Şehidlerin kanları, müslümanların birlik ve vahdetlerini sağlar, müstekbirlere karşı dimdik durmada safların sıklaşmasını sağlar.
Şehidler bizlere şehadet ruhunu ihya etmemiz gerektiğini öğretiyorlar. İstikbarı, müstekbirleri korkutan cihad ruhudur, tağutlara karşı mücadele ve dik duruştur ve şehadet ruhudur. Şia mektebinde “cihad”, İslam’ın, 10 temel ilkesinden biri olarak sıralanmıştır. Barış, ılımlılık, itidal ve anlaşma temel hükümlerden değildir. Dolayısıyla ne usul, ne de fur’u esaslar arasında yeri yoktur. Çünkü barış ve anlaşma zamanın şartlarına bağlıdır.
Herkes şehadet şerbeti içmek istediğini söyler, şehadeti arzuladığını belirtir ama cihad yapmak istemez ve tağutlarla, müstekbirlerle mücadeleye yanaşmaz. Cihad sadece silahlı mücadele ile olmaz. Mücadele olmadan, cihad olmadan şehadet olur mu? Tağuta karşı dik duruş sergilenmeden şehadet nasip olur mu? Müstekbirlere dünyayı dar etmeden şehadet gelip kapını çalar mı? Evde oturarak şehadete ulaşılmaz; cesaret, yiğitlik ve kahramanlığa sahip olunmadan şehadeti arzulamak insanın kendisini avutmasından başka birşey değildir.
Şehidlerin kanları bizlere vazifemizin ne olduğunu hatırlatır. Onlarla iftihar etmek, onların kanının mesajını dünyaya duyurmak, zalimleri kınamak en önemli görevlerdendir. Ama asıl önemli olan tağutlara karşı dik duruşu sergilemektir.
Tağutlarla yanyana olmak, onlarla iyi geçinmek, onlarla işbirliği içinde olmak, maslahat icabı onlarla oturup kalkmak, şehidin kanına hıyanettir. Tağuti rejimlerle birlik ve vahdet sağlamaya çalışmak şeytanla birlik sağlamak demektir.
Alimler, mütefekkirler ve eli kalem tutanlar sözleriyle, kalemleriyle İslam ümmetine cihad ruhunu, şehadet aşkını aşılayarak tağutların ve müstekbirlerin karşısına dik duruş sergilemelidirler. Tağutlar ve onların memurları ile işbirliği yaparak müslümanların azmini kırmamalıdırlar.
Azerbaycan’da Allah erlerinin mücadelesi, Nijerya’da Zakzakilerin mücadelesi, Hicaz’da Nemir’lerin şehdeti bunun en büyük örneğidir. Onlar Allah’a verdikleri ahidlerini yerine getirdiler. Şeyh Nemr’in şehdeti kıyamı beraberinde getirecektir. Ilımlılık, barışcı olmak bahanesiyle cihattan uzak durmaya çağırmak ve halkın yüreğindeki kıyam ateşini söndürmeye çalışmak şehidin kanına ihanet etmektir.
Tağutlarla beraber olmak, onlarla işbirliği yapmak İslam’a hıyanet ve müslümanların cihad ve dik duruş ruhunu öldürmektir. Herkes kendi tağutunu halklarına tanıtmalıdır. Başkasının tağutuna, diktatötüne sövmek onları şiddetli kınamak kolaydır. Halbuki Nemir’ler, Zakzaki’ler kendi tağutuna karşı durmayı öğretiyor.
İstikbarın, müstekbir güçlerin Ayetullah Nemr gibileri şehid etmeleri onların acizliğini gösteriyor. Arkasında siyonist güç olan Suudi diktatörlüğü bir Nemr karşısında dayanamadı, ona tahammül edemedi, ona yenik düştü ve onu şehid etmek zorunda kaldı.
Tağutlara karşı mücadele ve cihatta yenilgi yoktur; herhalükarda zafer bizimdir. Müstekbirler bizim hem yaşamamızdan korkuyorlar, hem de şehadetimizden.
Ne mutlu ahdini yerine getirenlere!
Ne mutlu sırasını bekleyenlere!
Ne mutlu tağutlara karşı hak sözü söyleyip mücadeleleriyle zuhura ortam hazırlayanlara!
Vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh