2 Mayıs 2026 - 11:59
CNN’den 7 başarısızlık listesi: ABD İran'a karşı hezimet üstüne hezimet yaşadı

CNN’in kapsamlı analizine göre, ABD’nin İran’a karşı başlattığı savaş yedi alanda ağır hezimetle sonuçlandı: stratejik hedeflere ulaşılamaması, ekonomik yükün vatandaşa yansıması, diplomatik zayıflık, iç onay oranlarının yüzde 37’ye düşmesi, küresel prestij kaybı (Çin’in yükselişi), enerji kırılganlığı ve Asya’da caydırıcılığın zayıflaması.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a karşı başlattığı savaş, başlangıcından iki ay sonra ateşkesle sonuçlanmış gibi görünse de, geride ağır bir bilanço bıraktı. CNN’in Londra başyazarı Ivanka Katesava imzasıyla yayımlanan kapsamlı bir analiz, Washington’un bu savaşta sadece hedeflerine ulaşamadığını değil, aynı zamanda ekonomiden diplomasiye, askeri caydırıcılıktan küresel prestije kadar yedi ayrı cephede ağır kayıplar verdiğini ortaya koydu. Amerikan ana akım medyasının bu tür bir özeleştiriyi gündeme taşıması, savaşın meşruiyetinin kendi ülkesinde dahi ne denli tartışmalı hale geldiğinin açık bir göstergesidir.

1. Hedefsiz savaş: “Kazanmaya 10 gün kala” kaybedilen iki ay

Trump yönetimi, savaşın başında “hızlı ve kesin bir zafer” vaat etmişti. Hatta çatışmaların başlamasından sadece 10 gün sonra Trump, “Her şekilde kazandık” diyerek moral vermeye çalışmıştı. Ancak iki ay sonra gelinen noktada, çatışmalar ateşkesle durmuş olsa da savaşın sona erdiğine dair hiçbir işaret bulunmuyor. ABD, ne İran’ın nükleer programını durdurabildi ne de bölgedeki güç dengesini yeniden tesis edebildi. Bu durum, 2003 Irak Savaşı’nın yeniden canlanan bir hayaleti gibidir: Pentagon, düşman ordusunu mağlup edebilir ancak savaşı siyasi olarak “kazanamaz”. Geride kalan, sadece askeri yıpranma ve bitmeyen bir istikrarsızlıktır.

2. Faturanın ağırlığı: Amerikalı sıradan vatandaşın cebinden çıkıyor

Savaşın ekonomik yükü doğrudan ABD vatandaşına yansımış durumda. CNN’nin verilerine göre, savaş öncesinde zaten yüksek seyreden benzin fiyatları daha da arttı, uçak biletleri ve yük taşımacılığına ek maliyetler eklendi. Mart ayında yıllık enflasyon yüzde 3,3’e yükseldi; bu oran şubat ayında yüzde 2,4 idi. Üstelik bu artışlar, Trump’ın “ekonomi dehası” imajını doğrudan sarsmış durumda. Zira Beyaz Saray, savaşı fonlamak için savunma bütçesine yeni ödenekler eklerken, içerideki eğitim, sağlık ve altyapı harcamalarını kısmak zorunda kaldı. Savunma sanayi şirketlerinin hisseleri yükselirken, orta sınıfın alım gücü düşüyor. Bu manzara, “sonsuz savaşlar”ın gerçek kazananlarının kim olduğunu bir kez daha gösteriyor.

3. Diplomatik iflas: Beyaz Saray küresel masada yalnızlaşıyor

Brookings Enstitüsü’nden bir uzmanın değerlendirmesine göre, “ABD’nin durumu şu anda iyi değil. Trump diplomatik olarak zayıf görünüyor ve savaşı yeniden başlatmanın çok ağır bir maliyeti olacağını şimdi anlamış durumda.” Ateşkes görüşmelerinde ABD’nin masaya koyabileceği somut bir kozu yok. İran ile dolaylı müzakerelerde Washington’ın talepleri (nükleer programın tamamen sökülmesi, balistik füze kapasitesinin sınırlandırılması, bölgesel vekil güçlerden vazgeçilmesi) Tahran tarafından kategorik olarak reddedildi. Üstelik Avrupalı müttefikler (Fransa, Almanya, İngiltere) de ABD’nin bu maksimalist tutumuna mesafeli durarak, kendi diplomasi kanallarını açık tutmayı tercih ediyorlar. Bu tablo, Washington’un en büyük korkusunu doğruluyor: Tek taraflı saldırganlık, müttefikleri bile uzaklaştırıyor.

4. İç cephede çöküş: Onay oranı yüzde 37’ye geriledi

CNN anket ortalamalarına göre, Başkan Trump’ın performans onayı son üç haftada yalnızca yüzde 37 seviyesinde. Bu oran, görevdeki bir başkan için oldukça düşük bir rakam. Özellikle “savaşı bitirme” vaadiyle oy veren bağımsız seçmenler ve genç Cumhuriyetçiler arasında hayal kırıklığı büyük. Geçen hafta yapılan bir mitingde Trump’a “Savaşları bitirecektin, İran’da ne işimiz var?” diye seslenen bir seçmen, güvenlik görevlilerince dışarı çıkarıldı. Bu küçük olay, kendi tabanında bile büyüyen bir hoşnutsuzluğun yalnızca görünen yüzüdür.

5. Küresel prestij kaybı: Çin “barış gücü” imajını pekiştiriyor

CNN analizinde en çarpıcı tespitlerden biri de şu: “Bu savaş uluslararası alanda hiç popüler olmadı ve ABD’nin itibarını zedeledi. Buna karşılık Çin, bu ortamı kullanarak kendini küresel barışın ve uluslararası hukukun savunucusu olarak konumlandırabildi.” Pekin yönetimi, savaş boyunca “derhal ateşkes” ve “diplomatik çözüm” çağrıları yaparak, Washington’un “şok ve dehşet” stratejisine karşı net bir alternatif sundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ABD’nin tek taraflı askeri harekatını kınayan açıklamalar yapan Çin, özellikle Küresel Güney ülkeleri nezdinde ciddi bir sempati topladı. Bu durum, ABD’nin “kurallara dayalı düzen” söyleminin ne kadar içi boş olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır: Kurallar sadece Washington’un işine geldiğinde geçerlidir.

6. Enerji kırılganlığı: Yenilenebilire yatırım yapmayan ekonomi savaşta can veriyor

Raporun işaret ettiği bir diğer önemli zafiyet, ABD ekonomisinin hâlâ petrole olan bağımlılığıdır. Yıllardır “enerji bağımsızlığı” söylemiyle hareket eden Trump yönetimi, yenilenebilir enerji kaynaklarına yeterli yatırımı yapmadı. Sonuç: Ortadoğu’daki her savaş, Amerikalı tüketicinin doğrudan cebini yakmaya devam ediyor. Uzmanlara göre, ABD’nin enerji dönüşümünü hızlandırmaması, aslında emperyal stratejisinin en zayıf halkasıdır. Zira fosil yakıtlara bağımlı kaldıkça, Ortadoğu’ya askeri müdahale kaçınılmaz görülecek ve bu müdahaleler de yeni kanlı çatışmaları tetikleyecektir.

7. Asya’da boşluk: Çin’e karşı caydırıcılık zayıfladı

Belki de en stratejik kayıp, ABD’nin Asya-Pasifik bölgesindeki askeri varlığının fiilen zayıflamış olmasıdır. Ortadoğu’daki yoğun çatışmalar nedeniyle, uçak gemisi grupları ve önemli hava kuvvetleri birlikleri Asya’dan çekilmek zorunda kaldı. Bu durum, Washington’un Çin karşısındaki caydırıcılık kabiliyetini doğrudan düşürdü. Pekin’in Güney Çin Denizi’nde artan faaliyetleri ve Tayvan çevresindeki askeri tatbikatları, ABD’nin bölgedeki “boşluğu” fırsata çevirme niyetinin açık işaretleridir. Bu tablo, Biden döneminde başlayıp Trump döneminde hızlanan “stratejik rekabet” söyleminin ne kadar çelişkili olduğunu gösteriyor: Bir yandan Çin’i kuşatma politikası izlenirken, diğer yandan yeni bir Ortadoğu savaşı tüm dengeleri altüst ediyor.

Tüm bu bilanço, ABD’nin İran savaşının yalnızca askeri bir hezimet değil, aynı zamanda ekonomik, diplomatik ve jeopolitik bir yenilgi olduğunu ortaya koyuyor. CNN gibi ana akım bir kuruluşun bu yedi maddelik “başarısızlık” listesini yayımlaması bile, Washington’daki savaş yanlısı konsensüsün ne denli çatırdadığını gösteriyor. Trump’ın “erken ayrılıp sorunun yeniden ortaya çıkmasına izin vermeyeceğiz” söylemine rağmen, gerçek şu ki ABD ne savaşı sürdürecek siyasi iradeye ne de ekonomik dayanıklılığa sahiptir. Geride kalan, sadece yorgun bir ordu, artan enflasyon ve küresel ölçekte zedelenmiş bir itibardır.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha