26 Eylül 2010 - 20:30
Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (1)

Namaz Resulullah’ın (s.a.a) Gözünün Nurudur/ Namaz Takva Sahiplerinin (Allah’a) Yakınlaşma Sebebidir/ Namaz Takdir Edilen En Hayırlı Tekliftir/ Allah’ı Tanıdıktan Sonra Namaz En Üstün Ameldir/ Namaz Dinin Direğidir/ Namaz Çirkin ve Kötü Şeylerden Alıkoyar/ Namaz Kendinden Önceki Günahları Örter / Kıyamet Günü Sorulan İlk Şey Namazdır / Namazın Hikmeti / Namaz Kılan Kimsenin Fazileti

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Kur’an:

“Namazlara ve orta namaza devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.”[1]

“Namazı kıldıktan başka, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, iman edenlere belirli vakitlerde farz kılınmıştır.”[2]

“Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.”[3]

“Ailesine namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.”[4]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namaz dinin şeriatlerindendir (hükümlerinden), aziz ve celil olan rabbin hoşnutluğuna sebep olur ve peygamberlerin metodudur. ”[5]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En büyük tasan namaz olsun. Zira namaz dini ikrar ettikten sonra İslam’ın başında gelir.”[6]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her şeyin bir yüzü vardır. Dininizin yüzü ise namazdır.”[7]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz şeytanın saldırıları karşısında bir kaledir.”[8]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz ilahi rahmeti indirir.”[9]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz terazidir. Herkim (hakkını) kamil verirse (hak ve sevabını) kamil elde eder.”[10]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah nezdinde işlerin en sevimlisi namazdır ve namaz peygamberlerin son tavsiyesidir.”[11]

Namaz Resulullah’ın (s.a.a) Gözünün Nurudur

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Övgüsü yüce olan Allah gözümün nurunu namazda karar kılmış ve namazı bana sevgili kılmıştır ve aç insana yemeği ve susuz insana suyu sevdirdiği gibi. (Şu farkla ki) aç kimse yemek yediğinde doyar ve susuz kimse su içtiğinde suya kanar. Ama ben namaza asla doymuyorum.”[12]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü (s.a.a) akşam yemeğini ve diğer yemekleri namazdan öne geçirmezdi. Namaz vakti geldiğinde adeta ne aile ve ne de şefkatli bir dost tanıyordu.”[13]

Namaz Takva Sahiplerinin (Allah’a) Yakınlaşma Sebebidir

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namaz her takva sahibinin Allah’a yakınlaşma sebebidir.”[14]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz müminin Allah’a yakınlaşma sebebidir.”[15]

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Nafile namazlar her müminin Allah’a yakınlaşma sebebidir.”[16]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz Allah’a iki yakınlaşma sebebinden en üstünüdür.”[17]

Namaz Taktir Edilen En Hayırlı Tekliftir

Resulullah (s.a.a), namaz hakkında soran Ebu Zer’e şöyle buyurmuştur: “Namaz (Allah tarafından) taktir edilen en iyi tekliftir. İsteyen onu az kılar ve isteyen onu çoğaltır.”[18]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a itaat, ona yeryüzünde hizmet etmektir. Ona yapılan hiçbir hizmet namaza denk değildir.”[19]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizlere namazı ve namazı gözetmeyi tavsiye ediyorum. Zira namaz en hayırlı iştir ve dininizin direğidir.”[20]

Allah’ı Tanıdıktan Sonra Namaz En Üstün Ameldir

İmam Sadık (a.s), kendisine, “Allah’ı tanıdıktan sonra en hayırlı iş nedir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Allah’ı tanıdıktan sonra hiçbir şey namaza denk değildir.”[21]

İmam Sadık (a.s), kendisine, “Allah nezdinde işlerin en sevimlisi ve en üstünü hangisidir?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Allah’ı tanıdıktan sonra namazdan daha üstün bir şey tanımıyorum. Görmüyor musun ki salih kul İsa b. Meryem şöyle buyurmuştur: “(Allah) Bana namazı tavsiye etti. . .”[22]

Namaz Dinin Direğidir

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namazın örneği, çadırın direği örneğidir. Eğer direk sağlam olursa iplerin, kazıkların ve çadırın bir faydası olur. Ama eğer direk kırılırsa, ne ip kalır, ne kazık ve ne de çadır fayda verir.”[23]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz dinin direğidir. Namazın örneği çadırın örneği gibidir ki eğer direk sağlam olursa kazıklar ve ipler sağlam kalır. Ama eğer direk eğrilir ve kırılırsa ne sağlam bir kazık kalır ve ne de ip.”[24]

Lokman (a.s), oğluna öğüt makamında şöyle buyurmuştur: “Oğulcağızım! Namazı ikame et ki Allah’ın dininde namaz çadırın direği gibidir. Eğer direk düz ve sağlam olursa ipler, kazıklar ve çadırın perdesi fayda verir ve eğer direk doğru ve sağlam olmazsa ne kazığın faydası vardır, ne ipin ve ne de çadır perdesinin. ”[25]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah için, Allah için! Namaza dikkat ediniz. Zira namaz dininizin sütunudur.”[26]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namaz dinin sütunudur.”[27]

Namaz Çirkin ve Kötü Şeylerden Alıkoyar

Kur’an

“Kitaptan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz çirkin ve kötü şeylerden alıkoyar; Şüphesiz Allah'ı anmak en büyük şeydir! Allah yaptıklarınızı bilir”[28]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Herkimi namazı kötü ve çirkin işten alıkoymazsa sadece Allah’tan uzaklığını artırır.”[29]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bilin ki namaz yeryüzünde Allah’ın alıkoyucusudur. O halde herkim namazdan ne faydası olduğunu bilmek istiyorsa bir baksın; eğer namaz onu çirkin ve kötü işlerden alıkoymuşsa, alıkoyduğu ölçüde namazdan faydalanmış demektir.”[30]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namaza itaat etmeyen kimse namaz kılmamış sayılır. Namaza itaat etmek ise namazın kendisini çirkin ve kötü işlerden alıkoymasıdır.”[31]

Resulullah (s.a.a), namaz kıldığı halde kötü işlere bulaşan kimse hakkında şöyle buyurmuştur: “Namazı bir gün onu çirkin işlerinden alıkoyacaktır.” Çok geçmeden o şahıs tövbe etti.”[32]

Resulullah (s.a.a), gündüz namaz kılıp gece hırsızlık yapan kimse hakkında şöyle buyurmuştur: “Çok geçmeden namazı onu bu işten alıkoyacaktır.”[33]

Namaz Kendinden Önceki Günahları Örter

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her ne zaman namaza durur, teveccüh eder, Ümm’ül-Kitabı (fatiha suresini) kendin için mümkün olan diğer bir sureyle okur, sonra rükuya gider, rükuyu kamil bir şekilde eda eder, secdeye gider, teşehhüde oturur ve selam verirsen, önceki namazdan bu namaza kadar işlediğin tüm günahlar bağışlanmış olur.”[34]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim namazı hakkını bilerek yerine getirirse bağışlanmıştır.”[35]

Resulullah (s.a.a) ashabıyla bir ağacın gölgesinde oturmuşlardı. Peygamber bir dalı tuttu, salladı ve bir yaprak düştü. Ardından yaptığı işin sebebini ashabına şöyle buyurdu: “Müslüman bir kul namaza durunca, bu ağacın yapraklarının dökülmesi gibi onun da günahları dökülür.”[36]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulünden şöyle buyurduğunu işittim: “Allah’ın kitabında en ümit verici ayet şudur: “Günün iki ucunda ve gecenin bir bölümünde namaz kıl” ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Ey Ali! Beni hak üzere müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderene andolsun ki sizden biri abdest için kalkınca günahları organlarından yere dökülür. Yüzü ve gönlüyle Allah’a yönelirse, henüz namazı sona ermeden üzerinde hiçbir günah kalmaz ve annesinden doğduğu gün gibi olur. İki namaz arasındaki günahları da temizlenir.” Peygamber böylece sırasıyla beş vakit namazı saydı, daha sonra şöyle buyurdu: “Ey Ali! Ümmetim için beş vakit namaz, sizden birinin evinin kapısından geçen nehir gibidir. Eğer sizden birinin bedeni kirlenir ve günde beş defa o nehirde yıkanırsa, bedeninde bir kirlilik bulunur mu?” Allah’a yemin olsun ki beş vakit namazın da ümmetim için işte böyle bir hükmü vardır.”[37]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Siz (günah ateşinden) yanarsınız. Ama sabah namazı kılınca onu yıkarsınız. Yeniden yanarsınız ve yanarsınız. Ama öğle namazı kılınca onu yıkarsınız sonra yeniden yanarsınız ve yanarsınız. Ama ikindi namazını kılınca onu yıkarsınız. Sonra yeniden yanarsınız ve yanarsınız. Ama akşam namazını kılınca onu yıkarsınız. Sonra yeniden yanarsınız ve yanarsınız. Ama yatsı namazını kılınca onu yıkarsınız. Sonra uyursunuz ve sizlere hiçbir günah yazılmaz ve sizlere kendinizi yıkadığınız müddetçe hiçbir günah yazılmaz.”[38]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her namaz vakti geldiğinde bir münadinin şöyle seslendiğini duydum: “Ey insanoğlu! Kalkınız ve canlarınız için yaktığınız ateşi söndürünüz.” Böylece insanlar kalkarlar, temizlenirler ve bu işleriyle gözlerinin günahları dökülür, namazlarını kılarlar ve iki namaz arasındaki işledikleri tüm günahlar bağışlanır. Sonra yeniden canlarında günah ateşini yakarlar. Öğlen vakti gelince o münadi yeniden şöyle seslenir: “Ey insanlar! Kalkınız ve canlarınız için yaktığınız ateşi söndürünüz.” Sonra kalkar, abdest alır ve namaz kılarlar. İki namaz arasında işledikleri tüm günahlar bağışlanır. İkindi vakti ulaşınca da bu tertiple amel edilir. Akşam namazı ve yatsı namazı olunca da bu tertiple amel edilir. Sonuçta bağışlanmış bir halde uykuya dalarlar.”[39]

İmam Ali (a.s) namaza tavsiyede bulunarak şöyle buyurmuştur: “Namaz günahları, yaprakların döküldüğü gibi döker ve iplerin çözüldüğü gibi çözer. Allah Resulü (s.a.a), namazı insanın kapısının önünde akan ve orada gece gündüz beş defa yıkanılan (şifalı) kaynarcalara benzetmiştir. Böyle olan bir kimsede kirden hiç eser kalır mı!”[40]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Beş vakit namaz, büyük günahlardan sakındığın taktirde iki namaz arasında işlediğin günahları örter. Allah-u Teala işte bu namaz hakkında şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir.”[41]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer sizden birinin kapısının önünden bir nehir akar ve günde beş defa kendisini orada yıkarsa, acaba bedeninde bir kirlilik kalır mı? Namazın örneği de temizleyen nehir örneğidir. İnsan her namaz kıldığında, kendisini üzerinde kalıcı olduğu imandan çıkaran günah dışında her günahı temizlenir.”[42]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul namaza durup fikri ve kalbi Allah-u Teala’ya teveccüh edince namaz bittiğinde annesinden doğduğu gün gibi olur.”[43]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim iki rekat namaz kılar ve bu iki rekat namazda ne söylediğini bilirse işi sona erdiğinde kendisi ile aziz ve celil olan Allah arasında işlediği bütün günahları bağışlanır.”[44]

Kıyamet Günü Sorulan İlk Şey Namazdır

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Beş vakit namazlara özen gösterin, zira kıyamet günü olunca Allah Tebarek ve Teala kuluna seslenir ve ondan ilk istediği şey namazdır. Eğer onu kamil bir şekilde yerine getirmişse (ne iyi) aksi taktirde ateşe atılır.”[45]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü kulun ilk görülen ameli namazdır. Eğer namaz kabul edilirse diğer amellere bakılır. Aksi taktirde amellerinden hiçbirine bakılmaz.”[46]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Dinin direği namazdır ve namaz insan oğlunun bakılan ilk amelidir. Eğer bu doğru olursa diğer amellerine de bakılır. Eğer doğru olmazsa diğer amellerine bakılmaz.”[47]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kulun hesaba çekildiği ilk şey namazdır. Eğer namazı kabul edilirse, diğer amelleri de kabul edilir.”[48]

