Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı -ABNA- Maskat’ta devam eden İran-ABD görüşmeleri, yalnızca diplomatik başlıklarla değil, bölgesel güç dengeleri ve askeri hesaplarla da şekilleniyor. Taraflar masada kalmayı sürdürürken, sürecin “en üst düzey teyakkuz” koşullarında yürütüldüğü vurgulanıyor. İran cephesi, askeri hazırlıkların bir pazarlık unsuru değil, egemenliğin doğal sonucu olduğu görüşünü yineliyor.
Tahran, özellikle nükleer program konusunda geri adım atmayacağını net bir şekilde ifade ederken, Washington’un baskı ve yaptırım merkezli yaklaşımını “zorlayıcı diplomasi” olarak tanımlıyor. İranlı yetkililere göre, sahadaki askeri ve bölgesel güç, masada elde edilecek kazanımların teminatı olarak görülüyor.
Ülke içinde ise müzakerelere dair görüş ayrılıkları dikkat çekiyor. Muhafazakâr çevreler ABD’ye duyulan yapısal güvensizliği öne çıkararak temkinli bir çizgi savunurken, reformist kanat ekonomik baskıların hafifletilmesi için sürecin zorunlu olduğuna işaret ediyor. Buna rağmen her iki kesimin de ortaklaştığı nokta, İran’ın stratejik ve nükleer haklarından vazgeçmemesi gerektiği yönünde.
El-Ahbar yazarı Muhammed Havacui’nin değerlendirmelerine göre Tahran, masadaki varlığını bir taviz arayışı değil, sahada kurduğu dengeyi diplomatik kazanıma dönüştürme hamlesi olarak görüyor. Bu yaklaşımın, ABD’nin tek taraflı baskı politikalarına karşı dengeleyici bir strateji olarak benimsendiği belirtiliyor.
Gözlemciler, Maskat’taki temasların kısa vadede kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade, tarafların kırmızı çizgilerini yeniden tanımladığı bir güç ölçümü süreci olduğuna dikkat çekiyor.
yorumunuz