8 Temmuz 2016 - 18:39
Sıla-i Rahim

Kur’an-ı Kerim, sıla-ı rahim bağını koparanları “zarar ve ziyana uğrayanlar”[1] ve “lanetlenmişler”[2] olarak tanıtmıştır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Sıla-i rahim (Arapça: صلة الرحم), akrabalarla ilişki, görüşme ve onlara yardım etme anlamında kullanılan İslami fıkıh ve ahlak terimidir. Kur’an ve hadisler, sıla-ı rahme çokça vurgu yapmıştır. Kur’an-ı Kerim, sıla-ı rahim bağını koparanları “zarar ve ziyana uğrayanlar”[1] ve “lanetlenmişler”[2] olarak tanıtmıştır. Hadislerde ise sıla-ı rahim imandan sonraki en üstün amel, kıyametin ilk konuşanı, müminin en üstün hasleti ve ömrün uzamasındaki en üstün faktör olarak belirtilmiştir. Hadisi kutside, sıla-ı rahmin Allah’ın rahmetinden alındığını ve dolayısıyla bu bağı koparanların Allah’ın rahmetinden mahrum kalacaklarının altı çizilmiştir.

Sıla-ı rahimin bir kısmı farz, bir kısmı müstahap olmak üzere farklı aşamaları vardır. Bazı yerlerde sıla-ı rahme (akrabalara) yardım ve mali iyilikte bulunmak da farzdır. Sıla-ı rahmin mukabilinde akrabalarla lazım olan ilişki ve irtibatın kesilmesi günah-ı kebireden (büyük günahlardan) sayılmakta ve bunun için “kat-i rahim” tabiri kullanılmaktadır. Kat-i rahim, kötü huylu, geçimsiz ve günahkâr akrabalarla da caiz değildir.

Etimoloji

Sıla-ı rahim, “sıla” ve “rahim” sözcüklerinden teşkil olmuştur. Sıla, iki şeyin birleşmesi ve kavuşması anlamında “vasıl” kökünden gelir.[3] Rahim, bebeğin anne karnındaki yeri olan “dölyatağı”[4] ve “gebelik organı” anlamındadır.[5]

Sıla-ı rahim, ıstılah ve terimde, akrabalarla ilişki ve görüşme ve onlara yardım etmek anlamındadır.[6]-[7] Bu terim, hediye, izdivaç ve mahkemede tanıklıkta bulunmak gibi fıkıhtaki farklı baplarda da kullanılmaktadır.

Allah Teâlâ’nın “rahman” ve “rahim” gibi bazı sıfatları da “rahim/rahime”le hem lügatte ve hem de hakikatte aynı köktendir. Kutsi hadiste Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: “Ben, rahman Allah’ım, rahmi (akrabalığı) ben yarattım, ona kendi ismimden bir isim verdim; dolayısıyla her kim sıla-ı rahimde bulunursa, onu kendi rahmetime alırım ve her kim kat-i rahim ederse onu kendi rahmetimden uzak ederim.”[8] Başka bir hadiste kıyamet günü kabrinden çıkan herkes şöyle bir talepte bulunacaktır: ‘Rabbim! Bana rahmet et.’ Ona cevap olarak şöyle söylenecektir: ‘dünyada her ne kadar rahmet (merhamet) ve cömertlikte bulunduysan bugün (o oranda) Hakk’ın rahmet ve lütfundan yararlanacaksın.”[9]

Ayetlerde

Akrabalara hürmet, saygı ve mali yardımda bulunmak Kur’an’ın bir çok ayetinde göze çarpmaktadır: - “Allah'tan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.” (Nisa suresi, 1) - “Anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin.” (Bakara, 83) - “İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç (hicret) edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.” (Nur Suresi, 22) ve daha bir çok ayet.[10]-[11]-[12]-[13]-[14]
Bir konunun Kur’an’da tekrar edilmesi onun önemini göstermektedir. Allah Teâlâ bu ayetlerde rahimlerle (akrabalarla) ilişki ve bağa emirde bulunmuş ve kıyamette insanlardan bu konu hakkında sorguya çekilecekleri açıklanmıştır. Rahmi koparanların da lanete uğradıklarını ve onların göz ve kulaklarının hakikatleri idrak etmekten menedileceklerine dair tehditte bulunmuştur.

Tüm akrabalar arasında Kur’an’da anne ve babanın çok özel yerinin olduğu görülmektedir. Allah azze ve celle, Allah’a iman ve kulluktan sonra anne ve babaya iyilikte bulunmayı emretmektedir: “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine «of!» bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.” (İsra Suresi, 23)[15]

Hadislerde

Hadislerde ve Peygamber ve Ehlibeytinin siretinde (siretin çoğulu olan siyer, sözlükte "tavır, hareket, hayat tarzı, vaziyet, hal, ahlak, biyografi ve hayat hikâyesi, anlamlarına gelmektedir.) akrabalara yardım etmek, korumak, himaye etmek ve sevgi göstermeye olağanüstü bir önem verildiği açıkça görülmektedir. Buna karşın akrabalık bağının koparılması şiddetle nehyedilmiş ve bunun kişi ve toplumun[16] Allah’ın rahmet ve lütfundan uzaklaşmasına neden olacağı belirtilmiştir. Allah Teala açısından sıla-ı rahim o kadar önemlidir ki fasıkların akraba ve yakınları ile güzel ilişkiler kurması, onların rızıklarının artmasına ve buna karşın namaz ve oruç ehli olmalarına rağmen sıla-ı rahimde bulunmayanların ahirette azaba uğramalarının yanı sıra bu kişilerin hem rızıklarından kısılacağı ve hem de ömürlerinin kısalacağı belirtilmiştir.[17] Allame Meclisi, Biharu’l-Envar kitabının 71. Cildinin “sıla-ı rahim” babında 110 hadis, anne-baba ve çocuk hakları babında 102 hadis bu konu hakkında bir araya getirmiştir.

Manevi Yakınlar ve Rahimler

Hadislerde anne ve babanın akrabaları ile ilişkiler ve irtibat tavsiye edildiği gibi Ra’d Suresinin 21. Ayetinde sıla ve bağ kapsamı genişletilmiş ve Peygamber ve Ehlibeytine de şamil olmuştur. Nitekim Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben ve Ali, bu ümmetin babalarıyız.”[18]

Dini kaynaklar, din âlimleri ile sıla (vuslat, birliktelik) ve ilişkiye de tavsiyede bulunmuş ve bu ilişki için çok sevap ve mükâfatlar verileceği beyan edilmiştir.[19] Bir sonraki sıralamada din kardeşleri ile sıla ve birlikteliğe değinilmiştir: “Müminler ancak kardeştirler.”[20] İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müminler birbirlerinin kardeşidirler ve bir anne ve babanın çocuklarıdır. Onlardan birisi rahatsız olursa, diğerleri onun için geceyi uyumayarak geçirir.”[21]

Sıla-ı Rahmin Etki ve Eserleri

Sıla-ı rahim hakkında bazıları dünyada ve bazıları da ahirette olmak üzere bazı sonuçları vardır. Onlardan bazıları şunlardır:

  • Allah’ın sevgi ve muhabbeti[22]
  • Allah’ın destek ve yardımı[23]
  • Akıbetin hayırlı olması[24]
  • Kötü olayların yaşanmasının önünün alınması[25]
  • Belaların defedilmesi[26]
  • Kıyamet hesabının kolay geçmesi[27]
  • Sırat köprüsünden kolay geçilmesi[28]
  • Günahların önlenmesi[29]
  • Günahların kefareti[30]
  • Nimetlerin muhafaza edilmesi[31]
  • Cennetlik olmak[32]
  • Amel ve ibadetlerin temizlenmesi[33]
  • Yoksulluğun bertaraf edilmesi ve rızkın artması[34]-[35]
  • Hacet ve dileklerin kabul olması[36]
  • Refah ve rahatlığın zekâtı[37]
  • Kinlerin ortadan kaldırılıp giderilmesi[38]
  • Dünyada hızlı mükâfatlar[39]
  • Kamil sıla-ı rahim durumunda 100 şehidin sevabının verilmesi[40]
  • Güzel ahlak[41]
  • Bağış ve cömertliğe[42]
  • Ruh ve canın huzur ve sevinci[43]
  • Ömrün uzamasındaki en etkili faktör[44]-[45]
  • Yaşam koşullarının gelişmesi[46]
  • Kolay ölüm.[47]

Akraba Bağını Koparmanın Sonuçları

Akrabalık bağının koparılması büyük günahlardandır. Kur’an ve hadislerde şiddetle nehyedilmiş ve Allah’a şirkkoşulma sıralamasında zikredilmiştir.[48] Sonuçlarından bazıları şunlardır:

  • Allah’ın laneti[49]
  • Dünyevi hızlı cezalandırmalar[50]
  • Cennetten uzak durulması[51]
  • Sair işlerin faydalı olmaması[52]
  • Rahmet meleklerinin yardım etmemesi[53]
  • Sosyal servet ve malın kötü ve çirkin ellerde olması[54]
  • Birey ve çevresindekilerin ilahi rahmetten mahrum kalması.[55]

Akrabaların Sınır ve Hududu

Akrabalık iki türlüdür:

  • Nesebi akrabalık: kan ve rahim birlikteliği yoluyla oluşmaktadır. Örneğin: baba, anne, çocuk, erkek kardeş, kız kardeş, amca, dayı, hala, teyze, büyük baba, büyük anne ve bütün bunların çocukları nesebi akraba ve yakınlardır ve aynı zamanda onların her biri için rahim tabiri kullanılmaktadır.[56]
  • Sebebi akrabalık: evlilik yoluyla meydana gelmektedir. Örneğin: karı ve koca arasındaki akrabalık ve iki tarafın akrabaları.

Kendisiyle ilişki ve irtibatın vacip olduğu akrabalardan birine hediye verilmesi durumunda sonradan geri alınmasının caiz olmadığı akrabalar nesebi akrabalardır ve her ne kadar vasıtayla olursa olsun bu böyledir (örneğin kız kardeşi, erkek kardeşi veya onun çocuğu veya çocuğunun çocuğu olsa dahi). İrtibat ve ilişki bağının vacip olduğu akrabaların mısdak ve ölçütü hakkında farklı görüşler vardır.[57]

Sıla-ı Rahmin Aşamaları

Sıla-ı rahimin bir kısmı farz,[58] bir kısmı müstahap olmak üzere farklı aşamaları vardır. Akrabalık bağında yakınlık ve uzaklık bu hükümde etkilidir. Selamlaşmak, hal-hatır sormak, gidiş geliş, onlara sahip çıkmak, mali veya fiziksel yardım (hastaya hemşirelik ve refakatçilik gibi)[59] ve onların haysiyet ve onurlarının korunması bu hükmün aşamalarındandır. Akrabalık bağını koparmanın da bazı aşamaları vardır. Dindarların gelenek ve örfünde sıla-ı rahmin ölçütü olarak kabul gören her amel ve davranış -öyle ki sıla-ı rahim yapılmaması halinde kişinin akrabalık bağını kopardığı ifade edilen her amel ve davranış- din ve şeriat açısından vacip olur.[60]-[61]-[62]

Bazı taklit merci ve müçtehitler açısından hatta eğer bazı akraba ve yakınların evlerine gidip gelmek, onların rahatsız olmalarına ve hatta evlerine gittiğimizden dolayı hakarete uğramamız söz konusu olsa bile sıla-ı rahim vazifemiz ortadan kalkmamaktadır. Bu durumda ilişkimizi koruyacak böyle olayların yaşanmaması için yeni yöntem ve metotları denemek gerekir. Örneğin: bu kişilerin evlerine gitmek yerine telefonla (ve çeşitli mesajlaşma yollarıyla) hal ve hatırlarını sorabilir veya hatta dolaylı olarak onlara ilgimizi gösterebilir, başkaları aracılığı ile onların hal ve hatırlarını sorabilir ve dolaylı olarak onlara yardım edebiliriz. Bu yardım ister mali yardım olsun, ister başkalarının yanında onları savunmakla olsun… her ne olursa olsun akrabalara bir yabancı gibi davranmamak gerekir ve kırıcılık, nezaketsizlik ve densizliklerine rağmen her yerde mümkün olan her şekilde onlarla olan bağ ve ilişkimizi göstermeliyiz.[63]-[64]

Mali Açıdan Sıla-ı Rahim

Akrabalık ilişkisinde önemli olan şey, bağlılık ruhu ve onlara olan ilgidir. Bu şekilde karşılıklı yardımlaşarak birbirlerinin duygusal ve ekonomik desteklerinden yararlanmaları gerekir.[65] Akraba ve yakınların sorunlarına kayıtsız kalmak ve onların sorunlarını düşünüp kavrayamamak bir tür sıla-ı rahme riayet etmemek ve kat-i rahim sayılmaktadır. Mali sorumluluklar konusunda da yakınların öncelikli olduğu belirtilmiştir. Kur’an-ı Kerim, yakınlara yardım etmeyi mali haklardan saymaktadır. Ve yakınlara yardım konusu gündeme geldiğinde, onu bir hak olarak zikretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver” (İsra, 26) İmam Ali (aleyhi selam) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah tarafından bir servete sahip olursa, kendi akrabalarına onunla sahip çıksın.”[66]

Günahkârlarla Sıla-ı Rahim

İnsanın akraba ve yakınlarından birisi günah ehli ve dini konulara kayıtsız biri ise; ilk olarak ona emri bil maruf (iyiliği emretmek) ve nehyi anil münkerde (kötülükten sakındırmak) bulunmak gerekir. Eğer bunun bir faydası olmazsa, ilişkimizi koparmanın onun günahtan uzak kalmasına neden olacağına ihtimal verecek olursak o zaman onunla kat-i rahim yapabilir ve ilişkimizi koparabiliriz, bunun dışında onunla kat-i rahimde bulunmak caiz değildir.[67]

Sıla-ı Rahimdeki Tek İstisna

İslam dini, İslam düşmanlığı yapan kâfir ve müşrik akraba ve yakınlarla sıla-ı rahim yapılmasını tavsiye etmemiştir. Kur’an bu konu hakkında şöyle buyurmuştur: “Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, yakınları da olsalar Allah'a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de müminlere.”[68] Açıktır ki af dilemek ve dua etmek sıla-ı rahimden sayılmaktadır.

Tövbe suresinde, Hz. İbrahim (a.s) amcası için istiğfar etmiş ve sıla-ı rahmin şartlarından birini yerine getirmiştir, ancak onun Allah’ın düşmanı olduğunu anladıktan sonra ondan uzak olduğunu açıklamış ve kat-i rahimde bulunmuştur.[69]

İslam’ın Sıla-ı Rahme Tekit Etmesinin Felsefesi

İslam’ın akrabalık bağının korunmasına bu kadar tekitte bulunmasının nedeni; ister ekonomik açıdan, ister askeri açıdan ve isterse manevi ve ahlaki yönden olsun her zaman büyük bir toplumun modifikasyon, geliştirme, ilerleme, tekâmül ve azametini sağlamak için onun küçük birimlerinden başlamak gerekmektedir. Tüm küçük birimlerin gelişim ve güçlenmesinin ardından, büyük bir toplum kendiliğinden değişime uğrayacak ve ıslah olacaktır. Genellikle insanların yardım, destek ve ihtişam bahşetmekten uzak durmadıkları bu doğrultuda birimlerin ıslahına yönelik talimatta bulunulmuştur; sıla-ı rahimde Allah, damar ve derilerinde akmakta olan aynı kanları ve bir ailenin bireyleri olan kişilerin bünyelerinin güçlendirilmesini tavsiye etmektedir. Açıktır ki küçük akraba toplumları güçlendiğinde, onların büyük içtimaları, yani toplum da ihtişam ve azamet bulur. Muhtemelen sıla-ı rahmin şehirleri bayındır ettiğini ileri süren hadis, bu manaya işaret etmektedir.[70]

Hz. Fatıma’nın (s.a) ünlü hutbesinde sıla-ı rahmin vacip olma illeti soy ve neslin artmasına bağlanmıştır.[71] İlişki ve akraba desteklerinin zayıfladığı günümüzde, doğurganlık oranı da azalmıştır.

Ahlaki açıdan da birey her ne kadar aile hududunda olur ve onu samimi ve özverili bir şekilde sevenlerin olduğunu görürse gelişir ve büyür. Başkalarına sevgi beslemenin alıştırma ve pratiğini birinci adımda kendi yakınlarına, ikinci adımda din kardeşlerine, üçüncü adımda başka insanlara yapmış olacaktır ve kendinden geçme, fedakârlık ve daha bir çok ahlaki erdemler, bireyin vücudunda daha belirgin olacaktır. Bazı doktorlara göre, akraba, kavim ve dostları ziyaret etmek duygusal ve insani ilişkilerin diriltilmesine neden olmakta; psikolojik ve davranışsal açıdan da insanın sinir mekanizmasına şaşırtıcı bir şekilde etki etmekte ve bedende kortizon 2 denilen bir hormon salgılamaktadır. Bu da ömrün uzamasına, sağlık ve stresin azalmasına neden olmaktadır.[72]

Modern Yaşamda Sıla-ı Rahim

Akrabalar arasındaki güçlü ilişki hakikatte küçük ailelere yardım ve onları desteklemektir; zira her bir fert, evlilik ve aile kurmakla kendi ailesinin sosyal, duygusal ve mali desteğinden müstağni olmamaktadır. Gerçekte sıla-ı rahim, aile bireylerinin tüm yönlerden desteklenmesi ve nihayetinde toplumun sağlık, selamet ve emniyetine yardım etmek demektir.

Geçmişte, aileler geniş aile idi ve genellikle birkaç nesil birbirleriyle ve birbirlerine yakın bir şekilde yaşamaktaydılar. Günümüzde, sosyal ve ekonomik değişiklikler nedeniyle, geniş ailenin önem ve yaygınlığı yitirilmiş ve karı ve kocadan ve muhtemelen bir veya birkaç çocuktan teşkil olan ve endüstriyel yeni toplumla da uyumlu olan çekirdek aileler onun yerini almıştır.

Çağımızda şehirleşmenin yaygınlaşması ve mesafelerin artmasıyla -ki doğal olarak çekirdek ailelerin sınırlanmasına ve geniş ailelerin ortadan kalkmasına neden olmuştur- akraba ilişkileri de geçmiş döneme atıfla daha zayıflamıştır. Televizyon, internet, tablet, cep telefonu gibi gereçler, insanları fiziki olarak bir arada olsalar da birbirlerinden uzak atmosferlere sürmektedir.

Batıdaki akraba ilişkileri, bireyci düşüncelerin varlığından dolayı, değersiz ve bazen de değer karşıtı olarak algılanmaktadır. Çocuklar ergenlik çağına girdikten sonra anne ve babasından ayrılmaktadır; bu ayrılık ilişkilerin soğuk olmasına ve hatta içlerinden birisinin ölmesi durumunda diğerinin üzülmemesini bile mümkün kılmaktadır.

