10 Haziran 2026 - 17:52
Avrupa’da “ABD’siz Güvenlik” Arayışı: Tarihi Kırılma mı?

ABD’nin güvenlik şemsiyesine duyulan güvenin tarihi dip seviyelere gerilemesi, Avrupa başkentlerinde savunma stratejilerinin yeniden yazılmasına yol açtı. Washington’a bağımlılığı azaltma ve kıtanın kendi askeri kapasitesini güçlendirme fikri artık marjinal değil, ana akım bir politika haline geliyor.

Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- Avrupa’da güvenlik mimarisi uzun yıllar boyunca büyük ölçüde ABD’nin sağladığı askeri caydırıcılık üzerine inşa edildi. Ancak son dönemde kamuoyu araştırmaları ve diplomatik temaslardan yansıyan tablo, bu güvenin ciddi biçimde aşındığını gösteriyor. Özellikle NATO’nun geleceği, ABD iç siyasetindeki dalgalanmalar ve Washington’un önceliklerinin Asya-Pasifik’e kayması, Avrupa’da “kendi başımızın çaresine bakmalıyız” düşüncesini güçlendirdi.

Brüksel, Berlin ve Paris hattında yapılan değerlendirmelerde, ABD’nin olası bir kriz anında ne ölçüde ve hangi koşullarda devreye gireceğine ilişkin soru işaretlerinin arttığı belirtiliyor. Avrupa Birliği içinde savunma fonlarının genişletilmesi, ortak mühimmat üretimi ve kıta içi askeri koordinasyonun artırılması yönündeki adımlar da bu atmosferde hız kazandı.

Son iki yılda birçok Avrupa ülkesi savunma bütçelerini Soğuk Savaş sonrası dönemin en yüksek seviyelerine çıkardı. Almanya’nın yüz milyarlarca avroluk savunma modernizasyon programı, Polonya’nın hızlı silahlanma hamlesi ve Fransa’nın stratejik özerklik vurgusu, kıtanın güvenlik anlayışındaki dönüşümün somut göstergeleri olarak öne çıkıyor.

Diplomatik kaynaklara göre, mesele yalnızca askeri harcamaların artırılması değil; karar alma süreçlerinde daha bağımsız bir Avrupa profili oluşturmak. Bu kapsamda Avrupa Savunma Fonu’nun genişletilmesi, ortak komuta yapılarının güçlendirilmesi ve savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

Uzmanlar, ABD ile bağların tamamen kopmasının kısa vadede mümkün olmadığını, ancak güven ilişkisindeki aşınmanın Avrupa’yı daha temkinli ve çok yönlü bir güvenlik stratejisine yönelttiğini belirtiyor. NATO’nun rolü sürse de, Avrupa başkentlerinde artık şu soru daha yüksek sesle soruluyor: “ABD olmasa ne yaparız?”

Kıtada şekillenen yeni güvenlik yaklaşımı, transatlantik ilişkilerde uzun vadeli bir yeniden dengelenmeye işaret ediyor. Avrupa, tarihsel alışkanlıklarını geride bırakıp kendi askeri ve stratejik kapasitesini artırma yolunda daha kararlı adımlar atmaya hazırlanıyor.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha