Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Suriye'de IŞİD'e karşı operasyonlar devam ederken ordunun Rakka için harekete geçmesi IŞİD'in sonunun hazırlandığı manasına geliyor.
Suriye'de tüm kartlar neredeyse oynandı. Son bir yıl içinde ise Rusya'nın tam anlamıyla kendini Suriye'ye sokması işin seyrini değiştirdi.
Olayın diplomatik yanı bir tarafa sahada ve meydanda savaşan halk ve ordu gerçeği olduğu gibi ayan beyan görüyorlar. Eğer Suriye'yi savunmaktan bir an olsun vaz geçerlerse başlarına neyin geleceğini çok iyi biliyorlar. Çünkü bunu her gün yaşıyorlar.
Medya, halkın gözünde savaşın gerçek yüzünü saklamak için insanların duygusal yönünü kullanarak sürekli demogojilerle adını "İnsani" koyduğu yaklaşımlar sergiliyor.
Ama emin olmak gerekir ki Suriye'de yaşanan savaşın gerçek yüzü böyle değil. Yakın zamanda olmasa da yıllar sonra bir gazeteci veya bir yönetmen çıkıp araştırmalarını yapacak ve insanlar onca yıl sonra gerçekte Suriye'de neler olup bitmiş öğrenecekler.
Ama krizin şu anda görünen kısmı ve yaptığı katliamlardan dolayı bir anlamda günah keçisi ilan edilen IŞİD için senaryonun sonuna varıldı gibi görülüyor. Eğer Halep ve Rakka düşerse IŞİD, Suriye'de bitti demektir. Zaten var oluş amacı bir hükümet değil toptan ve etnik bir Müslüman temizliği olan IŞİD, sahipleri için bu görevi oldukça başarılı şekilde yerine getirdi.
IŞİDin rolü sona erdikten sonra sıra diğerlerine gelecek ama bu kadar kanlı ve sorunlu değil.
Savaşa karışmış tüm devletler yine "iyi" rolünü oynayacak, Müslümanların yardım dilendiği Rusya istediğini almış olacak, Ortadoğu'da kanın ve katliamların baş sorumlusu ABD "terörizme karşı zafer elde ettik" diyecek...
Samanaltı su yürütme uzmanı İngiltere güç dağılımını tekrar düzenleyecek ve en önemlisi Siyonist rejim şu anda yaptığı gibi karış karış, adım adım Filistin'i işgal etmeye devam edecek ve Müslüman ülkelerin buna karşı koyma gücü ve takati dahi olmayacak...
Evet Rakka IŞİD için sonun başlangıcı ama Müslüman devletler bu küçük kanlı oyundan hangi dersleri aldılar? Açıkçası cevabı pek olumlu değil.
Direniş çizgisini oluşturan Hizbullah-Suriye-İran dışında ne yazık ki tüm Müslüman devletler bir şekilde ABD-İngiltere-İsrail üçlüsüne muhtaç ve bağımlı.
Bize düşen IŞİD olgusundan ne dersler ve ibretler çıkardığımız...
Lütfen sloganik İslam ve devrim çağrılarını bırakın. Peşine düştüğünüz ve sadece sözlerinizde olan Velayet anlayışını gerçek anlamda kavrayıp asil Velayete yapışarak bir bütün oluşturup tek vücut, tek düşünce ve tek söz olun...
Vesselam
Erdem Çınaroğlu