26 Ocak 2026 - 18:27
ABD-Mossad ortaklığında iç savaş planı: İran'a karşı propaganda rüzgarı

Mossad’ın açık isyan çağrıları ve Mike Pompeo’nun doğrudan müdahalesi, İran’daki olayların arkasında ABD, İngiltere ve Siyonist rejimin yer aldığı organize bir rejim değiştirme projesi bulunduğunu ortaya koymakta. Batılı sol çevrelerin bu süreci “halk hareketi” olarak sunması, CIA, MI6, MKO ve monarşist unsurların rolünü perdelemekte. Bu katmanlı iç savaş planı her türlü dış destekle büyütülmeye çalışılarak propaganda malzemesi olarak kullanılıyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA:Siyonist rejimin casusluk örgütü Mossad’ın 1 Ocak’ta Farsça sosyal medya hesapları üzerinden İran’da isyan çağrısı yapması, Batı dünyasında neredeyse hiç yankı uyandırmadı. Ancak bundan yalnızca bir gün sonra, ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun doğrudan devreye girmesiyle tablo netleşti. Pompeo, İran şehirlerinde ayaklanma çağrısında bulunarak, “sokaklardaki her İranlının ve onların yanında yürüyen her Mossad ajanının” yeni yılını kutladı.

Bu açıklamadan sonra, yaşanan olaylarda yabancı istihbarat servisleri ve terör unsurlarının rolünü görmezden gelmenin hiçbir gerekçesi kalmadı. Buna rağmen, 8 ve 9 Ocak tarihlerinde yaşanan iki günlük karışıklık sürecinde Mossad’ın —ve onunla birlikte CIA ile İngiliz MI6’nın— rolü hâlâ bilinçli biçimde perdelemeye çalışılıyor.

Batı’daki sol çevrelerin önemli bir kısmı, Mossad, Pehlevici monarşistler, tarikatvari terör örgütü Mücahidin-i Halk (MKO) ve CIA tarafından desteklenen çok sayıda “muhalif” yapı arasında kurulan rejim değiştirme ittifakını kavramakta başarısız oldu. Bu yapıların neredeyse tamamı ABD merkezli olup, İngiltere ve Avrupa’da da uzantılara sahiptir.

Daha da önemlisi, İngiltere’nin istihbarat servisi MI6’nın bu karanlık rejim değiştirme projesindeki rolü Batılı solun büyük bölümü tarafından ya tamamen görmezden gelindi ya da bilinçli olarak inkâr edildi. Bunun yerine, bu dış müdahale girişimleri “özgürlük mücadelesi”, “halk hareketi” ya da hatta “işçi sınıfı ayaklanması” olarak sunuldu. Oysa gerçeklik bunun tam tersidir.

Bu noktada, liberal-seküler soldan devrimci sola kadar uzanan geniş bir yelpazede —kendilerini anti-Siyonist ya da Filistin davası yanlısı olarak tanımlayanlar dâhil— ciddi teorik ve siyasi hatalar zinciri ortaya çıkmıştır.

Ancak konuya geçmeden önce, İran İslam Cumhuriyeti’nin küresel sistemdeki gerçek konumunu doğru çerçeveye oturtmak gerekmektedir. İran, bugün dünyanın en öncü anti-emperyalist devletidir ve Filistin’in özgürlük mücadelesinde mızrağın ucunda yer almaktadır. Bu tespit yalnızca İran liderliğine ait bir iddia değildir; bizzat Filistin direnişinin liderleri tarafından defalarca dile getirilmiştir.

Filistin direnişinin sembol isimlerinden şehit Yahya Sinvar, 2019 yılında şu ifadeleri kullanmıştır:
“İran’ın Filistin direnişine verdiği destek olmasaydı, bu kabiliyetlere —füzeler ve yerli üretim teknik imkânlara— asla sahip olamazdık. Arap dünyası zor zamanlarımızda bizi terk etti; İran ise silah, teçhizat ve uzmanlıkla yanımızda durdu.”

Yine Hamas’ın eski lideri ve şehidi İsmail Heniyye, 2020 Uluslararası Kudüs Günü’nde şu sözlerle İran’ın rolünü açıkça vurgulamıştır:
“Stratejimizin özü direniş projesidir; başta silahlı direniş olmak üzere kapsamlı bir direniş. Filistin’de direniş seçeneğini sahiplenen tüm ümmet bileşenlerini selamlıyorum. Özellikle de İmam Humeyni’nin çizgisinde, direnişi mali, askeri ve teknik olarak desteklemekten geri durmayan İran İslam Cumhuriyeti’ni.”

İran İslam Cumhuriyeti’nin ve Filistin direnişinin karşısında ise, başta işgalci Siyonist yerleşimciler ve onların en büyük hamileri olan ABD ve İngiltere yer almaktadır. Bunlara ek olarak, İran’daki sözde “muhalefet” adı altında faaliyet yürüten yapılar da bu cephede konumlanmaktadır. Bunların başında, devrik Şah rejiminin geri getirilmesini ve Şah’ın oğlunun tahta çıkarılmasını savunan monarşist gruplar gelmektedir.

Bir diğer önemli unsur ise Mücahidin-i Halk Örgütü (MKO)’dür. Arnavutluk’ta, yani bir NATO üyesi ülkede konuşlanan bu yapı, troll çiftlikleri ve operasyonel altyapısıyla fiilen bir terör örgütü olarak faaliyet göstermektedir. MKO, 2012 yılında Siyonist lobi ağlarının yoğun baskısıyla ABD’nin terör listesinden çıkarılmıştır.

Haziran 2023’te Arnavutluk polisi örgütün merkezine baskın düzenlemiş ve yaklaşık 150 bilgisayar cihazına el koymuştur. Bu operasyon, Çin’in arabuluculuğunda İran ile Suudi Arabistan arasında sağlanan yakınlaşmanın hemen ardından gerçekleşmiş; Riyad yönetimi yıllarca inkâr ettiği MKO desteğini kesmek zorunda kalmıştır.

Benzer şekilde, Suudi Arabistan uzun süre İran İslam Cumhuriyeti karşıtı yayın yapan Iran International adlı medya kuruluşunu finanse ettiğini reddetmişti. Ancak Çin arabuluculuğundaki anlaşmanın imzalanmasının ardından bu destek aniden sona ermiş ve kanalın Londra ofisi kapatılmıştır. Birkaç ay sonra ise bu kez doğrudan Siyonist rejim kaynaklı finansmanla yeni bir Londra ofisi açılmıştır. Bu propaganda ağının hâlen işgalci rejim tarafından desteklendiği bilinmektedir.

Iran International örneği, İran’ı hedef alan daha geniş bir dış müdahale ve propaganda ekosisteminin parçasıdır. Bu yapıların önemli bir bölümü, Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) gibi ABD bağlantılı paravan kuruluşlar aracılığıyla finanse edilmektedir. Gazeteci Alan MacLeod, MintPress News’te yayımladığı son çalışmalarda; “Human Rights Activists in Iran”, “Abdorrahman Boroumand Center” ve “Center for Human Rights in Iran” gibi yapıların bu ağ içindeki rolünü ayrıntılı biçimde belgeledi. Ancak bu listedekiler, söz konusu paralel yapının yalnızca görünen kısmıdır.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha