Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Böylece 2000 yılının Kasım ayının 15’i geçen yılların kış sporları yapıldığı Torino şehrinde İtalya'nın gayrı resmi şahı kabul edilen Agnelli ailesinin tek varisi, İslam dinini seçen Eduardo Agnelli beklenmez bir şekilde kendini yüksekliği 100 metreden fazla olan bir köprüden attı! İlk bakışta olay intihar eden binlerce Avrupalının olayına benzese de olay araştırıldıkça yeni soru işaretleri ile bu ölüm olayının yeni delillerini ortaya çıkardı. İki yıl hiçbir şekilde araştırmalara müsaade etmeyen baba Gianni Agnelli, olayı araştıran bağımsız araştırmacıların ve bir çok gazetecinin de hapsedilmesini sağladı!
2000 yılında İtalya'nın “Juventus” ile İngiltere kulüplerinden birisi arasındaki futbol maçının başlangıcında Anielli ailesinin tek varisi Eduardo Agnelli'nin zamansız ölümü bir dakikalık saygı duruşuyla anıldı. Ve baba aile lideri Gianni Anielli selamlandı. Onun beklenmedik ölümü İtalya'da infiale neden olsa da bu olay İtalya medyasında anlamsız karşılanmadı!! Böylelikle onların bir çoğu Euardo'nun eroin müptelası olduğundan intihar ettiğini yazdı, bazıları da onun artık ruh hastası olduğundan intihar ettiğini yazdılar.
Olaydan sonra Eduardo'nun köprüden düşüp öldüğü yer polis kontrolüne alınıyor. Olayı aydınlatmak isteyen basın mensuplarının hiçbiri olay yerine yaklaştırılmıyor! Oradan toplanan deliller saklanıyor, ceset ise otopsiye gönderilmeden ertesi gün Agnelli'lere ait özel mezarlığa defnedilerek bu şekilde olay kapatılarak örtbas ediliyor!!
Bir müddet sonra bağımsız gazeteciler bu olayı araştırmaya çalıssalar da baba Gianni Agnelli'nin sert baskıları ile karşılaşarak bu olayı araştırmayı kendi hayatlarıyla oynamak olarak adlandırıp yazılarına son veriyor. Lakin bu konular unutulmak üzereyken İRAN-İTALYA ortak sitelerinden birisinde yayılan yazı herkesi şok etti. Yazıda Eduardo Agnelli İslam dini ve Caferilik mezhebini seçtiği için baskılar sonucunda öldürülmüştür yazılmıştı.
Nihayet 2003 yılında bir gurup İranlı gazetecinin araştırması olayı tam araştırarak hakikati umutlandırdı.
Eduardo Agnelli kimdir?
Eduardo, İtalya'nın en zenginlerinden biri, gayri resmi kral olarak adlandırılan Agnelli'ler ailesinin en nüfuslu üyesi Gianni Agnelli'nin oğludur. 0, 1954 yılının Ocak ayında ABD'de dünyaya gözlerini açtı. Annesi Fransız babası İtalya'ndır. Orta okulu İtalya'nın Torino şehrinde okuyan Eduardo yüksek okulu İngiltere’nin Londra şehrinde okudu. Doğu Felsefesi bölümünü okudu. Yüksek başarısı sonucunda doktorada yaptı. Aileye gelince ise Agnelli'ler ailesi İtalya'nın en zengin aileleri arasındadır. Bu aile ticaretle uğraşmaktaydı. Dünyanın bir çok ülkesiyle anlaşmaları gereği onlara otomobil ihraç eden “FİAT” da bu ailenindir. Aynı zamanda çok sayıda fabrikaları da mevcuttur. Helikopter üreten fabrika, çok büyük arazilerde ekincilik yapmakta ve dünyaca ünlü “Juventus” futbol kulübünün de sponsorluğunu yapmaktadır.
Eduardo, zengin tabakanın hususileşmiş ailesinde dünyaya gelmiş olsa dahi para ve eğlenceye çok fazla meyilli değildi. Çocuk yaşlarından ilme olan büyük ilgisi onu Felsefe ilmini okumaya sevk etmişti. Felsefe ilmide onu kendi derinliklerine çekti. o, daha sonra felsefi ekoller içinde oluşan ideolojik tartışmaları ve bu yollar arasındaki farkları araştırmakla meşgul olur. Eduardo'nun aile içinde en büyük meşguliyeti ise dedesi tarafından 100 yıl önceden gelen “Juventus” maçlarında taraftarlık yapmaktır. o hatta bir müddet kulübün başkanlığını da yapmıştır. Futbolculara daima ilgi ve beraberlik hissi vererek onların hırs ve azmini arttırmaktaydı. Yalnız bu onun Felsefi araştırmaları için gerekli vaktini aldığını düşünerek başkanlığı bırakır. Hayatının son günlerine kadar dini araştırmalar ve ekoller hakkında ilmi görüşlerin tahlili ile meşgul olur. O aynı zamanda insan hakları savunuculuğu sahasında da çalışmalar yapar.
Böylece, Eduardo Agnelli özel ilişkileri, dostları, onu tanıyanlar. Olayı İran'ın İtalya'daki büyükelçisi Muhammed Hasan Kadiri naklediyor; Pazar günü olduğu için elçilik çalışmıyordu. Ben kendi odamdaydım. Aşağıdan aradılar ve birisinin elçilik çalışanlarından biriyle görüşmek istediğini bildirdiler. Bende elçiliğin pazar günü çalışmadığını ertesi gün müracaat etmesini söyledim. Lakin güvenlik gelen şahsın “Allah bütün kapıları açandır” dediğini bildirdiğinde merakla aşağı indim. 25 yaşında uzun boylu genç kendisini takdim etti: Eduardo Agnelli. Ben onun meşhur aileyle bir akrabalığının olup olmadığını sorduğumda o, Gianni Agnelli'nin tek oğlu olduğunu söyledi. Bu tabi ki beni çok şaşırttı. Çünkü bu aile İtalya'nın siyasi ve iktisadi hayatında büyük rol oynuyordu...
Eduardo kendi araştırmalarının karanlık kalan taraflarına cevap almak için eliçilikten kendisine yardım etmelerini rica eder. Böylece İran elçiliği ile Eduardo'nun sıkı ilişkileri başlar.
İran- İtalya İslam hareketinin üyeleri iki kardeş olan Hüseyin ve Muhammed Abdullahi kardeşlerinin Eduardo arasında olan dostlukları bu hatıralar içinde ilginç gerçekleri ortaya çıkardı.
Doktor Hüseyin Abdullahi, dinler hakkında geniş araştırmalar yapıyor,enteresan araştırmalar neticesinde bazı tahliller yapıyordu. Bu araştırmalar sonucunda İslam dini Caferi mezhebini seçmişti. Eduardo henüz 20 yaşında iken bir gün üniversite kütüphanesinde kitaplar arasında Kur'an-ı kerim'le karşılaşır. Çok merak ettiği Kur'an’ın manevi dünyasından zevk alan Eduardo İslam’ın zengin bir din olduğunu kendi iç dünyasında bir daha tasdikler.
O dönemde İran'ın İtalya'daki büyükelçilik kültür Ataşesi müdürü Salman Seferinin şunları söylemektedir: Onun elçiliğe gelmesine çok şaşırdım. Hıristiyan ailenin veliahdı ve İran İslam Cumhuriyeti elçiliği! O, bana bir meseleyi sormak istediğini söyledi. Bende bu meselenin ne olduğunu sorduğumda bana ‘şimdi Müslüman olduğumu herkese bildirmeli miyim?’ dedi. Bende bunda özgür olduğunu söyledim. O da bunun gizli kalması gerektiğini ve çok önemli olduğunu belirtti.
O en yakın dostları arasında kendisine Eduardo değil Mehdi denilmesini istiyordu.
Eduardo Agnelli’nin İmam Humeyni ile görüşmesi hakkında Ayetullah Haşimi Rafsancani kendi kitabında; onunla Ayetullah Humeyni arasında İslam dünyasındaki problemlerden ve gelecekte yapılabilecek işler hakkında fikir alışverişi yaptılar diye yazar.
Sonraki dönemlerde Eduardo Ayetullah Humeyni ile yaptığı görüşmenin tüm hayatını değiştirdiğini söylerdi. Belki de bu sebepten dolayı Eduardo, Ayetullah Humeyni'nin öpüp kucakladığı ilk ve tek yabancıydı.
Bu konudan haberdar olan İtalya medyası Eduardo'nun Ayetullah Humeyni tarafından büyülendiğini yazmıştır. Bu yazılarda onun İslam’a geçmesi asla kaydedilmiyordu. Doğal olarak bu haber senatör baba Agnelli'yi hiç sevindirmemişti. Torino şehri sanki tamamıyla Anielli ailesine mahsustu. Bu şehirdeki insanların %70-80’i Anielli fabrikalarında çalışıyordu. Ancak ilginç olan ise bu ailenin tek varisi olan Eduardo maddi sıkıntılar yaşıyor, baskılarla karşılaşıyor hatta hapsediliyordu!!
Doktor Hüseyin Abdullahi şöyle anlatıyor: O, hiçbir şey istemiyor, içinde bulunduğu sıkıntılardan şikayet etmiyordu. Eduardo baskı görüyor, eziliyor, tahkir ediliyordu. Onun her şeyi elinden alınmıştı. ancak o, inancının dolayı bunlara sabrediyordu.
Katolik Hıristiyanlığın beşiği sayılan İtalya'da ailenin saygınlığını korumaya çalışanlar başta Gianni agnelli olmak üzere Eduardo'yada baskı yapıyorlardı. Elindeki maddi her şey elinden alındıktan sonra Eduardo'ya baskılar günbegün artıyordu. O ise bunların hepsini din uğrunda bir sınav olarak adlandırıyordu. Onun dostlarının dediğine göre Torino şehrinin yukarısına yerleşen Anielliler bölgesine hiçbir otobüs gidemiyor sadece özel araçlar oraya gidebiliyordu. Bu açıdan eduardo çok zorluklar çekiyordu. Kendi arabası olmadığı için eve taxi ile giderken parasını dostları ödüyordu. Lakin o temkinli olmaya çalışıyor, tebessüm ediyor ve Allah yolunda iradeli olmanın önemli bir şart olduğunu söylüyordu. Senator Cavanni Anielli, Eduardo'yu bu şekilde akidesinden çeviremeyeceğini anlayınca onu ruh hastanesine yatırdı!!
Eduardo Yahudilerden müteşekkil olan tıp heyetinin elinde bir gün öldürüleceğini söylerdi. O, bu imtihandan da başarıyla çıktı. Aldığı doğu (İslam) felsefesinin ilmi inceliği, kabul ettiği İslam dininin manevi tefekkür genişliği ve dostlarının ilişkileri onun sağlıklı olduğuna delil gösterilerek ruh hastanesinden çıkmasına yardımcı oldu. Hastaneden çıktıktan sonra dostları ona ülkeyi terk ederek İran'a gitmesinin daha uygun olacağını tavsiye ettiler. Lakin çok çalışsalar da Anielli’nin ailesi bunu engelledi. Hatta İran hava yolları dahi Eduardo'nun bu ülkeye gitmesini sağlayamıyordu. Sebebi ise Cavanni'nin bu işi tam olarak yasaklamasıydı.
1980’li yılların sonunda inanç açısından babasıyla oluşan problemi İtalya'nın etkili çevreleri ve basında duyulunca senatör Cavanni Anielli tek oğlu Eduardo Anielli'yi tek varis olduğu mirasından resmi olarak men etti. Baba buna Birkaç sebep söylese de bunun esas nedeni Eduardonun Müslüman oluşuydu. Aile mirasçı olarak Eduardo'nun halasının oğlunu tayin etti!! Eduardo bunu duyunca halasının oğluna bir mektup yazarak onu tebrik edip gelecek işlerinde başarılar diledi!!
Eduardo'nun bundan sonraki hayatı dini problemlerin çözümlenmesi aç ve yoksulların hayat tarzının düzeltilmesi doğrultusunda devam eder. O, bir çok şehir gezer. İran-İtalyan hattıyla yardımlarda bulunur. 1990 yılında O, Kenya'ya Hose Marina şehrine gider. Bu şehrin en fakir mahallelerinde yaşayan Müslümanlarla görüşür, onların durumu, yaşayış tarzları hakkında araştırma yapar. Burada kalmak yerli halkla daha yakın ilişki kumaya yardımcı oluyordu. Bir gün mahalleyi dolaşırken komşularından olan iki Avustralyalıyı sokakta esrar içerken görür. Onların yanına gelerek bunun Allah tarafından beğenilmediğini söyler ve başkalarına da olumsuz etki yapacağını da ifade eder. Bu olaydan bir gün sonra ise Anielli ailesinin kurduğu tezgahla Avusturyalıları yakalayan polis, komşusu olan Eduardo'yu da yakalar. Evinde narkotik madde bulamayan polis 300 gr. Uyuşturucu maddeyi pencereden bahçeye attı diyerek tutuklar.
Kısa bir süre sonra İtalya basını Eduardo'nun uyuşturucu ile yakalandığını ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu yazar. Oğlunun saygınlığını güya korumaya çalışan Covanni Kenya'ya gelir ve Eduardo'nun İtalya'ya dönmesini bu işi ise avukatlarının takip edeceğini bildirir. Ancak Eduardo bunu kabul etmez. Kendisin bu işi aydınlaştıracağını ve adını temizleyeceğini söyler.
Mahkemede şahitlik yapanlar uyuşturucu maddeyi pencereden attığını iddia ederler. Eduardo onu olay yerine götürmelerini ve şahitlerin olayı olduğu gibi anlatmalarını ister. Bu ricayı kabul eden yetkililer şahitlerle birlikte Eduardo’yu hadise yerine getirirler. Evin sahibi gösterilen pencerenin kaç senedir açılamayacak şekilde kapatıldığını söyler. İnkar edilemeyecek gerçek sonucunda Eduardo serbest bırakılır ve Turin'e döner. 1997 yılında varisliğe getirilen halası oğlu ölür. Bundan sonra Covanni Anielli,kızının ikinci kocası olan Yahudi kocasından dünyaya gelmiş oğlu Con Elkonan'ı yeni varis tayin eder.
Lakin birinci varise ses çıkarmayan Eduardo yeni varis Con'un kökünün Yahudi olmasından dolayı varisliğini çok sert karşılar. Varislik hukukunu geri alacağını da bildirir. Paranın hiçbir zaman maksat değil, yalnız vasıta olduğunu dile getiren 46 yaşındaki felsefeci Eduardo kendi haklarını savunmaya başlar. Gittikçe işin karıştığını gören dostları ona ihtiyatlı olmasını söylerler. Ancak o, babam sağ olduğu sürece bana bunlar bir şey yapamazlar diyordu.
O öldürüleceğini biliyordu..
Hüseyin Abdullahi: Onun ölümünden bir hafta önce biz beraberdik. Ben ertesi gün İran'a gideceğimi ona söyledim o da İran’a gitmek istiyordu. Biraz düşündükten sonra yakın bir zamanda İran'a gideceğini söyledi. İran’dan siyasi sığınma alacağını ve dini-ilmi bir merkezde eğitimine devam edeceğini söylüyordu. Bu görüşmeden bir hafta sonra 2000 yılının 15 Kasımında general Franko köprüsünün üzerinde Eduardo'ya ait arabanın kapıları açık olduğu halde durduğunu gören “Fiat” işçilerinden birisi arabasından iner ve Eduardo'nun arabasına yaklaşır. Araçta kimsenin olmadığını görünce heyecanla yakınlardaki araba tamirhanesine gelir. Hiçbir şey öğrenemez ve tekrar geri döner. Etrafı gezer ve 100 metre yükseklikteki köprüden aşağıda çakıl taşlarının üzerinde yatan Eduardo'yu görünce bağırır.
Ölüm haberi süratle yayılır. Eduardo'nun az sayıdaki dostu bu olayın intihar olamayacağını söylerler. Eduardo'nun yakın dostlarından birisinin araştırmaları ve gösterdiği gerçekler çok ilgi çekiciydi. Bu gerçekler Eduardo'yu başka yerde öldürüp cesedinin intihar süsü verilip köprüden atıldığını ortaya koymaktaydı.
Olayı soruşturmakla görevli savcılık işin gidişatını izlemediği gibi hatta bu konu hakkında araştırma yapmak isteyenleri dahi ciddi baskı altına alıyordu.
Sonuç olarak Anielliler ailesine ait olan büyük mafya, Eduardo'nun ölümünü intihar gibi göstererek bu işi öylece kapatmıştır.
Turin'den 40 km uzaklıktaki Aniellilerin özel mezarlığında yalnızca yakın aile üyelerinin katıldığı bir cenaze toreni ile Eduardo maalesef Hıristiyan geleneklerine uygun bir şekilde defnedilir.
ABNA24.COM