Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA:ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini zorla görevden uzaklaştırarak ülke dışına çıkarması, Washington yönetiminin tüm Latin Amerika’ya dönük tehlikeli ve çıkar odaklı yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi. New York Times gazetesinde yayımlanan ve “Maduro’nun Kaçırılması, Trump’ın Amerika Kıtası Üzerinde Hâkimiyet Hedefini Gösteriyor” başlığını taşıyan analiz, bu operasyonun salt askerî bir hamle olmadığını ortaya koydu. Söz konusu analiz, bölge ülkelerinin uzun süredir dile getirdiği ABD’nin tek taraflı nüfuzu ve gizli emperyalist emellerine dair kaygıların artık belgelerle doğrulandığını vurguladı.
Operasyonun gerçek niyetine dair en açık kanıtın, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın bizzat kendisi olduğu belirtildi. New York Times’ın aktardığına göre Trump, Maduro’nun alıkonulmasından yalnızca saatler sonra yaptığı konuşmada, olağan dışı biçimde tam 20 kez Venezuela’nın petrol rezervlerine atıfta bulundu. Bu tekrarlar, sözde “insani” ya da “demokratik” gerekçelerin tümüyle geçersiz olduğunu ortaya koyarken, operasyonun esas hedefinin siyasi reform değil; Venezuela’nın ve bölgenin stratejik–ekonomik kaynakları üzerinde denetim kurmak olduğunu açıkça gösterdi. Gazete, bu adımı bir “kurtarma operasyonu” değil, Trump’ın Güney Amerika kıtası üzerinde mutlak hâkimiyet kurmaya dönük daha geniş stratejisinin bir aracı olarak değerlendirdi.
New York Times’ın ayrıntılı analizinde, operasyonun askerî boyutlarına da yer verildi. Hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakılmasından ABD helikopterlerinin Venezuela liderini gözaltına almak üzere gerçekleştirdiği son baskına kadar birçok teknik ayrıntı paylaşıldı. Herhangi bir uluslararası mutabakat ya da bölgesel destek olmaksızın gerçekleştirilen bu saldırgan eylem, Latin Amerika’da uzun süredir dile getirilen “ABD müdahaleciliği” uyarılarını somut bir gerçeğe dönüştürdü.
Gazete, tüm bu göstergelere dayanarak Trump yönetiminin bölge politikasını, mutlak tek taraflılık ve çıkarlarını korumak için zor kullanımına dayalı bir yaklaşım olarak tanımladı. Bu çizginin, ABD’nin resmî ulusal güvenlik belgelerinde dahi izlenebildiği ifade edildi.
Latin Amerika’dan Sert Tepki
Operasyonun bölgesel yansımaları, New York Times analizini doğrular nitelikte oldu. ABD müdahaleci politikalarına yakın duran bazı yönetimler — örneğin Arjantin’de Javier Milei hükümeti — bu adımı “özgürleştirme” olarak tanımlarken; Brezilya, Meksika, Kolombiya, Küba, Nikaragua ve Uruguay gibi sol eğilimli hükümetlerin tepkisi hızlı, eşgüdümlü ve sert oldu.
Bu ülkeler tarafından yayımlanan ortak bildiride, ABD’nin hamlesi ulusal egemenliğe yönelik genel ve tehlikeli bir saldırının parçası olarak nitelendirildi. Bildiride özellikle, “herhangi bir devletin kontrol altına alınması, doğrudan yönetilmesi ya da stratejik kaynaklarının yabancı güçler tarafından ele geçirilmesine yönelik her türlü girişim” açık bir dille reddedildi.
Söz konusu kınamalar, basit diplomatik itirazların ötesine geçerek, bu saldırının sömürücü ve emperyalist karakterini teyit eden siyasi bir tutum olarak değerlendirildi.
Kaynak Emperyalizminin Yeni Evresi
New York Times analizi, askerî operasyonu doğrudan petrol çıkarlarıyla ilişkilendirerek ve bölgesel uzlaşıyı vurgulayarak, Caracas’ta yaşananları Trump’ın genel dış politika çizgisi içine yerleştirdi. Bu çizgi; tek taraflı askerî müdahaleye ve ekonomik tahakküme dayalı bir emperyalist strateji olarak tanımlandı.
Gazeteye göre Venezuela’da yaşananlar münferit bir olay değil; tüm kıtada kaynak temelli yeni bir emperyalizm döneminin başlangıcına işaret eden kritik bir kırılma noktasıdır.
Latin Amerika ülkelerinin bu ölçekte bir saldırganlığa karşı sessiz kalmayacağına dair güçlü işaretler bulunduğu belirtilirken, tarihsel deneyimlerin de bunu doğruladığına dikkat çekildi. Washington yönetimini, bölge başkentleriyle zor ve gerilimli bir sürecin beklediği vurgulandı.
yorumunuz