Huzurevleri, yetiştirme yurtları ve hatta kreşlerin bu denli artmasının nedeni bu tür ilişkilerden kaynaklanmaktadır. Böyle duygusuz ortamlarda büyüyüp eğitim alan insanlarla birlikte, her gün cinayetler, adam öldürmeler ve fuhuş da artmaktadır.[73]

Sıla-i Rahim Hakkında Hadisler

  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz dindarların kendileriyle tanındığı bir takım alametleri vardır: “Doğru sözlülük, emanete riayet etmek, sözüne bağlı olmak, sıla-i rahimde bulunmak, zayıflara merhamet etmek, kadınlara az karışmak, iyilik etmek, güler yüzlü olmak, sabır ve tahammül etmek, ilme ve insanı Allah’a yaklaştıran şeye tabi olmak! Ne mutlu bunlara ve güzel akıbetlerine!”
  • İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sıla-i rahim ve iyilikte bulunmak hesap işini kolaylaştırır ve insanı günahlardan korur.”
  • İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim ölümünün ertelenmesini ve rızkının çoğalmasını dilerse sıla-i rahimde bulunsun.”
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetin hazırda olanlarına ve burada olmayanlarına, kıyamete kadar erkeklerin bellerinde ve kadınların rahimlerinde olanlara akrabaları bir yıllık yol miktarınca uzakta da olsa sıla-i rahimde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Zira sıla-i rahim dinin bir parçasıdır.”
  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “En çirkin günah akrabalık ilişkisini kesmek ve anne babasına eziyet etmektir.”
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Aralarında akrabasından kopan birinin olduğu topluluğa rahmet inmez.”
  • İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer bir su içmekle de olsa akrabalarınıza sıla-i rahimde bulun. En iyi sıla-i rahim akrabalara eziyet etmemektir.”

Okuma Kaynakları

Camiu’s-SaadetMi’racu’s-SaadetKalbi selim… gibi ahlak kitaplarda sıla-ı rahim diye bölümleri vardır. Bu konuyu doğrudan ele alan kitaplar da yazılmıştır. Onlardan bazıları şunlardır:

  • Sılatu’r-Rahim ve Katiatuha, telif: Seyyid Hasan Tahiri Hurremabadi.
  • Sıla-ı Rahim Der İslam, telif: Mahmut Ergani Hairi.
  • Adabı Muaşeret ba Hişavendan, telif: Mahmut Ergani Hairi.

http://tr.wikishia.net/view/S%C4%B1la-%C4%B1_Rahim

WİKİSHİA.NET

Kaynakça

  1. Yukarı git “Onlar öyle (fâsıklar) ki, Allah'a kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler. Allah'ın, ziyaret edilip hal ve hatırının sorulmasını istediği kimseleri ziyaretten vazgeçerler ve yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar. İşte onlar gerçekten zarara uğrayanlardır.” Bakara, 27.
  2. Yukarı git “Demek, 'iş başına gelip yönetimi ele alırsanız' hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi? İşte bunlar, Allah'ın kendilerini lânetlediği, sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.” Muhammed, 22-23.
  3. Yukarı git Lügatname Dehhuda, c. 7, s. 10519.
  4. Yukarı git Lügatname Dehhuda, c. 14, s. 20572.
  5. Yukarı git Müstedrek Sefine-i Bihar, c. 4, s. 112.
  6. Yukarı git Lügatname Dehhuda, c. 7, s. 10519.
  7. Yukarı git Tahiri Hurremabadi, Sılatu’r-Rahim ve Katiatuha, s. 12.
  8. Yukarı git “أنا الرحمنُ خلقتُ الرَّحم و شققتُ لها اسماً من اسمی فَمَن وَصَلَها وَصَلْتُه وَ مَنْ قَطَعَها قَطَعْتُه؛” Biharu’l-Envar, c. 47, s. 187.
  9. Yukarı git “روی: ُ إِذَا کانَ یوْمُ الْقِیامَةِ ینَادِی کلُّ مَنْ یقُومُ مِنْ قَبْرِهِ اللَّهُمَّ ارْحَمْنِی فَیجَابُونَ لَئِنْ رَحِمْتُمْ فِی الدُّنْیا لَتُرْحَمُونَ الْیوْمَ.” Biharu’l-Envar, c. 7, s. 121, h. 63.
  10. Yukarı git “Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.” Nisa, 36.
  11. Yukarı git “Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerine (vâris olmağa) daha uygundur. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.” Enfal, 75.
  12. Yukarı git “Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır.” Ahzab, 6.
  13. Yukarı git “Demek, 'iş başına gelip yönetimi ele alırsanız' hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi? İşte bunlar, Allah'ın kendilerini lânetlediği, sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.” Muhammed, 22-23.
  14. Yukarı git “Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” Bakara, 215.
  15. Yukarı git Bu konuda ayrıca Bkz. Ra’d, 21, 22, 23, 24; En’am, 151; Bakara, 177; Nisa, 8; Mücadele, 22.
  16. Yukarı git “Sıla-ı rahmi kesen kavme rahmet inmez.” Müstedreku’l-Vesail, c. 15, s. 184.
  17. Yukarı git Biharu’l-Envar, c. 71, s. 135, h. 88 ve s. 138, s. 107.
  18. Yukarı git Uyun-u Ahari er-Rıza, c. 1, s. 91.
  19. Yukarı git Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir âlimin yanında bir saat oturursa Allah ona ‘habibimin yanında oturdun’ diye nida eder. İzzet ve celalime andolsun ki seni onunla cennette koyarım.” Yine efendimiz şöyle buyurmuştur: “Alimin toplantısında hazır olmak, teşyi etmek için bin cenazenin toplantısında hazır olmaktan, bin hasta ziyaretinden, bin geceyi ibadet etmek için uyanık kalmaktan ve bin gün oruç tutmaktan daha üstündür. Zira ibadet ve itaat ilmin ve bilginin sayesinde yapılmakta ve dünya ve ahiretin hayrı ilme bağlıdır.”
  20. Yukarı git Hucurat, 10.
  21. Yukarı git Kâfi, c. 2, s. 165.
  22. Yukarı git Hz. Resulü Kibriya Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Her kim benim için bir şeye garanti verirse, ben onun için dört şey garanti veririm: ‘sıla-ı rahim ederse, Allah onu sever, rızkını arttırır, ömrünü uzun eder ve vaat ettiği cennetine alır.” Biharu’l-Envar, c. 74, s. 93.
  23. Yukarı git “Adamın biri Allah Resulü’nün (s.a.a) huzuruna vararak şöyle arz etti: “Ey Allah’ın Resulü! Kendisine gelip gittiğim bir akrabam var, ama onlar bana eziyet ediyor, bu yüzden onları terk etmek istiyorum.” Allah’ın Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bu takdirde Allah hepinizi terk eder.” Adam, “O halde ne yapayım?” diye sorunca Peygamber şöyle buyurdu: “Seni mahrum kılana bağışta bulun, seninle ilişkisini kesen kimseyle ilişki kur ve sana zulmedeni bağışla. Böyle yaptığın takdirde aziz ve celil olan Allah onlar karşısında sana destek olur.” Biharu’l-Envar, c. 74, s. 100.
  24. Yukarı git Hz. Resulü Ekrem Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sadaka vermek; iyilikle harmanlanmak, anne-babaya iyilik yapmak, sıla-ı rahimde bulunmak; talihsizliği iyi talihe çevirir, ömrü uzatır ve kötü sonuçları önler.” Nehcü’l-Fesahet, c. 1869.
  25. Yukarı git Nehcü’l-Fesahet, h. 1869.
  26. Yukarı git Usul-u Kâfi, c. 2, s. 150.
  27. Yukarı git İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sıla-ı rahim, ölümü geciktirir; ailede sevgi nedeni olur; kıyamet hesabını kolaylaştırır ve insandan günahları azaltır. Öyleyse akrabalarınızla sıla-i rahimde bulununuz ve güzel bir selam vermek veya selama cevap vermekle de olsa kardeşlerinize iyilik ediniz.” Biharu’l-Envar, c. 74, s. 94.
  28. Yukarı git İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sırat köprüsünün iki tarafında emanet ve sıla-ı rahim vardır. O halde kim insanların emanetine hıyanet etmezse ve akrabalarına güzelce davranırsa, ondan kolaylıkla geçecektir ve cennette girecektir; ama eğer emanete hıyanet eder ve sıla-ı rahmi keserse, hiçbir amel ona fayda sağlamaz ve (cehennem) ateşine atılır.” Biharu’l-Envar, c. 71, s. 118.
  29. Yukarı git Biharu’l-Envar, c. 74, s. 94.
  30. Yukarı git İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sadaka ve sıla-ı rahimle günahlarınızı temizleyin ve kendinizi rabbinizin mahbubu kılın.” Gureru’l-Hikem, h. 7258.
  31. Yukarı git İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Nimetlerin korunması sıla-ı rahimdedir.” Gureru’l-Hikem, h. 4929.
  32. Yukarı git Biharu’l-Envar, c. 74, s. 93.
  33. Yukarı git İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sıla-i rahim amelleri temizler, malları çoğaltır, belayı defeder, (kıyamette) hesabı kolaylaştırır ve ölümü erteler.” Usul-u Kâfi, c. 2, s. 150.
  34. Yukarı git Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sıla-ı rahim, ömrü uzatır ve yoksulluğu ortadan kaldırır.” Biharu’l-Envar, c. 71, s. 103.
  35. Yukarı git Usul-u Kâfi, c. 2, s. 150.
  36. Yukarı git Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim mal veya malını rahim (akrabaları) ve yakınlarının yolunda harcarsa, Allah ona yüz şehidin sevabını verir ve bu yolda attığı her bir adıma kırk bin iyilik (mükâfat) verir ve günahlarından kırk bin günahı siler. Bu ölçüde ona manevi derece verilir… Yetmiş dünyevi hacet ve dileğini kabul eder.” Biharu’l-Envar, c. 73, s. 335.
  37. Yukarı git İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Refahın zekâtı, komşulara iyilik ve sıla-ı rahimdir.” Gureru’l-Hikem, h. 5453.
  38. Yukarı git İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sıla-ı rahim, ahlakı güzelleştirir, eli bağışlayıcı kılar, ruhu temizler, rızkı arttırır ve eceli erteler.” Usul-u Kâfi, c. 2, s. 151.
  39. Yukarı git İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sıla-ı rahimin sevabı, her hayır işten daha çabuk insana ulaşır.” Kâfi, c. 2, s. 152, h. 15.
  40. Yukarı git Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim akrabaları için mal veya canıyla koşturursa, Allah azze ve celle, ona yüz şehidin mükâfatını verir.” Men la yahzuruhu’l-Fakih, c. 4, s. 16.
  41. Yukarı git İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: ““Sıla-ı rahim, ahlakı güzelleştirir, eli bağışlayıcı kılar, ruhu temizler, rızkı arttırır ve eceli erteler.” Usul-u Kâfi, c. 2, s. 151.
  42. Yukarı git Kâfi, c. 2, s. 150, 151.
  43. Yukarı git Kâfi, c. 2, s. 150, 151.
  44. Yukarı git İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Biz, ömrü (doğrudan) uzatmak için sıla-ı rahimden başka bir şey bilmiyoruz. Bazen birinin üç günlük ömrü kalır ama sıla-i rahim yerine getirdiğinden Allah ona otuz yıl daha ekler ve toplamda otuz üç yıl olur. Bazen de birinin otuz üç yıllık ömrü kalmasına rağmen sıla-ı rahmi terk ettiğinden Allah, onu üç yıla indirir.” Usul-u Kâfi, c. 2, s. 152.
  45. Yukarı git Kâfi, c. 2, s. 150.
  46. Yukarı git Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sıla-i rahim, ehli her ne kadar iyilerden olmasa da, evleri bayındır kılar ve ömürleri uzatır.” Sefinetu’l-Bihar, c. 1, s. 514.
  47. Yukarı git İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın ölümünü iyi kılmasını ve günahlarının kıyamet günü bağışlanmasını diliyorsan, öyleyse iyilik et, gizlide sadaka ver, sıla-ı rahimde bulun. Şüphesiz bunlar ömrü uzatır ve yoksulluğu ortadan kaldırır.” Biharu’l-Envar, c. 93, s. 195.
  48. Yukarı git Adamın birisi Hz. Resulullah’a: ‘Allah katında en kötü amel hangisidir?’ diye sorunca efendimiz şöyle buyurdu: ‘Allah’a şirk koşmak.” Şirkten sonra hangi günahtır? Diye sorunca efendimiz şöyle buyurdu: “Sıla-ı rahmi kesmek…” Kâfi, c. 5, s. 58.
  49. Yukarı git İmam Seccad (a.s) oğluna nasihat olarak şöyle buyurmuştur: “Beş tayfa ile ilişkini kes. Onlardan birisi kat-i rahimde bulunanlardır. Kat-i rahim yapanlarla ilişki kurma ki Kur’an onları lanetlemiş ve kendi rahmetinden uzak olduklarını belirtmiştir.” Sefinetu’l-Bihar, c. 1, s. 514.
  50. Yukarı git Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sıla-ı rahim kadar sevabı insana çabuk ulaşan hiçbir amel yoktur ve zulüm ve kat-i rahim kadar insana ulaşan hiçbir cezalandırma yoktur.” Nehcü’l-Fesahet, h. 2398.
  51. Yukarı git Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Cennetin kokusu bin yıllık uzaklıktan insana ulaşır, ancak anne-baba ahı, kat-i rahim edenler… istisna.” Biharu’l-Envar, c. 8, babu’l-Cennet ve neimuha, h. 174.
  52. Yukarı git İmam Bakır (a.s) Hz. Resulullah’tan (s.a.a) şöyle nakletmektedir: “Sırat köprüsünün iki tarafında emanet ve sıla-ı rahim vardır. O halde kim insanların emanetine hıyanet etmezse ve akrabalarına güzelce davranırsa, ondan kolaylıkla geçecektir ve cennette girecektir; ama eğer emanete hıyanet eder ve sıla-ı rahmi keserse, hiçbir amel ona fayda sağlamaz ve (cehennem) ateşine atılır.” Biharu’l-Envar, c. 71, s. 118.
  53. Yukarı git Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Misafirin girmediği eve, melekler girmez.” Camiu’l-Ahbar, s. 378.
  54. Yukarı git İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar sıla-i rahimi terk ettiği zaman servetler kötülerin eline geçer.” Kâfi, c. 2, s. 348, h. 8.
  55. Yukarı git Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sıla-ı rahmi kesen kavme rahmet inmez.” Müstedreku’l-Vesail, c. 15, s. 184.
  56. Yukarı git Pasahgu websitesi.
  57. Yukarı git Kız kardeş ve erkek kardeş gibi doğrudan veya torun ve amcaoğlu gibi vasıtayla anne ve babayla müntesip olanlar.
  58. Yukarı git Sılatu’r-Rahim ve Katiatuha, s. 29, 51.
  59. Yukarı git Sılatu’r-Rahim ve Katiatuha, s. 65, 79.
  60. Yukarı git Pasahgu websitesi.
  61. Yukarı git Portal Enhar.
  62. Yukarı git Enhar website.
  63. Yukarı git Sılatu’r-Rahim ve Katiatuha, s. 92, 118.
  64. Yukarı git Sıratu’n-Necat, Tebrizi ve Hoi, c. 3, s. 294.
  65. Yukarı git Sılatu’r-Rahim ve Katiatuha, s. 65, 79.
  66. Yukarı git “Her kim Allah tarafından bir servete sahip olursa, kendi akrabalarına onunla sahip çıksın.” Nehcü’l-Belağa, h. 142.
  67. Yukarı git Tavzihu’l-Mesail Meraci, c. 2, s. 772, s. 1058.
  68. Yukarı git “Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah'a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır, ne de müminlere.” Tövbe, 113. El-Mizan, c. 9, s. 10, 282.
  69. Yukarı git “İbrahim'in, babası (amcası) için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.” Tövbe, 114.
  70. Yukarı git Ehemmiyeti Sıla-ı Rahim Der İslam, Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsiri Numune, c. 1, s. 156, 158.
  71. Yukarı git Hz. Fatımat’uz-Zehra (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah, sıla-i rahimi sayıların çoğalması için farz kılmıştır.”
  72. Yukarı git Şebistan Websitesi.
  73. Yukarı git Hawza Websitesi.

Bibliyografi

  • Pejuheşkede Bakıru’l-Ulum (a.s).
  • Ferheng Fıkhı Farisi.
  • Kur’an.
  • Nehcü’l-Belağa.
  • Dehhuda, Ali Ekber, lügatname, müessese intişarat ve Tahran Üniversitesi, birinci baskı, ş. 1373.
  • Nemazi, Ali, Müstedrek Sefinetu’l-Bihar, müessese neşri İslami, k. 1419.
  • Kuleyni, Muhammed bin Yakub, Usul-u Kâfi, Sadık Hasan zate, birinci baskı, Kum, Salavat, ş. 1383.
  • Meclisi, Muhammed Taki, Biharu’l-Envar, Beyrut, Daru’l-Vefa, k. 1403.
  • Muhammed bin Hasan Tusi, Maruf bi Şeyh Tusi, Emali, Kum, Daru es-Sıkane, k. 1414.
  • Feyzi Kaşani, Muhammed bin Şah Murtaza, Mefatihu’ş-Şerai Muhakkik, Recai, Mehdi, Ayetullah Meraşi kütüphanesi, Kum.
  • Destgayb, Seyyid Abdulhüseyin, Günahan-ı Kebire, Defter İntişarat İslami, dokuzuncu baskı, Bahara, 1375.
  • Tahiri Hurremabadi, Sılatu’r-Rahim ve Katiatuha, müessese neşri İslami, k. 1407.
  • Nuri, Mirza Hüseyin, Müstedreku’l-Vesail, müessese Alulbeyt, li-ihyau Turas, birinci baskı, Kum, k. 1407.
  • Amedi Abdulvahid Muhammed, Gureru’l-Hikem, Tahran Üniversitesi baskısı.
  • Payende Ebu’l-Kasım, Nehcu’l-Fesahet, Daru’l-İlm, ş. 1387.
  • Şeyh Saduk, Muhammed bin Ali, Men la yahzuruhu’l-fakih, neşri Saduk, ş. 1367.
  • Muhakkik Kereki, Etaibu’l-Kelim fi Beyani Sıla-i Rahim, menşurat kitabhane Ayetullah Meraşi.
  • Tabatabai, Muhammed Hüseyin, el-Mizan, menşurat zevi’l-kurba.
  • Ebu’l-Kasım Hoi, Sıratu’n-Necat fi Ecvibeti’l-İstiftaat, talike Cevad Tebrizi, neşri berkuzide Kum, 1374.
  • Tavzihu’l-Mesail Meraci, defter intişarat İslami, Kum.
  • Tefsiri Numune, Mekarim Şirazi, Nasır, Daru’l-Kutubu’l-İslamiye, Tahran, birinci baskı, ş. 1374.
  • Hüseyni Medeni Şirazi, Seyyid Ali Han, Riyazu’s-Salikin, altıncı baskı, Camiu Müderrisin.

http://tr.wikishia.net/view/S%C4%B1la-%C4%B1_Rahim

WİKİSHİA.NET