3 Ocak 2026 - 17:08
Emirü'l-Mü'minin İmam Ali'nin (a.s) Hükümetinin Asıl Amacı İnsanların Hidayetidir

İfade özgürlüğü ile eleştirinin meşruiyet sınırı arasındaki ilişki, kamu güvenliğine karşı eylemle olan bağlantısı, siyasi fıkıh alanının en temel sorularından biridir ve bugüne kadar hükümetlerin meşruiyetini ölçmede önemli bir kriter olarak kabul edilmiştir.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s.) Haber Ajansı (ABNA) - Kum İlim Havzası Üstadı ve Çağdaş Fıkıh Araştırma Enstitüsü Başkanı Öğretim Üyesi Seyit Müctehid Nurmüfidi, ABNA'ya verdiği demeçte şu ifadelere yer verdi:

 "İfade özgürlüğü ile eleştirinin meşruiyet sınırı arasındaki ilişki, kamu güvenliğine karşı eylemle olan bağlantısı, siyasi fıkıh alanının en temel sorularından biridir ve bugüne kadar hükümetlerin meşruiyetini ölçmede önemli bir kriter olarak kabul edilmiştir."

İmam Ali'nin (a.s) Hükümetindeki Sîre, Nurmüfidi'ye Göre Yol Gösterici Bir Siyasi Teoridir

Nurmüfidi, konunun önemine dair açıklamasında şu açıklamalara yer verdi: "Hâkim ve hâkimiyet her zaman muhaliflerle karşılaşmıştır ve asıl soru, onlara karşı ne yapılması gerektiğidir. Ehl-i Beyt (a.s.) mektebinde bu soru özel bir yere sahiptir ve cevap için Emirü'l-Mü'minin Ali'nin (a.s) sîresine başvurmak gerekir; zira onun sîresi yalnızca tarihi bir rapor değil, yol gösterici bir siyasi teoridir.

Emirü'l-Mü'minin (a.s), çeşitli muhaliflerle hoşgörü ve diyalogdan başlayarak adaleti ve İslami düzeni korumak için kesin önlemlere kadar farklı yöntemlerle muamele etti."

Hz. Ali'nin Siyasi Muhaliflerle Karşılaşması Nasıl Oldu?

Kum İlim Havzası Üstadı ve Çağdaş Fıkıh Araştırma Enstitüsü Başkanı Öğretim Üyesi Seyit Müctehid Nurmüfidi, İmam Ali'nin (a.s.) hükümetindeki muhaliflerin üç seviyesine işaret ederek şöyle dedi:

"Fikri muhalifler, yalnızca inanç açısından farklılık gösteren kimselerdi ve İmam onlarla ikna yoluyla muamele ederdi. Siyasi muhalifler ise İmam'ın kararlarına karşı çıkanlardı ve onlarla mantık ve hoşgörüyle davranılırdı. Ancak güvenlik muhalifleri, toplumun güvenliğini tehdit edenlerdi ve onlarla mücadele ederdi.

Bu üç aşamanın bariz örneği, İmam'ın Hâricîlerle muamelesidir; ki bu, fikri muhalefetten başlayarak nihayetinde Nehrevan'daki silahlı isyana dönüştü."

Emirü'l-Mü'minin'in (a.s) Siyasi Davranışına Hâkim Olan İlkeler

Seyit Müctehid Nurmüfidi, Emirü'l-Mü'minin'in (a.s.) siyasi davranışına hâkim olan ilkeleri açıklarken altını çizdiği şu açıklamaya yer verdi:

"Adalet, İslami düzeni koruma, kamu maslahatını gözetme ve insan haysiyetini koruma, Alevi yönetimine dayanan dört temel ilkedir. İmam Ali (a.s), hatta düşmanlar karşısında bile insan haysiyetini korudu ve asla adalet dairesinden çıkmadı.

Bugün de İslami hükümet, bu modeli esas almalıdır ki özgürlük ile güvenlik arasında denge sağlansın ve keyfi müdahalelerin tekrarı önlensin."

Emirü'l-Mü'minin'in (a.s.) Hükümetinin Asıl Amacı İnsanların Hidayetidir

Seyyid Müctehid Nurmüfidi ABNA ile yaptığı söyleşiyi şöyle sonlandırdı:

"Emirü'l-Mü'minin'in (a.s) hükümetinin asıl amacı, insanları saadete ve ilahi yakınlığa hidayet etmekti ve bu hedef, tüm siyasi, kültürel ve sosyal davranışlarda yankı bulmalıdır. Günümüzde yeni tehdit ve muhalefet biçimleri ortaya çıkmışken, çatışmaları güvenlik ve insan haysiyetini koruyarak yönetebilmek için İmam Ali'nin (a.s.) pratik yaşamı dini sistemler için ilmi yol gösterebilir.”

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha