Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Türkiye’de fiilen yargı bağımsızlığı ve hakim teminatı kalmamıştır.
Son örnekleri Ergenekon davası’nı sürdüren Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün başka bir yere atanması, yine Deniz Feneri Savcıları’nın soruşturmada tam önemli delillere ulaşacakken görevden alınmalarıdır.
***
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ın CHP ile ilgili yolsuzluk iddialarına Deniz Feneri soruşturmasıyla cevap verdi ve “Peki, Sayın Erdoğan bu olayda işin ucu acaba size mi dokunuyor? Sayın Başbakan ve Sayın Adalet Bakanı bu işe neden burunlarını soktuklarını kamuoyuna açıklamalıdırlar. Ben şimdi bize gelen duyumları Sayın Başbakan’a soruyorum. Vaktiyle Deniz Feneri Derneği üzerinden oluşturulan fonlarla bir ilişkiniz var mıydı, yok muydu?” diye sordu.
Kılıçdaroğlu, “Yüksek yardımseverlik duygusu milletimizin önemli vasıflarından birisidir. Bizi biz yapan değerlerimizin başında gelir. Bizi zor zamanlarda ayakta tutan temel dinamik bu duygudur. Buraya hile karıştırılmaz. Buraya hile karıştırmak vatana ihanetle eşdeğer bir cürümdür. Bir halka yapılacak en büyük hakaret ve kötülük; onun zekat adı altında, fitre, sadaka adı altında yaptığı bağışları amacı dışında kullanmaktır. Hiçbir devlet böyle bir olguya seyirci kalamaz. Hiçbir devlet halkının aldatılmasına ve onun yüce duygularının sömürülmesine göz yumamaz” dedi.
Kılıçdaroğlu, savcıların görevden alınması ile ilgili olarak da “Yürümekte olan bir davaya iktidarlar bu şekilde müdahale edemezler. Ederlerse kamu vicdanı ayağa kalkar. Şimdi sormak gerekir. Hani Türkiye bir hukuk devletiydi? Hani yargı bağımsızdı? Şayet bu ülkede Başbakan’ın ahbaplarına dokunulamıyorsa ne hukuk vardır, ne de yargı bağımsızlığı... Ben iddia ediyorum; bundan böyle hiçbir savcı Başbakan’a selam vermiş birine dava açamaz, hiçbir hakim ceza veremez” diye konuştu.
***
Şimdi Başbakan’a selam verene dava açılamaması bir tarafa, en küçük eleştiri yapanı bile “Başbakan’a hakaret” soruşturmasından geçirmeye başladılar. Hem de nasıl? Mesela, sizin yazınız bir yerel gazetede alıntı olarak yayınlandı diyelim. O ilin savcısı size ve yazınızı yayınlayan gazetenin sahibine, yazıişleri müdürüne soruşturma açıyor, tutuklama istiyor! Halbuki bu konuda yetkili, gazetenin bulunduğu il veya ilçenin Cumhuriyet savcısıdır. Fakat yazı yerel basında çıktığı için o ilin savcısı “Ben yeni gördüm” diye dava açıyor, tutuklama istiyor.
Niçin peki?
Başbakan’ın hiçbir şikayeti yokken, zaten ortada bir hakaret de bulunmuyorken, neden böyle yapılıyor?
Ülkede Tayyip Erdoğan’ı koruma kanunu mu var ki eleştirilmeyecek!
Bence Tayyip Erdoğan, bu duruma hemen müdahale etmelidir.
Benim için hava hoş! Bir daha Tayyip Erdoğan’ın adından bile bahsetmem!
Fakat ben böyle susarsam, bir süre sonra, basında Tayyip Erdoğan’ın hatalarını yazabilecek, tek bir kişi bile kalmayacak.
Ama Tayyip Erdoğan denetimden tamamen yoksun kalacak! Kendisi bilir!
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=19538