15 Haziran 2026 - 19:17
Peki ya Liderimin Kanı Ne Olacak?

Bugün şafak vakti, aylar süren çekişmelerin ardından İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptı nihayet sonuçlandı. Ancak son günlerde gerek sokak gösterilerinde gerekse medya ortamında halk arasında çok sayıda soru ve tereddüt ortaya çıktı. Bazı gözlemcilere göre, zamanında ve şeffaf bilgilendirme yapılmaması bu soru işaretlerinin daha da büyümesine neden oldu.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Bugün şafak vakti, aylar süren çekişmelerin ardından İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptı nihayet sonuçlandı. Ancak son günlerde gerek sokak gösterilerinde gerekse medya ortamında halk arasında çok sayıda soru ve tereddüt ortaya çıktı. Bazı gözlemcilere göre, zamanında ve şeffaf bilgilendirme yapılmaması bu soru işaretlerinin daha da büyümesine neden oldu.

Müzakereleri yakından takip eden bazı analistler, İran’ın teslim olacağını iddia ederek masaya oturan tarafın aslında stratejik hedeflerinin tamamında başarısızlığa uğradığını savunuyor.

Henüz kazanmış olmayabiliriz ama düşman kaybetti

Siyasi analist Muhammed Mehdi Rızayi, ABD’nin daha önceki taleplerini hatırlatarak şunları söyledi:

“Amerikalılar açıkça İran’ın teslim olması, nükleer ve füze programlarını sonlandırması, nükleer malzemelerini koşulsuz şekilde ülke dışına çıkarması ve Direniş Cephesi’ne verdiği desteği kesmesi gerektiğini söylüyordu. Bu taleplerin arkasındaki gerçek hedef ise İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesiydi.”

Rızayi’ye göre müzakerelerin sonucunda ABD bu hedeflerin hiçbirine ulaşamadı. İran teslim olmadı; aksine caydırıcılık gücünü pekiştirdi ve bazı uluslararası çevreler tarafından “dünyanın dördüncü büyük gücü” olarak nitelendirildi.

Uluslararası medya ve hatta ABD ile İsrail’e yakın isimler bile İran’ın direnişi ve Trump’ın yaşadığı siyasi başarısızlık üzerine değerlendirmeler yaptı.

Rızayi şu vurguyu yaptı:

“Bu durum bizim mutlak zafer kazandığımız anlamına gelmez. Ancak düşmanın kesin olarak başarısız olduğu anlamına gelir.”

Bedeller direnişin maliyetidir, yenilginin değil

Röportajda ağır kayıplara da değinildi. Şehit olan siviller, yetkililer ve komutanların yanı sıra en büyük kayıp olarak Devrim Lideri’nin şehadeti gösterildi.

Ancak Rızayi, ağır bedeller ödenmesinin tek başına yenilgi anlamına gelmediğini belirterek şunları söyledi:

“Yenilgi, savaşı başlatan tarafın hedeflerine ulaşamamasıdır. Düşman savaşı başlattı ve hedeflerinin hiçbirine ulaşamadı. Bu da düşmanın yenildiğinin tanımıdır.”

Ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Şehit liderimizin ve halkımızın yasını tutuyoruz. Onların kanını unutmuş değiliz ve Trump ile Netanyahu’nun cezalandırılması talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Ancak bedel ödemeyi yenilgiyle karıştırmamak gerekir.”

Neden bazıları İran’ın yenildiği anlatısında ısrar ediyor?

Rızayi, bazı samimi ve dindar kesimlerin kamuoyunda sürekli “İran yenildi” söylemini öne çıkarmasını da eleştirdi.

Ona göre savaşın ve müzakerelerin en önemli kazanımı, halkın özgüveni ve milli güce olan inancıdır. İran halkı süper güçlere karşı direnebileceğini görmüş ve güçlü olmanın zorunluluğunu daha derinden kavramıştır.

Rızayi, buna rağmen bazı kişilerin bu psikolojik ve stratejik kazanımı görmezden geldiğini ve gerçekte yaşanmamış bir yenilgiyi anlatmaya çalıştığını söyledi.

Güçlü konumdan gelen teyakkuz

Analiste göre anlaşma metni de ABD’ye duyulan güvensizlik temelinde hazırlanmıştır.

“Şehit liderimizin katillerine asla güvenmiyoruz.” diyen Rızayi, ABD’nin geçmişte defalarca sözünü bozduğunu hatırlatarak, karşı tarafa peşin taviz verilmemesi ve adımların karşılıklı, aşamalı ve eşit şekilde atılması gerektiğini belirtti.

Bu yaklaşımın zayıflıktan değil, güçten kaynaklandığını savundu.

Sonuç

Rızayi değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Mutlaka kazandığımızı söylemiyoruz; ancak düşmanın kesin olarak kaybettiğini biliyoruz ve dünya kamuoyu da bunu görüyor.”

Ona göre İran’ın yenildiği yönündeki söylemlerde ısrar edilmesi, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde rakiplerin propaganda malzemesine dönüşmektedir.

Gerçek çözümün ise milli özgüveni korumak, şehitlerin kanının hesabını sormak ve ülkenin güçlü yönlerini daha da geliştirmek olduğu ifade edilmektedir.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha