Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Küresel diplomasinin en zorlu ve en mahrem alanlarından biri olan ABD-İran ilişkileri, Siyaset Bilimci Profesör David N. Gibbs’in değerlendirmeleriyle yeniden gündeme oturdu. Katıldığı canlı yayında, iki başkent arasında yürütüldüğü belirtilen gizli müzakerelerin arka planını analiz eden Gibbs, bu görüşmeleri “geleneksel diplomasi kalıplarının ötesinde bir zorunluluk” olarak nitelendirdi.
Gibbs’e göre, Washington ve Tahran arasındaki bu “arka kapı diplomasisi”, iki ülkenin kendi iç kamuoylarını rahatsız etmeden çıkarlarını koruma arayışının bir sonucu. Profesör, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığını yeniden yapılandırmak istediğini, İran’ın ise ekonomik yaptırımların baskısını hafifleterek bölgesel etkinliğini konsolide etme hedefinde olduğunu belirtti. Gibbs, “Bu müzakereler, nükleer anlaşmanın çok ötesine geçen; Hürmüz Boğazı’ndan Irak’taki milis güçlerine kadar geniş bir yelpazedeki jeopolitik fay hatlarını onarma çabasıdır,” ifadelerini kullandı.
Ortadoğu’daki jeopolitik kırılmalara da değinen Gibbs, bölgenin artık “bloklar arası soğuk savaş” döneminden ziyade, her aktörün kendi ulusal çıkarlarını maksimize ettiği çok kutuplu bir döneme girdiğini savundu. Bu süreçte İran’ın bölgesel bir güç olarak konumunu güçlendirdiğini, ABD’nin ise müttefikleri ile kendi stratejik hedefleri arasında denge kurmakta zorlandığını ifade etti. Gibbs, bu durumun bölgede “öngörülemez ama gerekli” bir diplomatik trafiği beraberinde getirdiğini dile getirdi.
Programda, gizli yürütülen bu görüşmelerin başarısının veya başarısızlığının, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm bölgenin güvenlik mimarisini kökten değiştirebileceği üzerinde duruldu. Gibbs, gizli diplomasinin en büyük riskinin “güvensizlik” olduğunu belirterek, tarafların sahadaki askeri hareketlilikleri ile masadaki diplomatik taahhütlerini uyumlu hale getiremedikleri sürece kalıcı bir çözümden söz etmenin zor olduğunu hatırlattı.
Analizinde Çin ve Rusya gibi dış aktörlerin bölgedeki artan etkisine de vurgu yapan Profesör Gibbs, Washington’un İran ile olan bu “gizli diyalogunu” aynı zamanda küresel rekabette elini güçlendirmek için bir hamle olarak görebileceğini belirtti. Sonuç olarak Gibbs, Ortadoğu’daki jeopolitik kırılmaların ancak pragmatik ve “sessiz” bir diplomasiyle yönetilebileceğini, ancak bu sürecin her an bozulmaya müsait kırılgan bir yapıda olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.
yorumunuz