Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- Amerikalı araştırmacı gazeteci Seymour Hersh, son yazısında Washington kulislerini sarsacak nitelikte iddialara yer verdi. Hersh, Beyaz Saray’da gerçekleştirildiği öne sürülen kapalı bir güvenlik zirvesinde, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki derin yer altı tesislerini etkisiz hale getirmek amacıyla nükleer silah kullanımını gündeme getirdiğini ileri sürdü.
Hersh’in aktardığına göre söz konusu değerlendirme, İran’a yönelik askeri baskının istenen sonucu vermediği ve Washington yönetiminin çatışmanın seyri konusunda ciddi bir çıkmazla karşı karşıya kaldığı bir dönemde yapıldı. Yazıda, Trump’ın hem iç politikada düşen anketler hem de dış politikada artan baskılar nedeniyle daha radikal seçenekleri masaya taşıdığı öne sürüldü.
Deneyimli gazeteci, Beyaz Saray çevrelerinden sızdığı belirtilen bilgilere dayandırdığı yazısında, Trump’ın özellikle yerin derinliklerine inşa edildiği bilinen tesisler karşısında konvansiyonel saldırı kapasitesinin yetersiz kalabileceği görüşüyle hareket ettiğini kaydetti. Buna göre, toplantıda nükleer kapasiteye sahip silahların “nihai seçenek” olarak tartışmaya açıldığı iddia edildi.
Hersh, Trump’ın İran dosyasında geri adım atmaktan çok, askeri baskıyı artırarak sonuç alma eğiliminde olduğunu savundu. Yazıda, ABD Başkanı’nın İran karşısında “kaybetmemek için çaresiz” bir ruh hali içinde olduğu değerlendirmesine yer verildi. Bu ifadenin, yalnızca askeri hesapları değil, Trump’ın iç siyasi geleceğine dönük kaygılarını da yansıttığı öne sürüldü.
Söz konusu iddialar Washington’da resmen doğrulanmış değil. Beyaz Saray’dan veya Trump cephesinden Hersh’in yazısına ilişkin doğrudan bir açıklama yapılmadı. Ancak iddiaların kamuoyuna yansıması, İran dosyasında yürütülen tartışmaların yalnızca bölgesel değil, küresel güvenlik açısından da ne denli kritik bir eşikte bulunduğunu yeniden gündeme taşıdı.
Uzmanlar, İran’daki yer altı tesislerinin uzun süredir ABD ve İsrail güvenlik çevrelerinde ayrı bir başlık olarak ele alındığını, bu tesislerin konvansiyonel yöntemlerle etkisiz hale getirilmesinin son derece güç görüldüğünü belirtiyor. Bu nedenle Hersh’in dile getirdiği iddialar, doğrulanmamış olsa da stratejik çevrelerde dikkatle izleniyor.
Hersh’in yazısı, ABD’nin İran politikasında askeri seçeneklerin sınırına gelinip gelinmediği sorusunu yeniden alevlendirirken, Washington’daki karar alma mekanizmalarının ne ölçüde sertleştiğine ilişkin tartışmaları da derinleştirdi. İddialar doğruysa, bu durum yalnızca İran-ABD hattında değil, küresel nükleer denge bakımından da son derece tehlikeli bir eşik anlamına geliyor.
yorumunuz