Saldırıda balistik füzeler ile son dönemde İran’ın bölgesel operasyonlarında sıklıkla kullandığı kamikaze insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı belirtildi. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’ne bağlı unsurların operasyona destek sağladığı öne sürülürken saldırının koordinasyonunun kara ve deniz unsurlarını kapsadığı ifade edildi.
ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın iddialarına ilişkin ilk açıklamasında gemilerin saldırıya uğradığını doğrulamadı; ancak bölgede “ciddi bir güvenlik olayının” yaşandığını kabul etti. ABD Donanması’na ait destroyerlerin hasar durumu ve mürettebat kayıplarına dair resmi bilgi açıklanmadı.
Olay, Hürmüz Boğazı’nın günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol geçişiyle küresel enerji güvenliği açısından taşıdığı kritik önemi bir kez daha gündeme taşıdı. Boğazda seyrüsefer faaliyetlerinin geçici olarak sekteye uğradığı, bazı ticaret gemilerinin güzergâh değiştirdiği bildirildi.
Uluslararası petrol piyasaları gelişmeye anında tepki gösterdi; Brent ham petrol fiyatı ilk saatlerde yüzde sekizi aşan bir artışla sert yükseldi. Körfez ülkelerinin başkentlerinde acil güvenlik toplantıları düzenlenirken NATO müttefikleri durumu yakından takip ettiklerini açıkladı.
Washington’dan yapılan ilk açıklamalarda ABD’nin “gerekli tüm tedbirleri almaya hazır olduğu” vurgulandı. Kongre’de üst düzey yetkililer, olayın ayrıntılarına ilişkin gizli brifing talep etti.
Bölge uzmanları, saldırının İran-ABD nükleer müzakerelerinin kritik bir aşamasına denk gelmesine dikkat çekerek Tahran’ın bu hamleyle müzakere masasındaki konumunu güçlendirmeye mi yoksa müzakere sürecini sabote etmeye mi çalıştığı sorusunu gündeme taşıdı. Gelişmeler, Orta Doğu’daki dengeleri köklü biçimde sarsabilecek bir eşiğe işaret ediyor.
yorumunuz