13 Ağustos 2011 - 19:30

Allah’ın adıyla Türkiye toplumu ve içerisinde barındırdığı tüm etnik unsurlar dönüşüyor/bozuluyor… %90 müslüman fakat seküler bir toplum oluverdik.. Türkiye balon veriler ile değil, barındırdığı bu potansiyel ile önemli bir ülke… Bu potansiyel Emevi-Abbasi-Osmanlı sürecinde üzerimize yapışmış Sünni Refleksdir…

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bugünü ve yarını dünyada planlayıp organize edenler bu refleksimizle kendilerinde karşılık buluyorlar.. it ile çomağı gibi..

Sünnilik kendini Ali’nin imam olarak tayin edildiği zamandan itibaren organize etmiş ve güçlünün haklı olduğu bir sistem için kuluçkaya yatmıştır. Yumurtadan çıkan kah Yezid olmus kah Harun Reşid…

Osmanlı askeri Ya Allah-ya Muhammed ya Ali diye kös vurmuş fakat ehlibeyt aşıklarına da sunni refleksini zaman içerisinde göstermiştir..

Cumhuriyet yönetimi Dersim de gösterdiği bu sünni refleksi 1950 de Adnan Menderes’le birlikte dini cemaatlere devretmiştir…

NATO üyesi Türkiye yine güçlünün yanında yerini almıştır.

Ve bu yeni dönemle birlikte içerisinde Erbakan‘ların-Türkeş‘lerin-Ecevit‘lerin ve Sülü‘nün yer aldığı bir senaryo 1980 e kadar oynanmıştır.

Seksen sonrası bu dönüşüm F-Tipine bırakılmıştır….

Oysa bugün muzdarip olduğumuz çoğu toplumsal dönüşüm, başkalaşım ve dine yabancılaşma sendromları bizzat bu dini cemaatler eliyle/rağmen gerçekleştirilmiştir..

Hiçbir bedel ödemeden hak kazanımını savunanlar Alhamra sarayının yanışına bakıp ağlayan Endülüs komutanının durumuna düşmüşlerdir..

Erkekler gibi savaşmayanlar avratlar gibi ağlamaya mahkumdurlar..

Cemaatleşirken hem kendinden olmayanları tekfir etme hem de kendinden olanları irşat edebilme vasfına sahip bu yapılanmalar Türk Kontrgerilla yapılanmasının gizli fakat önemli bir parçasıdır..

İslami öğretiden uzak , pagan semboller ile donatılmış cemaatleşmeler baslangıçda anti-sol olarak sonrasında da İslam etrafında tek bayrak olmalarını önlemek için farklılaştırıldılar/ayrıştırıldılar…

Farklı şalvar, sakal gibi semboller yanında kurumsal olarak da farklılaştırıldılar..

Hiçbir zaman bir araya gelemediler, hapishanelerden başka..

Birbirlerini tekfir edenler sadece mesele İran olunca tek telden yayına geçtiler.Yani Sünni reflekslerini gösterdiler…

Hepsi gerçek İslam‘ı kendilerinin temsil ettiğini savunurlar, ABD ve NATO adına…Kore‘ye şehit olmaya gidenler bugün hala NATO‘ya farklı ülkelerde hizmet edenlerin atasıdır..

1980 sonrasi ise sünni İslam’ın üylerinin belirgin olan sembolleri dahi yok edildi… Önce şii İran’ın Türkiye’de yayılmasına engel bir imam hatip yapılanması bizzat askerler tarafindan oluşturuldu…

Önce sünnileştirildiler.. sonrada batılılaştırıldılar..

Ve akabinde İslam’a ait tüm semboller 30 senede yok edildi….

Sakalsız olmak gayri İslamiydi… Cola içilmez, kravat takılmazdı..

Hangi cemaat sakala önemi azaltmışsa siyonist uşağıdır…

Neredeyse pierre cardin kravat ile mezara girecek liderler gördük…

NATO- Kontrgerilla yapılanmasının çok önemli bir ayağı da Medya dır..

Medya içine yerleştirilen bu kişiler kendilerine verilen vazifeyi gerek maddiyat için gerekse sünni kuluçkadan çıkmış civciv misali sünni refleks olarak ifa ederler…

Dönem babamız ABD ile kafir şii İran arasında geçmektedir…

Durumdan vazife çıkaranlar ve verilen vazifeyi icra edenler hep oldu ve olacaktır..

Ebubekir Sifil’ler , Mustafa Özcan’lar..Akpınarlar… Keneşler…hep olacaktır.. onlar da sunni reflekslerini gösterecekler..

F-Tipi; „İranla mezhep değil din farkimiz var“ diyor…

Benim canım kardeşim Zaman gazetesini aydınlatmaya çalışıyor…

BATI dini cemaatler vasıtasıyla Türkiye toplumunun tamamına yakınını kendine dönüştürdü-benzetti..

Bundan marjinal bir-iki sünni cemaat ile velayet-i fakihe bağlı olan Türkiye Şiileri müstesna kalabildi.. birde marjinal sol var…

İnternet teknolojisi dünyayı tek köy haline döndürdüğü gibi “kalpleri elinde tutan Rabbimiz“ misali dünya gençliğinin siyonist-Natocu-F-Tipi-vahabi cendereden kurtulmasında çok çok önemli bir icatdır.

Kanaatim odur ki İmam-ı Zaman‘ın (a.f) zuhurunda elindeki Zülfikar siyonistlerin teknolojik silahlarını bir software ile pasifize edebilecek ve hatta kendilerine karşı kullanabilecek bir üstün teknoloji olacaktır..

Sünni reflekse katkı babında…

Temel İstanbul’a yeni gelmiş.. Uzun topuklu mini etekli bir bayan karşıdan gelirken ayağı kaymış düşmüş.. Durum o biçim yani.. Kadın ani bir refleksle yerden fırlayıp tek hareketle doğrulmuş..

Temel’e bakarak:

- Gördünüz mü refleksimi demiş..

Temel birşey görmüş fakat…

- Uyy ona burda rekleksmi diyiyler demiş..

Sunni kardeşlerimizin de böyle bir anti İran ve anti şii refleksleri var..

Ayıplarını sünni refleks diye kakalamasınlar.. bizler gördük göreceğimizi…

Türkiye Sunniliğinin geldiği nokta…

Sünni ağırlıklı Türkiye‘de kanaat önderi olmuş kişiler bu günlerde analiz ve eylem planı beyan ediyorlar.. artık kim takar.. herkes deli suyundan içmiş bir kere..

Bahsettiğim Hayrettin Karaman nın “Tahammül mü hoş görmek mi?“

yazısı..

Hayrettin Hoca “…müslüman.. imkan bulduğunda, şartlar müsait olduğunda, düzelteyim derken bozma ihtimali bulunmadığında, daha büyük sakınca doğurmadığında her Müslüman, aleni (açıkça, kamuya açık yerde) dine, ahlaka, âdâba aykırı bir davranışa -engellemek veya ıslah etmek maksadıyla- müdahale etmekle yükümlüdür.“

“…bir apartmanda, bir sokakta, bir mahallede eşcinselinden sarhoşuna, nikahsız birlikte yaşayanından (zina edenlerden) kumarcısına, Müslümanları sevmeyenlerden düşmanına, sokakta sevişenden çıplağına... kadar birçok insanla yan yana yaşıyoruz. Peki dindar Müslümanların bu insanlara karşı iç ve dış tavırları ne olacaktır?“

Süper soru değil mi?

Cevap ise acizlik içeriyor: “Müslüman bu davranışları asla beğenemez, bu fiillerden nefret eder, imkan bulsa düzeltme ve engelleme niyetini muhafaza eder…..dine, ahlaka ve âdâba aykırı davranışı çekinmeden, gözünün içine baka baka, meydan okurcasına sergileyen insanlara kötü halleri içinde iken en azından tebessümünü esirger.’’

“… çoğulcu bir toplumda yaşayan Müslümanın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına ben ısrarla "hoşgörü" değil, "tahammül" diyorum.“

Ben ise acizlik diyorum Hayrettin Hoca kusura bakma..

10 gündür Konya‘dayım.. Millet piknik alanlarında aleni mangal tüttürüyor.. Şehrin göbeğinde yerleşim yerlerinin altlarındaki kahvehanelerde at yarışı eşliğinde çaylanıp dumanlanıyorlar… Camiye, okula, eve on metre mesfalerde büfeler alkol satıyor..

Ezici oylarla 3 dönem AKP’nin yönettiği Konya‘da..

Gerisini varın siz düşünün..

Sünniliğin önemli bir kanaat önderi Hoca tebessümünüzü esirgeyin bu zındıklardan diyor.. biraz ileri gidip küsebilirsiniz de..

Temel karısına küsmüş..

Sormuşlar Temel’e;

-Peki 5 çocuğunuz var,nasıl olayi?

-Tedum ya, küstüm ona,nerden kazanduğuni sormayrum..

Hocam biz küselim, surat asalım fakat Temel’in boynuzları uzuyor!!!

Turgut Güngör