Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Namazı Terk eden Kimse ve Küfür
Kur’an:
“Onlar cennettedirler. Suçlulara: “Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?” Diye sorarlar. Onlar derler ki: “Namaz kılanlardan değildik.”[1]
“O, peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti. Sana yazıklar olsun, yazıklar! Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!”[2]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaza riayet edin, onu gözetin, çok kılın ve onunla Allah’a yakınlaşmaya çalışın. Çünkü namaz “Müminler üzerinde vakitleri belirli bir farzdır.” Kendilerine “Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?” diye sorulduğunda Cehennem ehlinin “Biz namaz kılanlardan değildik” diye cevab verdiklerini işitmediniz mi?”[3]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Müslüman ve kafir arasında farz namazı kasten terketmesi veya hafife alarak kılmaması dışında bir mesafe yoktur.”[4]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim namazı terkederse İslam'dan bir nasibi yoktur.”[5]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İman ve küfür arasındaki sınır namazı terketmektir.”[6]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namaz dinin sütunudur. O halde her kim bilerek namazı terkederse dinini harap etmiştir. Her kim namazı vaktinde kılmazsa “Veyl’e girer. Veyl cehennemde bir vadinin adıdır. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Veyl olsun namaz kılanlara ki onlar namazlarından gafildirler.”[7]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir özrü olmaksızın namazını vakti geçinceye kadar kılmazsa ameli boşa çıkmıştır. Kul ve küfür arasındaki sınır namazı terketmektir.”[8]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim namazın sevabına itinasızlık ederek ve namazı terketmenin cezasından korkmayarak namazı terkederse ben de onun ya Yahudi ya Hıristiyan yada Mecusi olarak ölmesinden endişe etmem.”[9]
İmam Sadık (a.s) kendisine, “Neden zina eden kimse değil de namazı terkeden kimse kafir olarak adlandırılmıştır?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Zira zina ve benzeri iş yapanlar şehvetin galebe çalması sebebiyle bu işe başvururlar ama namazı terkeden kimse sadece onu hafife almak veya itinasızlık göstermek sebebiyle terketmektedir.”[10]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namazı terkeden kimse Allah’tan kendisini dünyaya geri göndermesini ister. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Onlardan birine ölüm çatınca şöyle der: “Rabbim beni geri gönder...”[11]
Namazı Zayi Etmekten Sakındırmak
Kur’an:
“Onların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.”[12]
İmam Kazım (a.s) Allah-u Teala’nın, “Onlar namazlarından gafildirler” ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: “Maksat namazı zayi etmektir.”[13]
İmam Ali (a.s) Muhammed Bin Ebi Bekr'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: “Bil ki her şey senin namazına bağlıdır ve bil ki her kim namazı zayi ederse diğer işleri daha çok zayi eder.”[14]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu beş vakit namazlara özen gösterdikçe şeytan ondan dehşete kapılır ama onları zayi edince ona karşı küstahlaşır ve onu şiddetli belalara düşürür.”[15]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul namazını vaktinde kılar ve ona özen gösterirse o namaz bembeyaz ve tertemiz bir şekilde Allah’ın dergahına yükselir ve şöyle der: “Beni korudun Allah da seni korusun.” Ama eğer namazı vaktinde kılmaz ve onu korumazsa simsiyah ve karanlık olarak (kendisine) döner ve şöyle der: “Beni zayi ettin Allah da seni zayi etsin.”[16]
Namazı Hafife Almayın
İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namazı hafife almayın zira Peygamber (s.a.a) vefat etmek üzereyken şöyle buyurmuştur: “Namazı hafife alan kimse benden değildir.” [17]
İmam Sadık (a.s) Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Namazı hafife alan kimse benden değildir. Allah’a yemin olsun ki (Kevser) havuzunun yanında yanıma gelemez.”[18]
Ebu Basir şöyle diyor: “Ben İmam Sadık’ın vefatı sebebiyle başsağlığı dilemek için Hamide’nin huzuruna vardım Hamide ağladı ve şöyle dedi: “Ey Eba Muhammed! Keşke İmam vefat edince sen orada olsaydın. İmam gözlerinin birini yumduktan sonra bana şöyle dedi: “Akrabalarımı ve yakınlarımı yanıma çağır.” Hepsi İmamın etrafına toplanınca şöyle buyurdu: Namazı hafife alan kimseler şefaatimize nail olamazlar.”[19]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Namazını önemsemeyen kadın ve erkeği Allah on beş haslete müptela kılar.”[20]
Namazda Sağa Sola Bakmaktan Sakındırmak
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul (namazda) etrafına iltifat etmedikçe Allah ona teveccüh eder.”[21]
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Namaz halinde kıbleden yüz çevirmek şeytanın bir müdahalesidir. O halde namaz halinde kıbleden yüz çevirmekten sakının. Zira kul namaza durunca Allah Tebarek ve Teala ona yönelir ve kul o tarafa bu tarafa teveccüh edince Allah Tebarek ve Teala ona şöyle buyurur: “Ey Ademoğlu! Kimden yüz çeviriyorsun? –Üç defa tekrarlar- kul dördüncü defa kıbleden yüz çevirince Allah da ondan yüz çevirir.”[22]
İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala’nın, “Yüzünü hanif olarak dine çevir” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Yani namaza dur ve yüzünü sağa sola çevirme.”[23]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kul namaz ile meşgul olunca şeytan onun yanına gelir ve kendisine şöyle der: “Falan şeyi hatırla, falan şeyi an.” Sonunda insan kaç rekat kıldığını şaşırır.”[24]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Acaba namazda yüzünü çeviren kimse Allah’ın yüzünü eşek şekline dönüştürmesinden korkmaz mı? ”[25]
Namaz Hırsızı
Resulullah (s.a.a) ashabına şöyle buyurmuştur: “Sizlere insanların en hırsızını göstermeyeyim mi?” Ashab, “Göster ey Allah’ın Resulü! Deyince şöyle buyurdu: “İnsanların en hırsızı namazından çalan bir kimsedir. Böyle bir kimsenin namazı eski bir elbise gibi büzüştürülür ve yüzüne vurulur.”[26]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hırsız, insanlardan bir şey çalan kimse değildir. Aksine hırsız, namazından çalan kimsedir ”[27]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hırsızların en hırsızı namazından hırsızlık eden kimsedir. Yani farzlarını kamil bir şekilde eda etmeyen kimsedir. ”[28]
İmam Ali (a.s) namazın secdelerini hızlı bir şekilde yerine getiren kimseye şöyle buyurmuştur: “Ne zamandan beri bu tür namaz kılıyorsun?” O şahıs şöyle arzetti: “Falan zamandan beri.” İmam şöyle buyurdu: “Senin gibi birisi Allah nezdinde yeri gagalayan karga gibidir. Eğer (bu şekilde) ölürsen Ebu Kasım Muhammed’in dininden başka bir din üzere ölürsün.” Sonra şöyle buyurdu: “İnsanların en hırsızı namazından çalan kimsedir.”[29]
Namazı Kısa Tutmak
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kul namaza durup namazını hafife alarak kılarsa Allah Tebarek ve Teala meleklerine şöyle buyurur: “Bu kulumu görüyor musunuz? Adeta ihtiyaçlarının benden başkası tarafından karşılandığını zannediyor. Acaba o ihtiyaçlarının benim elimle karşılandığını bilmiyor mu?”[30]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Farz namazı kısa, nafile namazı ise uzun kılmak ibadettendir.”[31]
“Allah Resulü’nün (s.a.a) namazı herkesten daha kamil ve kısaydı.”[32]
Cemaat Namazı
Cemaat İmamının Riayet Etmesi Gereken Şey ve İmamete En Layık Olan Kimse
Hz. Lokman (a.s) oğluna öğüt ederek şöyle buyurmuştur: “Mızraklar üzerinde bile olsa namazı cemaatle kıl.”[33]
Resulullah (s.a.a) camide namaz kılma hususunda ağır davranan Müslüman bir grup hakkında şöyle buyurmuştur: “Bir grup mescidde namaz kılmaya çağırılıyorlar (ve erteliyorlar). Nerede ise bir miktar odun toplanmasını ve odunların kapılarına konulmasını, ateş yakılmasını ve böylece evlerinin ateşe verilmesini emredeceğim.”[34]
İmam Ali (a.s) hakeza bu hususta şöyle buyurmuştur: “Ya cemaat namazlarımızda hazır bulunsunlar ya bizden uzaklaşsınlar, bize komşu olmasınlar ve biz de onlara komşu olmayalım.”[35]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan yirmi dört kat daha faziletlidir. O halde cemaatle kılınan bir namaz yirmi beş namaz sayılmaktadır.”[36]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim beş vakit namazı cemaatle kılarsa kendisine iyi zanda bulununuz.”[37]
İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cemaat namazı; ihlas, tevhid, İslam ve Allah’a ibadet aşikar olsun ve meşhur hale gelsin diye taktir edilmiştir. Zira bu tür şeylerin açığa çıkması alemin doğu ve batısındaki insanlar üzerinde, bir olan Allah’ın hüccetidir. Hakeza münafık, (namaz ve dini) hafife alanlar ikrar edip kabul ettiği şeyi yerine getirsin diye, Müslüman olduğunu açığa vursun, ona dikkat etsin diye ve hakeza insanların birbirinin Müslüman olduğuna şahadetleri mümkün olsun diye bütün cemaat namazı takdir edilmişti. Bütün bunların yanı sıra cemaat namazı iyilik ve takva yolunda birbirine yardımda bulunmaya, aziz ve celil olan Allah’a karşı bir çok günahlardan sakınmaya sebep olur.”[38]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cemaat ve namaz için toplanmak kimin namaz kıldığı, kimin namaz kılmadığı, kimin namazı vaktinde kıldığı, kimin de namazı zayi ettiği bilinsin diye taktir edilmiştir. Eğer cemaat namazı olmasaydı hiç kimse bir diğerinin salah ve temizliğine tanıklıkta bulunamazdı. Zira cemaatle namaz kılmayan kimse Müslümanlar açısından namazsızdır. Zira Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hiç bir sebebi ve özrü olmadan mescidde Müslümanlarla namaz kılmayan kimsenin namazı yoktur.”[39]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cemaatle kılınan ilk namaz şu şekildeydi: Allah Resulü (s.a.a) Müminlerin Emiri Ali bin Ebi Talib (a.s) ile namaz kılıyordu. Ebu Talib ve Cafer yanlarından geçtiler. Ebu Talib Cafer’e şöyle dedi: “Oğlum! Amcanın oğlunun yanında namaz kıl.” Resulullah (s.a.a) Cafer’in yanında durduğunu hissedince namazda imamlıkta bulunmak için ileri gitti ve Ebu Talib sevinerek geri döndü. İşte o gün kılınan bu namaz cemaatle kılınan ilk namaz olmuştur.”[40]
İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Cuhenni Peygamberin (s.a.a) huzuruna vararak şöyle arzetti: “Ey Allah’ın Resulü! Ben çölde, eşim, çocuklarım ve kölelerimle yaşıyorum. Namaz vakti ezan söylüyorum, namaza duruyorum ve onlarla namaz kılıyorum acaba benim namazım cemaatle midir?” Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Evet” o şöyle arzetti: “Ey Allah’ın Resulü! Bazen kölelerim su bulmaya gidiyor, ben, eşim ve çocuklarım yalnız kalıyoruz. Namaz vakti ezan okuyorum, namaza duruyorum ve onlarla birlikte namaz kılıyorum. Acaba namazım cemaat namazı sayılır mı?” Peygamber, “Evet” diye buyurdu. Cuhenni şöyle arzetti: “Bazen çocuklarım hayvanların peşine gidince ben ve eşim yalnız kalıyoruz. Ben de namaz vakti ezan okuyorum, namaza duruyorum ve onunla namaz kılıyorum. Acaba bu cemaat namazı sayılır mı?” Peygamber (s.a.a), “Evet” diye buyurdu. O şöyle arzetti: “Ey Allah’ın Resulü! Bazen eşim de bir iş icabı gidiyor ve ben yalnız kalıyorum, ezan okuyorum, namaza duruyorum ve namaz kılıyorum. Acaba benim tek başıma kıldığım namaz cemaat namazı sayılır mı?” Peygamber şöyle buyurdu: “Evet, mümin tek başına da cemaat sayılır.”[41]
