20 Aralık 2010 - 12:10

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Lübnan'ın eski Başbakanı Refik Hariri suikastını soruşturmak için kurulan uluslararası özel mahkemenin alacağı tüm kararların "hükümsüz" olacağını savundu.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- İmam Hamaney, Tahran'da bulunan Katar emiri Şeyh Hamed bin Halife el Tani ile yaptığı görüşmeden sonra, özel mahkemenin kararlarının hükümsüz olacağını belirterek, "Umarım, Lübnan'daki partiler, akıl ve mantıkla, bu konunun sorun haline gelmemesi için çalışırlar" dedi.

Devlet televizyonundan yayınlanan açıklamasında İmam Hamaney, "Lübnan'a komplonun başarısız olacağını" da vurguladı.

Katar emiri de, bazılarının Lübnan'da isyana kışkırttığını ancak bölge ülkelerinin yardımıyla bunu engelleyeceklerini söyledi.

Özel mahkeme, Hariri suikastını soruşturmak için Lübnan hükümetinin isteği üzerine BM Güvenlik Konseyinin 2007 yılında aldığı 1757 sayılı kararla kurulmuş, çalışmalarına resmen 1 Mart 2009'da başlamıştı.

İslam inkılâbı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, İran İslam cumhuriyetiyle Katar arasındaki ilişkileri iyi ilişkiler olarak değerlendirip bu ilişkilerin gün geçtikçe gelişmesi gerektiği zira iki ülke ve bölge lehine olacağını belirtti.

bugün Katar emiri Şeyh Hamed bin Halife Al-ı Sani'yi kabulünde başta Fars körfezi olmak üzere bölgede güvenliğin önemine değinerek Fars körfezinde güvenliğin ayırım konusu olamayacağı, zira bölge güvenlikli olursa tüm bölge ülkelerinin bundan faydalanacağı ancak bu güvenlik zedelenirse tüm bölge ülkelerinin güvensizleşip zararlı çıkacağını belirtti.

İslam inkılabı rehberi Fars körfezi bölgesi güvenliğinin büyük öneminin farkında olmayan bazı bölge ülkelerine sitem ederek, Amerika ile Siyonistlerin bu ülkelerin bölge güvenliğinin öneminden habersizliğinden yararlanarak, bu yöndeki zihniyeti körüklediklerini belirtti.

Bu kabulde bölgede Şii-Sünni vahdetinin çok önem arz ettiğine dikkat çeken Ayetullah Hamaney, bölgedeki Şiilerle Ehli Sünnetin yıllarca bir arada safa ve samimiyet içerisinde yaşadıklarını, ancak bazıların bu samimiyeti bozmak ve Şiilerle Ehli Sünnet arasındaki bazı inanç ayrışmalarını sosyal bir ihtilafa dönüştürmeye çalıştıklarını belirtti.