Namazın Hikmeti

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Allah’ın kulları! Zikri yüce olan Allah’a tevessül edenlerin tevessül ettiği en iyi şey Allah’a, Peygamberlerine ve Allah nezdinden getirdikleri şeye imandır. . . ve namaz kılmaktır. Zira namaz dindir.”[49]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz ihlasın sabit olmasına ve kibirden münezzeh olmaya sebep olur.”[50]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah imanı, şirki temizlemek ve namazı, kibirden uzak tutmak için farz kılmıştır.”[51]

Fatımat’uz-Zehra (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah namazı kibirden münezzeh kılmak için farz kılmıştır.”[52]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Cebrail benim yanıma geldi ve şöyle dedi: “Ey Ahmet! İslam on paydır, herkim bu paylardan birine sahip olmazsa mutsuz olur. Bu payların ilki sözden ibaret olan Allah’ın birliğine şehadette bulunmaktır. İkincisi ise temizlikten ibaret olan namazdır.”[53]

İmam Sadık (a.s), “Namaz insanları ihtiyaçlarından alıkoyduğu ve bir çok bedensel zahmetlere düşmesine neden olduğu halde neden farz kılınmıştır?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Bunun bir takım sebepleri vardır. Eğer sadece dinin gelişi ve kitabın (Kur’an’ın) halk arasındaki varlığıyla iktifa edilseydi ve Peygamberin insanlar arasındaki hatırasını canlı tutacak bir etken olmasaydı, önceki dinlerin takipçilerinin akıbetine düçar olunurdu. Onların da kendileri için bir dini ve kitabı vardı. Bir grubu kendi dinlerine davet ettiler ve bu yolda onlarla savaştılar. Ama onların gidişiyle dinleri de eskidi ve yok oldu. Allah Tebarek ve Teala öyle istedi ki Müslümanlar Muhammed’in (s.a.a) adını ve dinini unutmasınlar. Bu yüzden namazı kendilerine farz kıldı ki günde beş defa onu hatırlasınlar ve adını dile getirsinler. Kendilerinden namaz ve Allah’ın zikri istendi ki Allah’ın zikrinden gafil kalmasınlar, unutmasınlar ve neticede Allah’ın zikri eskiyip yok olmasın.”[54]

İmam Rıza (a.s), namazın sebebini beyan makamında şöyle yazmıştır: “Namaz, aziz ve celil olan Allah’ın rububiyetini ikrar etmek, ortağı olduğunu reddetmek ve azameti yüce cabbar olan Allah’ın karşısında horluk, küçüklük ve huzu içinde durmak (Allah’ın azametini) itiraf etmek, geçmiş günahlarının bağışını dilemek, aziz ve celil olan Allah’ı ululamak için günde beş defa alnını yere dayamaktır. Namaz kulun sürekli Allah’ı hatırlamasına, onu unutmamasına, nankörlüğe ve isyana düşmemesine huşu ve tevazu içinde olmasına, din ve dünyada rağbetli ve artış taleb etmesine neden olmaktadır. Bütün bunlardan başka insanın günahlardan sakınmasına, gece gündüz sürekli olarak aziz ve celil olan Allah’ı hatırlamasına sebep olur ta ki kul efendisini, yöneticisini ve yaratıcısını unutmasın, isyan, tuğyan ve aşırılığa yönelmesin. İnsanın Allah’ı zikretmesi, önünde durması, kendisini günahlardan sakındırır ve her türlü fesada engel olur.”[55]

Namaz Kılan Kimsenin Fazileti

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer namaz kılan kimse Allah’ın celalinin onu nasıl kapladığını bilseydi, asla secdeden kafasını kaldırmayı sevmezdi.”[56]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz kılan kimse kıbleye yönelince kendisinden başka ilah olmayan Rahman da ona yönelir.”[57]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz kılan kimseye üç fayda ulaşır: Namaza durduğunda göklerin doruğundan başının tepesine kadar kendisine iyilik dökülür, ayağının altından göklerin doruğuna kadar melekler onu çepeçevre sarar. Ve bir melek şöyle nida eder: “Ey namaz kılan kimse! Eğer kiminle münacaat ettiğini bilecek olursan asla münacaatını kesmezsin.”[58]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz kılan kimsenin üç nasibi vardır: Melekler, ayağının altından göklere doğru onu çepeçevre sarar, başından aşağı iyilik kaplar ve bir melek sağ ve solunda karar kılar. Allah Tebarek ve Teala’dan yüz çevirince ona şöyle buyurur: “Benden daha başka birine mi yöneldin ey insan oğlu?!” Eğer namaz kılan kimse kiminle münacaat ettiğini bilecek olsaydı asla onu kesip atmazdı[59]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her mümin namaza durunca kendisinden arşa kadar üzerine iyilik dökülür ve kendisine tayin edilen melek şöyle seslenir: “Ey Ademoğlu! Eğer namazdan ne nasipler edindiğini ve kiminle münacaatta bulunduğunu bilecek olursan asla yorulmaz ve yüz çevirmezdin.”[60]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namaz halinde olduğun müddetçe muktedir olan bir sultanın kapısını dövmüş olursun. Herkim bir padişahın evinin kapısını çok çalarsa sonunda o kapı yüzüne açılır.”[61]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsan namaza durunca Allah’ın rahmetinin onu çepeçevre sardığını gören İblis kıskançlık içinde ona bakar.”[62]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsan namazda olduğu zaman, bedeni, elbisesi ve etrafında olan her şey tesbih eder.”[63]

ABNA.İR

İlgili Makaleler: 

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (1)

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (2)

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (3)

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (4)

Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (5)

--------------------------------------------------------------

[1] Bakara suresi, 238. ayet

[2] Nisa suresi 103. ayet

[3] İbrahim suresi 40. ayet

[4] Meryem suresi 55. ayet

[5] el-Hisal 522/11

[6] Bihar, 77/127/33

[7] Deaim’ul İslam, 1/133

[8] Gurer’ul Hikem, 2212

[9] a. g. e. 2214

[10] Bihar, 84/264/66

[11] el-el-Fakih, 1/210/638

[12] Mekarim’ul Ahlak, 2/366

[13] Tenbih’ul Havatir, 2/78

[14] el-Hisal, 620/10

[15] Kenz’ul Ummal, 18907

[16] Bihar, 82/308/6

[17] Gurer’ul Hikem, 1682

[18] Mean’il Ahbar, 333/1

[19] Bihar, 82/219/39

[20] a. g. e. s. 209/20

[21] Emali et-Tusi, 694/1478

[22] el-Kafi, 3/264/1

[23] a. g. e. s 266/9

[24] Mehasin, 1/116/117

[25] Bihar, 82/227/51

[26] Şerh-i Nehc’ul Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 17/5

[27] Kenz’ul Ummal, 18889

[28] Ankebut suresi, 45. ayet

[29] Kenz’ul Ummal, 20083

[30] Mean’il Ahbar, 237/1

[31] Bihar, 82/198

[32] a. g. e.

[33] a. g. e.

[34] a. g. e. 82/205/6

[35] el-Hisal, 628/10

[36] Bihar, 82/208/17

[37] Mecme’ul Beyan, 5/308

[38] Bihar, 82/223/46

[39] a. g. e. s. 224/46

[40] Nehc’ul Belağa, 199. hutbe; Şerh-i Nehc’ul Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 10/202

[41] Deaim’ul İslam, 1/135

[42] Bihar, 82/236/66

[43] a. g. e. 84/261/59

[44] Sevab’ul A’mal, 67/1

[45] Bihar, 10/369/22

[46] a. g. e. 82/227/53

[47] a. g. e. h. 54

[48] el-Kafi, 3/268/4

[49] Tuhef’ul Ukul, 149

[50] Emali et-Tusi, 296/582

[51] Nehc’ul Belağa, 252. hikmet

[52] Bihar, 82/209/19

[53] İlel’uş Şerayi’, 249/5

[54] a. g. e. 317/1

[55] a. g. e. h. 2

[56] el-Hisal, 632/10

[57] Bihar, 82/219/37

[58] Sevab’ul A’mal, 57/3

[59] el-Mehasin, 1/122/131

[60] Bihar, 82/234/58

[61] Mekarim’ul Ahlak, 2/366/2661

[62] el-Hisal, 632/10

[63] İlel’uş Şerayi’, 336/2

Ekler