25 Nisan 2016 - 01:12
General Fedavi: Amerika’nın İran’a askeri saldırıda bulunma gücü yoktur

İran Deniz Kuvvetleri Komutanı, Amerika’nın İran’a askeri saldırıda bulunma gücünün olmadığını vurgulayarak, şöyle dedi: Amerika’nın şu anda Fars körfezinde 50 gemisi bulunuyor ve müttefiklerinin gemileriyle birlikte 63 gemi ediyor ama Amerikalıların bizim yanımızda bir ine ucu kadar güçleri yoktur.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Bu gün sabah, Nüfuza Karşı Mücadele Şehidi kongresi olarak düzenlenen Şehit Müntezir Kaim kongresinin açılış merasiminde konuşan General Ali Fedavi, “37 yıldır hakkın batıla karşı galip geldiğine yönelik ilahi vaadin gerçekleşmekte olduğuna tanık oluyoruz” dedi.

General Fedavi, konuşmasında şu önemli açıklamalara yer verdi:

“Şehit Müntezir Kaim, hak ve batıl cephelerinin ortak hedeflerde buluşmalarının asla mümkün olmadığını gösteren belirgin örneklerden biridir”.

“Amerikalılar, Tebes operasyonu için aylarca hazırlık, temrin ve program yapmışlardı. Bu operasyonda yer alan bireyler, Amerika ordusunun en başarılılarının bir süzmesiydi. Ama Allah onların başına öyle bir bela getirdi ki işin içinde ilahi parmak dışında hiçbir beşeri parmak yoktu”.

“İmam Humeyni’nin (r.a) çizgisindeki öğrenciler, büyükelçilik adı altında casusluk yuvası haline gelen Amerikan konsolosluğunu kendi kontrollerine aldıklarında, İmam’ın (r.a) ‘Amerika hiçbir halt yapamaz’ şeklindeki cümlesi gündemin ana başlığı oldu ve tekvini etki yapan bir cümle haline geldi”.

“İslam İnkılabı üzerinden 37 yıl geçtiği halde istikbarın hala milletimize karşı düşmanlık yapmasının temel nedeni, hak ve batılın aynı noktada buluşmasının asla mümkün olmayışıdır”.

“Amerika ve diğer müstekbirlerin İran’a karşı düşmanlığı her geçen gün daha geniş boyutlara varmaktadır. İlahi vaade, hakkın batıla galip gelmesi yönündedir ancak önemli olan, bizim bu ilahi vaade ne kadar imam etmiş olmamızdır”.

“İslam İnkılabını, İslam’ın, Peygamberin ve masum İmamların harimini sonuna kadar savunmak, uhdemizdeki en temel ödevlerden biridir. İçinde bulunduğumuz son yıllarda ve şu anda, (8 yıllık) savaş ve güzide şehitlerden yıllar sonra dünya gelmiş gençler, ne İmam’ı (r.a), ne İnkılabın zaferini, ne de savaşı, hiçbirini görmedikleri halde İnkılap ve savaş ortamındakiler gibi davranmaktadır”.

“Saddam’ı doğrudan himaye etmiş olan 53 ülke, savaştan sonra, İslam İnkılabına karşı bütün gücünden yararlandıklarını itiraf etmişlerdi. Şu anda da değişen hiçbir şey yok. Bütün güçlerini devreye sokarak İslam İnkılabına karşı Amerika’nın arkasında durmuş bulunuyorlar”.

“Kafirlerin sonsuza dek müminler üzerinde sulta kurmasına müsaade edilmeyeceğine dair ilahi vurgu vardır. Buda ancak müminlerin kendi ödevlerini yapmasıyla ve Allah’ın koyduğu şartları hakkıyla yerine getirmesiyle mümkündür”.

“İslam İnkılabının zaferinden sonra İmam’ın (r.a) vurguladığı ve anayasada somutlaştırılan siyasi felsefe, ‘Allah, tevhit, nübüvvet, maad ve imamet” ilkelerinden oluşmaktadır”.

“Amerikalılar, süreci planladıkları şekilde Saddam’ın yürütemeyeceğini görüp Kerbela 5 harekatında İran’ın savaşın galibi olarak çıkabileceğini anladıklarında, doğrundan savaşa müdahil oldular ve 1365 yılının kış ayında Fars körfezindeki gemileriyle savaşa müdahale ettiler. 1366 ve 1367 yıllarında Amerika’nın deniz kuvvetlerinin başına Allah öyle belalar getirdi ki hala da bu belaları hatırladıkları zaman vücutları titremeye başlar”.

“İran ve Irak arasında ateşkes ilam edilip savaş bittikten sonra, İran ve Irak sınırlarında herhangi gelişme yaşanmadı ancak Fars körfezinde sürekli savaşa hazırlık aşamalarının temamı tekmil edilirdi ama çatışma yaşanmazdı. Sebebi de şuydu: Amerikalılar, İran’da caydırıcı bir gücün bulunduğunu ve İran’a saldırma güçlerinin olmadığına inanmışlardı. Bu caydırıcı güç, İran’a karşı bir girişimde bulunmaları halinde katlanacakları zarar ve ziyanın elde edecekleri fayda ve çıkarlardan hayli fazla olması anlamına geliyordu”.

“İran’da Amerikalıların kavrayamadığı birçok husus var, örneğin onların felsefesinde ‘Allah, peygamber, şehit, şahadet ve imam’ diye bir şey yoktur. Bu, son derece önemli hususlardan biridir”.

“Amerikalılar, ‘her kesten daha güçlüyüz, onun bütün dünya bize uymalıdır’ diyorlar. Bu olay şu an yaşanmakta ve dünya ülkeleri, Amerika’ya karşı hatta sözlü de olsa kendilerini muhalefet yapacak konumda görmüyorlar”.

“Amerikalılar, Tebes çölünde Allah’ın gücüne karşı mağlup olduklarını anlayamazlar. Bu nedenle, düzenin aslına zarar veremeyeceklerini bildiklerinden dolayı iki şey yaptılar; birinci aşamada Suriye, Hizbullah, Filistin ve Irak’a yöneldiler ki ilk önce onları yok etsinler ve ardından İran’a darbe vursunlar”.

“İslam’da esas olan, dünya ve dünyevi çıkarların halka sunulması yerine, onları Allah’a doğru hidayet edecek bir dünya görüşünün sunulmasıdır”.

“Allah, istikbarın ve zalimlerin müminler üzerinde sonsuza dek sulta kurmasına müsaade etmeyecektir ve bu husus, Kuran’i bir vurgudur. O halde, Amerika ve diğer müstekbirlerin üzerimizde sulta kurmasını nasıl kabul edebiliriz?”

“Şu an Fars körfezinde Amerika’nın 50 gemisi bulunuyor ve müttefiklerinin gemileriyle birlikte 63 savaş gemisi yapıyor. Fakat Amerikalıların bizim nazarımızda ine ucu kadar güçleri yoktur”.

“Dünyada Amerika’yla karşı kaşıya gelmeyi düşünecek cesarette hiçbir ülke yoktur, nerde kaldı ki ona yan bir gözle bakmak istesin. Ancak İran’da hakimiyetin işleyişi İslam İnkılabının kuvveti sayesinde yürümekte ve bu durum yıllardır Fars körfezinde devam etmektedir”.