15 Haziran 2026 - 19:15
Silikon Vadisi’nden Suikast Odasına”: Yapay Zekâ Savaş ve Şiddetle Nasıl İç İçe Geçti?

Eleştirmenlere göre ABD artık teknolojiyi yalnızca ekonomik kalkınma ya da insan refahı için istemiyor; Washington, yapay zekâ, büyük veri ve dijital platformları geleceğin savaşlarında kullanılacak birer hâkimiyet, kontrol ve hedef belirleme aracına dönüştürüyor. Öyle savaşlar ki, burada yaşam ve ölüm kararları insanlar tarafından değil, algoritmalar tarafından verilebilir.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Eleştirmenlere göre ABD artık teknolojiyi yalnızca ekonomik kalkınma ya da insan refahı için istemiyor; Washington, yapay zekâ, büyük veri ve dijital platformları geleceğin savaşlarında kullanılacak birer hâkimiyet, kontrol ve hedef belirleme aracına dönüştürüyor. Öyle savaşlar ki, burada yaşam ve ölüm kararları insanlar tarafından değil, algoritmalar tarafından verilebilir.

“Silikon Vadisi’nden Suikast Odasına”: Yapay Zekâ Savaş ve Şiddetle Nasıl İç İçe Geçti?

Donald Trump’ın teknoloji şirketi Palantir hakkında yaptığı son övgü ve şirketin “olağanüstü savaş kabiliyetlerine” sahip olduğuna yönelik dikkat çekici ifadeleri, yapay zekânın askerîleştirilmesine ilişkin küresel endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Haberde, İran’ın bu baskılara karşı durduğu ve “dijital Hürmüz Boğazı’nı sıktığı” ifade ediliyor.

Dünyada yapay zekâ alanındaki rekabetin büyük güçler arasındaki en önemli mücadele alanlarından biri hâline geldiği bir dönemde, Donald Trump’ın Truth Social platformunda yaptığı paylaşım birçok kişi tarafından yalnızca siyasi bir destek mesajı olarak değil, yapay zekâ ile ABD’nin savaş makinesi arasındaki derin bağın açık bir itirafı olarak değerlendirildi.

Trump söz konusu paylaşımında, Amerikan şirketi Palantir Technologies’i “olağanüstü savaş yetenekleri ve ekipmanlarına sahip bir şirket” olarak tanımladı ve alaycı bir üslupla şu ifadeyi kullandı:

“Bunu düşmanlarımıza sormanız yeterli.”

“Silikon Vadisi’nden Suikast Odasına”: Trump Yapay Zekâyı Savaş ve Şiddetle Nasıl Bağdaştırdı?

Bu kısa ifade bile medya kuruluşlarında, teknoloji çevrelerinde ve insan hakları savunucuları arasında geniş yankı uyandırdı. Tartışmaların merkezinde ise şu soru yer aldı:

ABD’de yapay zekâ, suikast, savaş ve küresel hegemonyanın bir aracına mı dönüşüyor?

Palantir: Modern Savaşların Dijital Beyni

Palantir uzun yıllardır ABD’nin güvenlik ve istihbarat yapılarıyla yakın iş birliği içerisinde bulunuyor. Güvenlik çevrelerine yakın isimler tarafından kurulan şirket; büyük veri analizi, davranış kalıplarının tespiti, bilgi takibi ve güvenlik verilerinin işlenmesi alanlarında faaliyet gösteriyor.

Batılı medya kuruluşlarında yer alan çok sayıda habere göre şirketin teknolojileri, ABD’nin askerî ve güvenlik projelerinde kullanılıyor; saha verilerinin analizinden operasyonel karar alma süreçlerine kadar birçok alanda görev üstleniyor.

Eleştirmenler, asıl tehlikenin şu noktada başladığını savunuyor:

Devasa insan verileri, dijital gözetim sistemleri ve yapay zekâ algoritmaları askerî yapılarla birleştiğinde.

Bu durumda yapay zekâ artık yalnızca sivil bir teknoloji olmaktan çıkıyor ve bir “dijital öldürme zincirinin” parçasına dönüşüyor. Böyle bir sistem insanların tespit edilmesini, sınıflandırılmasını ve hatta “hedef” olarak belirlenmesini mümkün kılabiliyor.

Yapay Zekâ: Refah Aracından Savaş Motoruna

Endişeleri artıran asıl unsur ise ABD’de teknolojinin felsefesinin giderek değişmesi.

Uzun yıllar boyunca Silikon Vadisi kendisini yenilikçiliğin, bilgi özgürlüğünün ve insan merkezli geleceğin sembolü olarak tanıtmıştı. Ancak bugün birçok büyük teknoloji şirketi doğrudan savunma ve güvenlik projelerine dâhil olmuş durumda.

Bu yeni modelde:

  • Yapay zekâ savaş alanlarını analiz etmek için kullanılıyor.
  • Algoritmalar insanların davranışlarını tahmin ediyor.
  • Veri temelli sistemler ordulara hedef tespitinde yardımcı oluyor.

Eleştirmenler, bu sürecin dünyayı “algoritmik savaşlar” dönemine sürüklediğini söylüyor. Bu savaşlarda hayati kararlar, insan kontrolünün yetişemeyeceği bir hızda alınabiliyor.

Hâkimiyet İçin Teknoloji: Amerikan Dijital Hegemonyası

Birçok analiste göre ABD bugün teknolojiyi yalnızca ekonomik rekabet için değil, jeopolitik üstünlüğünü pekiştirmek amacıyla da geliştiriyor.

Bu çerçevede:

  • Teknoloji yaptırımları,
  • Bulut altyapılarının kontrolü,
  • Çip üretimindeki tekel,
  • Küresel platformlar üzerindeki hâkimiyet,
  • Askerî yapay zekâ projeleri,

aynı büyük projenin parçaları olarak görülüyor:

“Amerikan dijital hegemonyası.”

Bu bakış açısına göre Washington, geçen yüzyılda savaş gemileri ve dolar aracılığıyla kurduğu üstünlüğü, bu kez veri, algoritma ve yapay zekâ yoluyla yeniden üretmeye çalışıyor.

Günümüzde savaşın yalnızca füze ve tanklarla tanımlanmadığı belirtiliyor. Veri merkezleri, uydu ağları, bulut bilişim sistemleri ve yapay zekâ artık küresel gücün temel altyapıları arasında sayılıyor.

Bu nedenle Trump’ın Palantir gibi bir şirketi övmesi, yalnızca bir teknoloji firmasına destek vermek olarak değil, ABD’nin teknolojiye yönelik yeni yaklaşımının göstergesi olarak değerlendiriliyor:

Teknoloji, sert gücün bir aracı olarak.

Küresel Endişe: Algoritmalar Ölüm Kararı Verdiğinde

İnsan hakları savunucuları ve yapay zekânın askerîleştirilmesini eleştiren çevreler, dünyanın tehlikeli bir döneme girdiği uyarısında bulunuyor.

Onlara göre bu dönemde:

  • Askerî kararların şeffaflığı azalıyor,
  • İnsan sorumluluğu belirsizleşiyor,
  • Algoritmalar ölüm döngüsünün bir parçası hâline geliyor.

Bu çevreler, etik ve hukuki denetim olmadan geliştirilen teknolojilerin gelecekte “makinelerin insanlar hakkında karar verdiği” sistemlerin ortaya çıkmasına yol açabileceğini savunuyor.

Sonuç olarak, Trump’ın Palantir hakkındaki paylaşımı yalnızca sosyal medyada yapılan kısa bir açıklama değil; eleştirmenlerin korktuğu bir geleceğin özeti olarak görülüyor:

İnsanlığa hizmet etmesi beklenen yapay zekânın, savaşın, hâkimiyetin ve güç mühendisliğinin hizmetine girdiği bir gelecek.

Böyle bir dünyada asıl soru artık:

“Kimin daha güçlü yapay zekâya sahip olduğu” değil,

“Savaşın, ahlakın ve insan kaderinin kontrolünü algoritmalara kimin teslim edeceği”dir.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha