8 Mart 2011 - 04:20

Cezaevinden çıktıktan sonra kayıplara karışan Hizbullah'ın önde gelen isimlerinden Edip Gümüş, kendilerine yakın bir internet sitesine mektup gönderdi. Gümüş, "Şartlar ve oluşturulan hava gereği kimseye haber vermeden ortalıktan çekilmek zorunda kaldık. Elhamdülillah selametteyim. Biz yakalanmamak için uğraşacağız, onlar yakalamak için uğraşacak." dedi.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Sitede yayınlanan mektupta Edip Gümüş, serbest kalma sürecini de anlattı. Hükmü kesinleşmediği halde 10 yıldan fazla cezaevinde kalanların serbest bırakılmasına ilişkin yasanın daha önce 1 Nisan 2008 tarihinde yürürlüğe girmesinin öngörüldüğünü belirten Gümüş, 'Hizbullahçılar bundan yararlanmasınlar' diye birçok dosyanın alelacele 31 Mart 2008'de karara bağlandığını savundu. Gümüş, mektubunda özetle şu görüşlere yer verdi:

"Bugüne kadar başka coğrafyalardaki hareketlerin, yapıların karşılaşmadığı bir süreç ve şartlarla karşılaştık. Binlerce kardeşimizle çok sıkıntılı zindan sürecini yaşadık. Bizim çıkmamıza gelince... Söz konusu yasa ilk çıkarıldığı zaman, verilen ilk süre dolmadan bir kaç gün önce cezaevi idaresi tutuklu ve hükümlülerin listesini çıkarıyordu. O zaman yasa yürürlüğe girmiş olsaydı, şimdiden çok daha fazla kardeşimiz faydalanmış olacaktı. Mesela; Nusaybin dosyası 31 Mart 2008 tarihinde gece yarısına doğru bitirildi. Ancak yasa, diğer dosyadakiler istifade edemesin diye 31 Aralık 2010 tarihine ertelenmişti. Malum yasayla çıkmamız gerekmesine rağmen, 'Yine erteleyecekler, bizim farkımıza varsalar işi sürüncemeye bırakıp 26 Ocak’ta jet bir kararla hükmü kesinleştirecekler' diye düşünüyor ve söylüyorduk. Zira 1990’lardan bugüne kadar Yargıtay’a giden dosyalarda hiç bir zaman hiç bir arkadaşın lehine karar çıkmamıştı. Demek Allah’ın takdiri başkaydı. Cenab-ı Allah; Yargıtay dâhil olmak üzere, İslam düşmanı bütün basın mensuplarını da kör, sağır ve dilsiz etti. Eğer basın bir hafta, bir kaç gün hatta bir gün önce bile işin farkına varıp yaygara çıkarmaya başlasaydı yine bırakılmayacaktık.”

Niye ortadan kaybolduklarını da anlatan Edip Gümüş, dışarı çıktıkları andan itibaren kendilerine karşı yargı ve hükümeti yeni arayışlara yönlendirme çabasının görüldüğünü iddia etti. Gümüş, "İlk iki gün söylenenlerin hesabını yapmadık. Ne zaman ki hükümet yetkilileri 'şu anda bile yargı istese bu işi bir saatte halleder' deyince, bizi yakalayacakları kanaati hâsıl oldu. Şartlar ve oluşturulan hava gereği kimseye haber vermeden ortalıktan çekilmek zorunda kaldık. Elhamdülillah selametteyim. Hakkınızı helal edin. Biz yakalanmamak için uğraşacağız, onlar yakalamak için uğraşacak.” ifadelerini kullandı Velioğlu’yla örgütü kurdu

BATMAN 1958 doğumlu Edip Gümüş, Hizbullah Lideri Hüseyin Velioğlu’nun ölümüyle sonuçlanan 17 Ocak 2000 İstanbul Kavacık Baskını’nda, Cemal Tutar’la birlikte silahlarıyla yakalandı. Velioğlu’yla birlikte örgütün 6 kurucusundan biri olan, zaman içinde ikinci adamlığa yükselen Gümüş, örgütün 1991’de PKK’ya karşı aldığı savaş kararını ilan eden isim olarak biliniyor. 1991-2000 arasında sırasıyla, “Beşir, Kemal ve Hasan” kod isimleriyle tanınan Gümüş, Hizbullah Ana Davası iddianamesine göre 29 silahlı eylem ile PKK’yla ilişkisi olduğu ileri sürülen 16 kişinin öldürülmesi kararını verdi; 30’a yakın PKK’lıyı sorgulattı. Gümüş, Hizbullah’ın Menzil koluna yönelik saldırıların da mimarı oldu. Toplam 28 kişiyi sorgulattı; bazılarını öldürttü. Edip Gümüş, 4 Ocak 2011’de CMK’daki değişiklik nedeniyle Diyarbakır Cezaevi’nden Tutar’la birlikte tahliye edildi. Tahliyelerinin hemen ardından kayıplara karışan Gümüş ve arkadaşlarının yurtdışına kaçtıkları tahmin ediliyor.