Cemaat İmamının Riayet Etmesi Gereken Şey ve İmamete En Layık Olan Kimse
İmam Ali (a.s) “Muhammed bin Ebi Bekr’i Mısır’a vali tayin edince ona şöyle tavsiyede bulundu:“Namazının nasıl olduğuna bir bak. Zira sen halkının imamısın. Namazı kamil bir şekilde yerine getirmen, hafife almaman ve nakıs kılmaman gerekir. Zira her kim halk için imamlık eder ve namazlarında eksiklik olursa günahları onun (imamın) boynunadır. Onların namazından hiçbir şey eksilmez. O halde namazı kamil bir şekilde eda et ve namaza dikkat göster ki sen de onlar kadar sevaba erişesin ve bu onların sevabından bir şeyi azaltmaz.”[42]
İmam Ali (a.s) Malik Eşter’e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: “Namazı, uzatıp insanları bıktırmadan, hızlandırıp zayi etmeden, içlerinde hastalar ve ihtiyaç sahipleri olduğunu bilerek kıldır. Beni Yemen’e göndereceği zaman Resulullah’a “Onlara nasıl namaz kıldırayım” diye sordum. O da şöyle buyurdu: “En zayıflarının namazı gibi namaz kıldır, müminlere karşı merhametli ol.”[43]
İmam Ali (a.s) şehirlerin valilerine yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: “Onlarla (halkla) en zayıfları gibi namaz kıl ve namazda fitne çıkarmaya çalışma.”[44]
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yalnız olunca üç tekbir, imam olunca da bir tekbir yeterlidir. Zira cemaat arasında muhtaç, zayıf ve yaşlı kimseler de vardır.”[45]
İmam Ali (a.s) kendisine, “Cemaat namazına kim layıktır?” diye sorulunca şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İnsanların imamlığını daha çok Kur’an okuyan (kıraati iyi olan) kimse üstlenmelidir. Eğer kıraatlerde eşit olurlarsa hicrette daha önde olan kimse imam olmalıdır. Eğer hicrette de eşit olurlarsa yaşı fazla olan kimse bunu üstlenmelidir. Eğer yaşları aynı olursa sünneti daha iyi bilen ve dinde daha fakih olan kimse imamlığı üstlenmelidir. Sizlerden hiç kimse birinin evinde ev sahibinden ve hiçbir hakimden hakim olduğu bölgede öne geçmesin.”[46]
ABNA.İR
İlgili Bağlantılar:
Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (5)
Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (3)
Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (2)
Namaz Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey (1)
---------------------------------------------
[1] Müddessir, 40-43. ayetler
[2] Kıyamet suresi, 31-35. ayetler
[3] Nehc’ul Belağa, 199. hutbe
[4] Sevab’ul A’mal, 275/1
[5] Bihar, 82/232/57
[6] Kenz’ul Ummal, 18869
[7] Cami’ul Ahbar, 185/455
[8] a. g. e. h. 456 457
[9] a. g. e. s. 186/462
[10] İlel’uş Şerayi’, 339/1
[11] Bihar, 77/58/3
[12] Meryem suresi, 59. ayet
[13] el-Kafi- 3/268/5
[14] Bihar, 83/24/44
[15] a.g.e, 82/202/2
[16] a. g. e. 83/9/2
[17] el-Kafi, 3/269/7
[18] İlel’uş Şerayi’, 356/2
[19] Müstedrek’ul Vesail, 3/25/2923
[20] Felah’us Sail, 22
[21] Bihar, 84/261/59
[22] Kurb’ul Esnad, 150/546
[23] Tefsir-i Ali b. İbrahim, 2/155
[24] Bihar, 84/259/58
[25] a. g. e.
[26] Bihar, 84/257/55
[27] a. g. e. s. 267/68
[28] Deaim’ul İslam, 1/135
[29] el-Mehasin, 1/162/232
[30] el-Kafi, 3/269/10
[31] el-Mehasin, 2/46/1136
[32] el-Fakih, 1/306/920
[33] Mehasin, 2/126/1348
[34] Vesail, 3/478/2
[35] Tenbih’ul Havatir, 2/87
[36] et-Tehzib, 3/25/85
[37] el-Kafi, 3/371/3
[38] Vesail’uş Şia, 5/372/9
[39] İlel’uş Şerayi’, 325/1
[40] Bihar, 35/68/2
[41] et-Tehzib, 3/265/749
[42] Emali et-Tusi, 29/31
[43] Nehc’ul Belağa, 53. mektup
[44] Şerh-i Nehc’ul Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 17/22
[45] İlel’uş Şerayi, 333/1
[46] el-Kafi, 3/376/5