Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı -ABNA- Batı kaynaklarında dolaşan son iddialar, Ukrayna’daki savaşın gidişatının gizli bir mutabakatla biçimlendirildiğine işaret ediyor. Alaska’da yapıldığı öne sürülen kapalı görüşmelerde, savaşın mali ve jeopolitik sonuçlarının önceden paylaştırıldığı; paranın Amerika’ya, toprağın Rusya’ya, borcun ise Avrupa’ya kalacağı yönünde bir formül üzerinde uzlaşı sağlandığı iddia ediliyor.
Analistler bu formülün, sahadaki gerçekleri “etiketleri değiştirerek” yeniden tanımlayan bir bölüşüm planına işaret ettiğini söylüyor. Buna göre, ABD savaşın finansal tahvil ve yeniden inşa süreçlerinden doğacak ekonomik kazançları yönetecek, Rusya sahada avantaj sağladığı bölgeleri fiilen kendi etki alanına alacak, Avrupa ise savaşın yapısal maliyetini “uzun vadeli borçlanma ve enerji bağımlılığı” üzerinden üstlenecek.
Direniş eksenine yakın gözlemciler bu senaryoyu, Batı’nın Ukrayna’yı bir “vekâlet savaşının laboratuvarı” olarak kullanmasının son halkası olarak yorumluyor. Zira söz konusu plan, hem ABD’nin dolaylı askeri kârlarını hem de Rusya’nın stratejik güvenlik hattını güçlendirirken, Avrupa’yı siyasî ve ekonomik bakımdan zayıflatan bir denklemi kalıcılaştırıyor.
Bazı uluslararası kaynaklar, Alaska’daki görüşmelerin özel güvenlik danışmanları ile enerji şirketlerinin temsilcilerini bir araya getirdiğini, müzakerelerde özellikle Doğu Avrupa enerji geçiş hatları ve yeniden imar fonlarının paylaştırılmasının görüşüldüğünü belirtiyor.
Direniş bakışına göre bu tablo, “barış” adı altında yeni bir sömürge düzeninin inşa edildiği anlamına geliyor. Ukrayna savaşının “sürdürülebilir istikrarsızlık” modeli olarak kurgulandığı, Atlantik merkezli finans gruplarının ve silah şirketlerinin bu karmaşadan çıkar sağlayacağı görülüyor.
Sonuç itibarıyla, Alaska Zirvesi iddiaları doğruysa, dünya siyaseti bir kez daha paranın ve hegemonya hesaplarının çizdiği sınırlar üzerinden yeniden şekilleniyor — ve kaybeden, savaşın sahasında değil; küresel finansın masasında yazılıyor.
yorumunuz