21 Mayıs 2026 - 18:59

Pakistan arabuluculuğunda ABD, İran’ın 14 maddelik teklifine üç gün sonra yeni bir metinle yanıt verdi; İran metni inceliyor ancak henüz yanıt vermedi. Ancak diplomatik temaslar sürerken İran Meclis Başkanı “düşman yeni bir savaş peşinde” uyarısı yaparken, Ordu Sözcüsü “saldırı tekrarlanırsa yeni cepheler açılır” dedi. ABD’nin masada müzakere, sahada tehdit stratejisi, emperyalizmin ikiyüzlülüğünün son örneği olarak tarihsel emsalleriyle birlikte İran tarafından sorgulanıyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: İran ile ABD arasında Pakistan üzerinden yürütülen dolaylı müzakerelerde yeni bir aşamaya geçildi. İran’ın yarı resmi Tasnim ajansının müzakere heyetine yakın bir kaynağa dayandırdığı habere göre, ABD, Tahran’ın üç gün önce ilettiği 14 maddelik teklifin ardından Pakistanlı arabulucu aracılığıyla yeni bir metin gönderdi. İran şu anda bu metni inceliyor ve henüz herhangi bir yanıt vermiş değil.

Tahran’da bulunan Pakistanlı arabulucunun, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmak ve metinler arasındaki farkları kapatmak için çaba gösterdiği, ancak bu girişimlerin henüz nihai bir sonuca ulaşmadığı belirtildi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, gün içinde yaptığı açıklamada, iki taraf arasında mektup trafiğinin İran’ın 14 maddelik metni temelinde devam ettiğini doğruladı. Bekayi, İran’ın ana odak noktasının “tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi, dondurulan fonların serbest bırakılması, provokatif eylemlerin ve İran ticari gemilerine karşı deniz korsanlığının durdurulması” olduğunu vurguladı.

“Düşman Yeni Bir Savaşın Peşinde”

Müzakere masasında hareketlilik yaşanırken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf daha sert bir uyarıda bulundu. Kalibaf, “Düşmanın açık ve gizli manevraları, onun yeni bir savaş turunun peşinde olduğunu gösteriyor” dedi. Bu sözler, diplomatik temasların devam ettiği bir zeminde Tahran’ın güvensizliğinin ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor.

Zira İran’ın şüpheleri tarihsel olarak boşuna değil. 2015’te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP/JCPOA), dönemin ABD Başkanı Trump tarafından 2018’de tek taraflı olarak feshedilmiş ve yerine “maksimum baskı” politikası ikame edilmişti. O dönemde Avrupa imzacı devletleri (Fransa, Almanya, İngiltere) anlaşmayı kurtarmak için mekanizmalar kuracaklarını söylemiş, ancak somut adım atmamışlardı. Bugün de benzer bir örüntü işliyor: ABD masada “müzakere” dilini kullanırken, aynı anda İran’a karşı askerî tehditlerini sürdürüyor, yaptırımlarını gevşetmiyor ve Hürmüz’de deniz operasyonlarına devam ediyor. Kalibaf’ın uyarısı, tam da bu ikili oyuna işaret ediyor.

Devrim Muhafızları ve Ordu: “Yeni Cepheler, Yeni Silahlar”

Devrim Muhafızları daha önce yaptığı yazılı açıklamada, “İran’a yönelik saldırganlık tekrarlanırsa, savaş bu kez bölgenin çok daha ötesine yayılacak” uyarısında bulunmuştu. Bugün ise İran Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekremi Nia, bu tehdidi somutlaştıran ifadeler kullandı. Ekremi Nia, “İran kuşatılamaz veya yenilgiye uğratılamaz” dedi ve ekledi: “Eğer düşman bir aptallık yapar ve yeniden Siyonistlerin tuzağına düşerek ülkeye saldırırsa, silahlı kuvvetler ona karşı yeni araçlar ve yeni yöntemler kullanarak yeni cepheler açacaktır.”

Bu açıklama, İran’ın geleneksel simetrik savaş doktrininden ziyade asimetrik caydırıcılığa dayandığını gösteriyor. 1980-1988 İran-Irak Savaşı’ndan bu yana Tahran’ın askerî stratejisi, “her yerde ve her an” misilleme kapasitesini vurgulamaktadır. Bugün bu kapasitenin bir parçası olarak, İran’ın vekil gruplar üzerinden bölgesel nüfuzu, füze programı, insansız hava araçları ve deniz mayınları gibi asimetrik araçları, ABD ve İsrail’in “hızlı zafer” senaryolarını sürekli olarak boşa çıkarmıştır. Ekremi Nia’nın “yeni cepheler” uyarısı, bu asimetrik savaş doktrininin yeni enkarnasyonlarına –belki de siber alan, belki de yeni coğrafi açılımlar– işaret etmektedir.

Müzakere ve Tehdit Arasındaki Emperyalist İkili Oyun

Bu gelişmelerin ışığında, Washington’un stratejisinin temel çelişkisi yeniden ortaya çıkıyor: Beyaz Saray bir yandan Pakistan üzerinden “müzakere metinleri” gönderip diplomatik bir çözüm arayışında olduğu izlenimi yaratırken, diğer yandan İran’a yönelik maksimum baskıyı sürdürüyor, Hürmüz’de deniz korsanlığı yapıyor ve İsrail’in saldırılarının lojistik ve siyasi koruyuculuğunu üstleniyor. Bu, emperyalizmin klasik “iki yüzlü” taktiğidir: Masada “barış” dilini kullan, sahada savaşı tırmandır.

Tarih, bu taktiğin işlemediğini defalarca göstermiştir. 1956 Süveyş Krizi’nde ABD’nin İngiltere ve Fransa’ya müdahale ederek “barış” çağrısı yapması, ardından aynı bölgede on yıllarca süren askerî varlığını sürdürmesi; ya da 1990’larda Bosna’da “insani müdahale” söylemiyle NATO’nun bölgeye girmesi. Bugün İran karşısında da benzer bir senaryo işlemektedir. Tahran’ın 14 maddelik teklifinin içeriğinde “deniz korsanlığının durdurulması” gibi spesifik bir madde bulunması, İran’ın ABD’nin bu ikili oyununu çok iyi okuduğunu gösteriyor.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha