Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Binlerce yıldır Ümmetin yaşadığı acılar ve maruz kaldığı zulümler, Yüce İslam Öğretisinin yeterince anlaşılmamasından kaynaklanıyor.
Ehliyetsiz ve liyakatsiz yöneticilerin tasallutunda geçen yüzyıllar boyunca, İslami prensipler tahrifata uğramış ve bugünkü çarpık din anlayışı ortaya çıkmıştır.
Basiret, feraset ve marifetten yoksunluk, Ümmeti ‘’ ifrat-tefrit ‘’ girdabında boğarak, gözlerini ve gönüllerini kör etmiş, hakk ile batılı tanıma noktasında karanlığa mahkûm etmiştir.
Bu çarpık din algısı, zalimlerin ve diktatörlerin iktidarlarına zemin hazırlayarak, Ümmetin zillet gömleğine bürünmesine neden olmuştur.
Yürekleri sızlatan bu hüsran dolu tarihin yanında, İslam coğrafyasında yaşanan sıcak gelişmeler ve bu değişim sürecinin, Emperyalizmin çıkarlarına dönük mecralara sokulma çabalarının şaşkınlığı ve üzüntüsü yaşanıyor.
Amerika, İsrail ve işbirlikçi ortaklarının; yaşanan bu halk hareketlerini, kendi çıkarlarına yönelik sonuçlandırma çabalarını, her türlü fitne unsurunu kullandıklarını, pervasızca en küçük bir gasp, katliam ve cinayetten bile kaçınmadıklarını bilmeyen-görmeyen Müslüman yoktur.
Tabiidir ki Müslüman halklar, özgürlük ve adalet talebiyle diktatör yöneticilere karşı ayaklanacaklardır. Bu onların en doğal hakkı, hatta İslam’ın onlara yüklediği mukaddes bir görevdir.
Bu İlahi sorumluluktan hareketle; söz konusu ülkelerdeki yöneticilerin nitelikleri ve ayaklanan halkların hareket noktalarını incelemek gerekir.
Bu İlahi sorumluluk, Siyonist ve Emperyalist güçlerin telkini, teşviki ve iktidar vaatleri ile yerine getirilemez. Bu durumda, bu hareketler İlahi olmaktan çıkar ve şeytani bir niteliğe bürünür.
Doğuracağı sonuçlar açısından, Siyonist ve Emperyalist çıkarlara hizmet edecek bir hareket, kesinlikle İslami bir nitelik taşımaz ve İslami açıdan da meşru kabul edilemez.
İslam coğrafyasında geniş bir halk hareketlenmesinin varlığı söz konusudur. Ancak bu hareketleri ve direnişlerin yaşandığı ülkelerin yöneticilerini ortak bir değerlendirmeğe tabi tutmak, ciddi yanılgılar doğurur.
Amerika ve İsrail hangi devrimleri destekliyor?
Hangilerini görmezden gelerek masum ve mazlum halkların katledilmesine yardımcı oluyor?
Suriye halkına karşı duyduğu ilgi ve şefkati neden Bahreyn halkına da duymuyor?
Yemen’deki katliamlara neden aynı duyarlılığı göstermiyor?
Gazze’de bebekler katledilirken neden aynı sorumluluk duygusu ve demokrasi vaatleriyle Katil İsrail için askeri müdahale seçeneğini gündeme getirmiyordu?
Kör gözlerin ve gönüllerin görmek istemeyecekleri kadar örnek verilebilir aslında…
Siyonist İsrail, Amerika, sömürüden beslenen batılı ülkeler ve bunların çıkarlarına hizmet eden dünyaperest, sözde Müslüman diktatörler; mevcut tüm olanakları kullanarak, Suriye’yi işgal etmek istiyorlar.
Daha Irak’taki kan durmadan-kurumadan, ikinci bir kan gölü yaratmak istiyorlar.
Esad iktidarını yıkarak, kendilerine hizmet edecek kukla bir yönetim oluşturmaya çalışıyorlar.
Söz konusu işgal planını meşrulaştırmak için başta BM olmak üzere, tüm uluslararası kuruluşları devreye sokan, global medya organlarını kullanan, her zaman yaptığı gibi kamuoyunun zihninde işgali benimsetmek isteyen Amerika ve Katil İsrail’in dayatmasıyla bir kez daha karşı karşıyayız.
Uluslararası birçok sivil toplum kuruluşu da, Suriye’nin işgaline dönük bu hedef doğrultusunda aktivite içindeler...
Bu STK’lardan birisi de kendilerine, ‘’ 16 Temmuz Gençlik Hareketi ‘’ adını veren kuruluştur.
Kendilerini nasıl tanımladıkları belli olmayan ve hangi amaca hizmet ettiklerini bilmeyen bu topluluk, Suriye sınırında eylem yaparak, Suriye’nin işgaline zemin oluşturmaya hazırlanıyor.
Bu eyleme yönelik özenle hazırlandığı anlaşılan web sitesinin formatı ise tamamen eylemin hazırlıklarını ve hedeflerini içeriyor.
Yeni Şafak Gazetesi yazarı Hakan ALBAYRAK, 13 Temmuz 2011 tarihli yazısında bu eyleme yönelik desteğini belirtiyor ve bu hareketin 15 maddelik manifestosunu ele alarak, Suriye’nin olası işgaline meşruiyet kazandırmak için ortaya ciddi bir çaba koyuyor.
Sevgili Hakan ALBAYRAK, Amerika’nın, Suriye’yi işgaline meşruiyet kazandırma amacı taşıyan 15 maddelik manifestoyu köşesine taşıyarak, satır aralarında ustalıkla, Amerika’nın olası işgalinin hem Suriye’ye hem de bölge ülkelerine adalet ve özgürlük getireceği inancını paylaşıyor.
Bununla da kalmıyor, yanlış anlaşıldıklarını iddia ederek Suriye işgaline zemin hazırlayan bu eylemin haklılığını savunuyor.
Sevgili ALBAYRAK’IN köşesine taşıdığı 15 maddelik manifestoda şu gerekçelere yer veriliyor:
1. 16 Temmuz Gençlik Hareketi her biri kendi alanında etkin farklı gençlik gruplarının bir araya gelmesiyle oluşmuştur.
SORU: Bu gruplar kimlerdir ve arkalarında kimler vardır?
2. Türkiye'nin yanıbaşında zalim Baas rejimi tarafından gerçekleştirilen sistematik soykırıma tepki göstermekteyiz.
SORU: Pentagon ile Müslüman kimlik taşıyanların, aynı iddia ve sloganları dile getiriyor oluşları düşündürücü değil midir? Siyonist İsrail, Filistin halkını soykırımdan geçiriyorken, Gazze haksız bir ambargo altında kıvranıyorken, neden İsrail sınırlarına dayanmıyor ve eylem gerçekleştir miyorsunuz? Saddam, Irak halkını Halepçe’de soykırıma uğratırken neredeydiniz?
3. İnsanların politik çıkar hesabı yaptığı bir dönemde vicdan ve merhametin hiçbir hesaba sığdırılamayacağını tüm dünyaya ilan ediyoruz.
SORU: Bu vicdan ve merhamet duygularınızı işgalci- sömürgeci İsraillilere ve Amerikalılara da ilan ettiniz mi?
4. İlk adımı başkalarından bekleyen değil, Allah'ın rızası için ilk adımı atan olmanın önemine inanmaktayız.
SORU: Bu ilk adımı mazlum Bahreyn halkı için neden atmadınız? Bu adımın muhtemel sonuçlarını hesaba katmıyor musunuz? Acaba Emperyalizmin çıkarlarına hizmet edecek bir eyleme Allah rıza gösterir mi?
5. Kaygı üretmeyi değil; proje üretmeyi önemsiyoruz.
SORU: Kaygısız olabilirsiniz ancak ürettiğiniz projelerin kimlere hizmet edeceğini düşünmeniz gerekmiyor mu?
6. Suriye'yi ikinci bir Srebrenitsa'ya çevirenlere tepkisiz kalanları eleştirmek yerine, insiyatif alarak inancımız ve insanlık adına hareket etmekteyiz.
SORU: Hakkaniyetinin, kendi vicdanlarınızdaki mahkûmiyeti, sizi eleştiriden uzak durmaya itiyor olmasın ya da gelecek eleştirilere mazeret üretme amacı taşımasın? Gerçekten bir inisiyatif sergilediğinize inanıyor musunuz? Giriştiğiniz bu eylem ve hizmet edeceği sonuçlar, inancınız ve insanlığınızla örtüşüyor mu?
7. Genç bir nüfusa sahip olduğu her fırsatta tekrarlanan Türkiye'de, gençlerin de direnenler için ellerini taşın altına koymaları gerektiğini savunmaktayız.
SORU: Söz konusu gençlerin ellerini taşın altına koyarken, özgür iradelerini ve vicdanlarını korumanız gerektiğini de savunabiliyor musunuz?
8. Bir asır önce yapay sınırlarla aramıza siyasi ve psikolojik barikatlar kuran dış güçlerin, kalplerimize sınır koyamayacağına inanıyoruz.
SORU: Esad devrildiğinde ve Suriye işgal edildiğinde, o barikatların kaldırılacağına inanıyor musunuz gerçekten?
9. Hiçbir zalime sırf politik çıkarlar uğruna torpil geçilemeyeceğini dile getiriyoruz.
SORU: Bu prensibi; ilahi değerleri çizgisinden saptıran, Tevhid İnancını yerle bir eden, Katil İsrail’e her türlü desteği veren ve kendi halkını sömüren Suud yöneticileri-kâhinleri için de dile getiriyor musunuz?
10. 16 Temmuz Gençlik Hareketi'nin mensupları dün Filistin'de, Afganistan'da, Irak'ta, Çeçenistan'da, Moro'da direnen kardeşlerine nasıl destek vermişlerse, bugün de Suriye'de zulme karşı direnen kardeşlerine destek vermektedirler.
