Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Pompeo bu husustaki Tweet'inde şöyle yazdı: "Ortega rejiminin gelecek yıl seçimlerine demokrasi yanlılarının katılmasını engellemesi yönündeki son girişimi, Nikaragua’nın bölgede bu rejimce tecride sürüklenmesinin bir başka örneğidir. "
Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo Amerika'nın sözde demokrasiyi Nikaragua’ya geri getirme mücadeleleri çerçevesinde Nikaragua halkı yanında yer aldıklarını da iddia etti.
Washington Latin Amerika'daki solcu hükümetlere karşı insan hakları ihlallerini bahane ederek özellikle de solcu Nikaragua cumhurbaşkanı Daniel Ortega'yı siyasi baskılara maruz bırakmak istemiştir. Bu bağlamda da şimdilerde Amerika başkanı Donald Trump hükümeti daha önce Venezuela'da uyguladığı planı Nikaragua için de uygulamak istiyor. Bu plan çerçevesinde sağcı muhalifler ve Batılı yandaşları ve liderleri iktidara gelmek ve solcu hükümetleri devirmek için muhalefeti destekleyecektir.
Amerika, 19'uncu yüzyıldan itibaren Monroe doktrini çerçevesinde Latin Amerika'yı her daim arka bahçesi olarak telakki ederek, bölge ülkelerinin servetlerini yağmalamanın yanı sıra birçok darbe de gerçekleştirmekle kukla hükümetler ile bölgeyi adeta kendi tapusuna yazdırmak istemiştir.
Buna rağmen Washington 20'inci yüzyılda ve 1959 yılında Küba'da Fidel Castro, 1979’da Nikaragua’da solcu Sandenist hükümetlerin iş başına gelmesi, Venezuela, Bolivya ve diğer Latin Amerika ülkelerinde da solcu liderlerin göreve gelmesi ile solcu liderler ve hükümetlere karşı koymaya çalıştı.
Bu yaklaşım Amerika'nın emperyalist ve sultacı özelliğini açıkça ortaya koydu. Buna rağmen Venezuela, Küba ve Nikaragua’ya karşı izlenen bu siyaset tam bir yenilgi ile sonuçlandı. Aynı zamanda Arjantin'de de Washington taleplerine uymayan bir cumhurbaşkanı işbaşına geldi. Şili de neo- liberal ekonomik siyasetlere karşı geniş çaplı itirazlara sahne oldu.
Bolivya cumhurbaşkanı Evo Morales ordunun kendisine verdiği desteği bırakmasının ardından sadece görevden değil ülkesinden bile ayrılmak zorunda kaldı. Ancak aralarında dostluk bulunduğu Luis Arce'nin cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından tekrar Bolivya'ya döndü.
Şimdi de Beyaz Saray’daki görev döneminin sonuna yaklaşan Donald Trump hükümeti, Monroe doktrini çerçevesinde Nikaragua’ya baskıları arttırarak diğer solcu hükümetler ile beraber onları devirmeye ve sağcıları işbaşına getirmeye odaklandı.
Amerika eski ulusal danışmanı John Bolton ise Monroe Doktrinine işaretle Latin Amerika'yı açık bir şekilde Washington'un arka bahçesi saydı. John Bolton bu konuda şöyle demiştir: Birleşik Devletleri Monreo doktrini hedeflerine ulaşmak için Latin Amerika ülkelerin içişlerine müdahale hakkına sahiptir.
Washington'un topyekun siyasi ve ekonomik yaptırımlar ve çok taraflı baskılarına rağmen Latin Amerika’da işbaşında olan solcu hükümetleri, halk destekleri yüzünden hala Washington'un onları devirmeye yönelik çabalarına karşı koyarak direnmekteler.
Aynı zamanda son seçimlerde verdikleri vaatleri ile Şili, Peru, Arjantin, Kolombiya ve Brezilya gibi ülkelerde sağcılar iktidara gelse de, vaatlerini yerine getirmemeleri onların iktidardan uzaklaşmalarına sebep oldu.
Latin Amerika halkı da solcu hükümetler ve liderler ile daha iyi geçinebileceklerini, Amerika kuklası ve bağımlısı sağcı partilerden ve liderlerden daha iyi olacağının farkına vardılar. Buna ilaveten Şili gibi ülkelerdeki sağcıların ekonomik siyasetleri çok geniş çaplı gösterilere ve itirazlara da yol açtığı belirtilmelidir.
342/