Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- ABD ordusunun emekli albaylarından ve güvenlik yorumcusu Douglas MacGregor, katıldığı bir programda Washington’ın İran’a yönelik stratejisini ve Ortadoğu’daki askeri varlığını eleştirel bir çerçevede değerlendirdi. MacGregor, bölgedeki mevcut gerilimlerin askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini belirterek, ABD’nin uzun vadeli çıkarlarının diplomatik ve siyasi araçlarla korunabileceğini savundu.
MacGregor, Ortadoğu’daki güç dengelerinin son yıllarda önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekerek, İran’ın bölgesel nüfuzunun yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı olmadığını ifade etti. Ona göre Tahran’ın siyasi ittifaklar, yerel aktörlerle kurduğu ilişkiler ve coğrafi avantajlar üzerinden oluşturduğu etki alanı, klasik askeri baskı politikalarının etkisini sınırlıyor.
ABD’nin bölgede geniş askeri üs ağına ve ileri teknolojiye sahip olmasına rağmen bunun kalıcı istikrar üretmediğini dile getiren MacGregor, Washington’ın son yirmi yıldaki müdahalelerinin birçok yerde beklenen sonuçları vermediğini söyledi. MacGregor, “Ortadoğu’daki çatışmaların doğası yalnızca askeri güçle çözülebilecek türden değil” değerlendirmesinde bulundu.
Emekli albay, özellikle İran ile doğrudan bir askeri çatışmanın bölgesel ölçekte ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, bunun enerji güvenliği, deniz ticareti ve müttefik ülkelerin güvenliği üzerinde zincirleme etkiler yaratabileceğine işaret etti. MacGregor’a göre bu tür bir senaryo hem ABD hem de bölge ülkeleri için yüksek maliyetli olacaktır.
Programda ayrıca ABD’nin bölgedeki askeri konuşlanmasının geleceği de tartışıldı. MacGregor, Washington’ın askeri varlığını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini savunarak, diplomatik kanalların ve bölgesel güvenlik düzenlemelerinin daha fazla öne çıkarılması gerektiğini söyledi.
MacGregor’un değerlendirmeleri, İran ile Batı arasındaki gerilimin sürdüğü ve Ortadoğu’daki askeri hareketliliğin arttığı bir dönemde dikkat çekti. Uzmanlar, Washington’daki strateji tartışmalarında son dönemde askeri seçeneklerin yanı sıra diplomatik ve ekonomik araçların daha fazla gündeme geldiğine işaret ediyor.
yorumunuz