27 Aralık 2020 - 12:39
ABD'nin Latin Amerika'ya Yönelik Müdahaleciliği

Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo Nikaragua içişlerine tekrar müdahale ederek muhaliflerin cumhurbaşkanlık seçimlerinde aday olmasını istedi.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Pompeo bu husustaki Tweet'inde şöyle yazdı: "Ortega rejiminin  gelecek yıl seçimlerine demokrasi yanlılarının  katılmasını engellemesi yönündeki son girişimi, Nikaragua’nın bölgede bu rejimce tecride sürüklenmesinin  bir başka örneğidir. " 

Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo  Amerika'nın sözde demokrasiyi Nikaragua’ya geri getirme mücadeleleri çerçevesinde Nikaragua halkı yanında yer aldıklarını da iddia etti. 
Washington  Latin Amerika'daki   solcu hükümetlere karşı insan hakları ihlallerini bahane ederek özellikle de solcu Nikaragua cumhurbaşkanı  Daniel Ortega'yı  siyasi baskılara maruz bırakmak istemiştir.  Bu bağlamda da şimdilerde Amerika başkanı Donald Trump hükümeti daha önce Venezuela'da uyguladığı planı  Nikaragua için de uygulamak istiyor.  Bu plan çerçevesinde sağcı muhalifler ve Batılı yandaşları ve liderleri iktidara gelmek ve solcu hükümetleri devirmek için muhalefeti destekleyecektir. 
 Amerika, 19'uncu yüzyıldan itibaren  Monroe doktrini çerçevesinde  Latin Amerika'yı  her daim arka bahçesi olarak telakki ederek, bölge ülkelerinin servetlerini  yağmalamanın yanı sıra birçok darbe de gerçekleştirmekle kukla hükümetler ile bölgeyi adeta kendi tapusuna yazdırmak istemiştir. 
Buna rağmen Washington 20'inci yüzyılda ve 1959 yılında Küba'da Fidel Castro, 1979’da Nikaragua’da solcu Sandenist hükümetlerin iş başına gelmesi, Venezuela, Bolivya ve diğer Latin Amerika ülkelerinde da solcu liderlerin göreve gelmesi ile  solcu liderler ve hükümetlere karşı koymaya çalıştı. 
Bu yaklaşım   Amerika'nın emperyalist ve sultacı özelliğini açıkça ortaya koydu.  Buna rağmen  Venezuela, Küba ve Nikaragua’ya karşı izlenen bu siyaset tam bir yenilgi ile sonuçlandı. Aynı zamanda Arjantin'de de Washington taleplerine uymayan bir cumhurbaşkanı işbaşına geldi.  Şili de neo- liberal ekonomik siyasetlere karşı  geniş çaplı itirazlara sahne oldu. 
Bolivya cumhurbaşkanı  Evo Morales  ordunun kendisine verdiği desteği bırakmasının ardından sadece görevden değil ülkesinden bile ayrılmak zorunda kaldı. Ancak  aralarında dostluk bulunduğu Luis Arce'nin cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından tekrar Bolivya'ya döndü. 
Şimdi de Beyaz Saray’daki görev döneminin sonuna yaklaşan Donald Trump hükümeti,  Monroe doktrini çerçevesinde   Nikaragua’ya baskıları arttırarak  diğer solcu hükümetler ile beraber onları devirmeye  ve sağcıları işbaşına getirmeye odaklandı. 
Amerika eski ulusal danışmanı  John Bolton ise  Monroe Doktrinine işaretle Latin Amerika'yı açık bir şekilde  Washington'un arka bahçesi saydı. John Bolton bu konuda şöyle demiştir: Birleşik Devletleri Monreo doktrini hedeflerine ulaşmak için Latin Amerika ülkelerin içişlerine müdahale hakkına sahiptir. 
Washington'un topyekun siyasi ve ekonomik yaptırımlar ve çok taraflı baskılarına rağmen Latin Amerika’da işbaşında olan solcu hükümetleri,  halk destekleri yüzünden hala  Washington'un  onları devirmeye yönelik çabalarına karşı koyarak direnmekteler. 
Aynı zamanda  son seçimlerde verdikleri vaatleri ile Şili, Peru, Arjantin, Kolombiya ve Brezilya gibi ülkelerde sağcılar iktidara gelse de,  vaatlerini yerine getirmemeleri onların iktidardan uzaklaşmalarına sebep oldu. 
Latin Amerika halkı da  solcu hükümetler ve liderler ile daha iyi geçinebileceklerini,  Amerika kuklası ve bağımlısı sağcı partilerden ve liderlerden daha iyi olacağının farkına vardılar.  Buna ilaveten  Şili gibi ülkelerdeki   sağcıların ekonomik siyasetleri   çok geniş çaplı gösterilere ve itirazlara da yol açtığı belirtilmelidir.

342/