SORU: Suriye’deki isyanları Amerika ve İsrail’in desteklediğini, rejimi devirerek ülkeyi işgal etmek istediğini ve bu yolla İslam ümmetinin kalbini durdurmak istediğini görmüyor musunuz? Buna rağmen, bu çıkarlara hizmet eden isyancılara destek vermenin akıllıca ve insaflıca bir tutum olduğuna inanıyor musunuz gerçekten?
11. Komplo teorisyenlerinin hükmüne değil, Allah'ın hükmüne itibar etmekteyiz.
SORU: Amenna ve Saddakna. Elbette hüküm Allah’ındır. Ancak Allah akıl nimetini bağışlayarak, ümmetin çıkarlarının korunması gerektiğini emretmiştir. Nefs-i Emmare’nin tuzaklarıyla mücadelede de Allah’ın hükümlerini uygulama ihtiyacı duyuyor musunuz? Giriştiğiniz eylemin, Suriye'nin geleceğine yönelik bir komplo niteliği taşıdığını görmüyor musunuz?
12. Tunus'ta başlayıp Mısır'la devam eden; Yemen'de, Bahreyn'de, Suriye'de ve bütün Arap coğrafyasında yaşayan halkların "hürriyet" talebine bir an önce karşılık verilmesi gerektiğini dile getiriyoruz.
SORU: Arkasında Amerika ve İsrail’in bulunduğu, bunların desteklediği hareketlerin içinde özgür düşünce ve hürriyet talebi olduğuna inanıyor musunuz gerçekten?
13. Eyleme inandığımız kadar duaya da inanmakta ve Suriyeli kardeşlerimiz için her fırsatta Fetih Suresi okumaktayız.
SORU: Suriye’nin işgaline zemin hazırlayacak ve meşru gösterecek eylemlerle, Fetih Suresini okuyup dua etmenin, gerçekten de Rahmani bir telkin olduğuna inanıyor musunuz?
14. Dengeler adına değil, insanlık adına yola çıktığımız için asla provokasyonlara gelmeyeceğiz.
SORU: Aslında söz konusu bu eylemin, Ümmetin çıkarları için ciddi ve etkili bir provokasyon niteliği taşıdığını göremiyor musunuz?
15. Ortadoğu'nun yolunu Ortadoğu'nun tüm özgür gençleriyle omuz omuza çizeceğiz, topraklarımızı, kardeşlerimizi emperyalistlerin, işgalcilerin ellerine bırakmayacağız.
SORU: Bu türden kuru sloganların inandırıcı bulunmadığını göremiyor musunuz? Ortaya koymaya çalıştığınız eylem, Siyonist ve Emperyalist güçlerin Suriye’yi işgaline zemin hazırlayacağını, uluslararası alanda meşruiyet kazanmasına destek olacağını göremiyor musunuz gerçekten?
Sevgili Hakan ALBAYRAK!
Aklıselim, izan, insaf ve adalet duygusundan yoksun ve tamamen çifte standart ürünü olan bu gerekçelerin, kesinlikle inandırıcı hiçbir temeli yoktur.
Sözde hümanist ve anti-emperyalist söylemlerin, İslami kalıplarla sunulduğu bu manifestonun, mantıklı ve haklı gerekçelere dayanmadığı çok açıktır.
Hakk gibi sunulan ama batılı murad eden bu manifestonun gerekçeleri, zihinlerde Rahmani bir intiba uyandırmıyor.
Söz konusu manifesto, kesinlikle bir çifte standart ürünüdür ve iyi niyet temeline dayanmamaktadır.
Suriye’de yaşanan bazı sorunların varlığı inkâr edilemez bir gerçektir. Ancak bu durum karşısındaki sorumluluğumuz, Siyonist ve Emperyalist hedeflere hizmet niteliği taşıyacak çabalar içinde olmamızı gerektirmiyor.
Öncelikli sorumluluğumuz, İslami Vahdet bilinciyle, küresel sömürü düzenlerinin planlarını bozmak ve bu güçlerin, İslam coğrafyasındaki varlıklarına son vermektir.
Açık yüreklilikle belirtmek isterim ki, söz konusu eyleme destek vermekle Ümmetin çıkarlarına zarar verecek bir yaklaşım tercih ediyorsunuz.
Siz de çok iyi bilirsiniz ki, Suriye halkının ve bölgenin geleceğine zarar verecek olası bir işgalin hazırlığı söz konusudur.
Muhtemel bir işgalin sonuçlarına rıza göstereceğinize inanmak istemiyorum ama ortaya koyduğunuz tutarsız yaklaşım bu yöndeki inancımı zedeliyor.
Suriye konusundaki farklı yaklaşımınız, zihinlerde birçok soru işaretinin oluşmasına neden oluyor.
Bu kısa hatırlatma, sorumluluk duygusu adına yapılmıştır!
İnanç ve insanlığın gereği, Siyonizm’in ve Emperyalizm’in karşısında onurlu bir şekilde direnmektir.
Umarım kaş yaparken, göz çıkaranlardan olmazsınız!
Sedat AKMERCAN