Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Şehriyar Haydari’nin açıklamaları, İran’ın savunma stratejisinde uzun yıllardır uygulanan “savunma ağırlıklı” yaklaşımın yerini daha aktif ve saldırı odaklı bir stratejiye bıraktığını ortaya koyuyor. Haydari’ye göre, “taarruz doktrini” ile İran, yalnızca topraklarını savunmakla kalmayacak; gerektiğinde tehditlere karşı önleyici ve caydırıcı askeri operasyonlar gerçekleştirecek.
Uzmanlar, bu değişikliğin özellikle bölgesel aktörler ve İsrail ile ABD’nin İran politikaları üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Direniş çevreleri ise doktrinin, İran’ın bölgedeki müttefiklerini koruma ve dış müdahalelere karşı caydırıcı güç oluşturma kapasitesini artıracağını savunuyor.
Haydari, doktrinin teknik ve operasyonel boyutlarına da değinerek, yeni nesil füzeler, insansız hava araçları ve elektronik harp kapasitesinin bu stratejinin merkezinde yer aldığını söyledi. Açıklamalara göre, İran ordusu ve Devrim Muhafızları bu strateji çerçevesinde operasyonel hazırlıklarını hızlandırmış durumda.
Analistler, “taarruz doktrini”nün yalnızca askeri değil, diplomatik ve siyasi anlamda da bir mesaj taşıdığını vurguluyor. Bu adım, İran’ın bölgesel krizlerde hem caydırıcı hem de aktif rol oynayacağını ve bölgesel güç dengesini yeniden şekillendirebileceğini gösteriyor.
yorumunuz