Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bu konu ile alakalı aklıma gelen şeyleri, yazmakla izah edebileceğimi hiç sanmıyorum. İşin doğrusu, bire bir oturup konuşmak daha mantıklı gibi çünkü benimde aklımın almadığı, benimde o an duyunca belki zihnimde Haaa! Diyeceğim sorularım var.
Siyasiler için uyması gereken bir devlet geleneği, yasal bir işleyiş ve siyasi temayüller vardır. Dengeler gözetilir, pazarlıkların biri bin para alır başını gider.
İktidarı ile aynı düşünen halkın aydınları, uluslar arası politik pazarda pazarlıklar ve denge kantarında hükümetinin elini kuvvetlendirecek veya hükümetini bulunduğu yanlıştan vaz geçirecek, sivil anlayışla hareket etmelidirler. Ama bizde hükümet ne derse onun savunucusu olmak adetten oldu.
Geçenlerde yazamadım, Yusuf Kaplan’ın genel seçimler öncesinde ele aldığı bir yazıda Müslüman kamuoyunun içine düştüğü durumu izahı; İslamcıların sistemin tıkanmışlığını eleştirirken, şimdi sistemin en iyi işleyen çarkı olmakla suçluyor. Aynı Kaplan seçim sonunda %50nin sarhoşluk veren etkisi ile ülkenin politik duruşta ki Osmanlı ruhunu göklere çıkarırken, Suriye konusunda hükümetin vurun bile demesini beklemeden o kurşuna diziyor. Hemde hedefte olanı bırakın, karavandan İran ve bütün Şia dünyasına sallıyordu.
AK Parti, dış politikasında ya benim anlamadığım, yada çok kötü geçmişin etkisinde kalıp her taşın altında bir Siyonist parmak aradığım bir süreci devam ettirmektedir.
Eskiden eleştirdiğimiz dönemden daha fazla emperyal sistemin kullanmasına müsait bir dış politika üreten haldeyiz şimdi.
Eskiden daha fazla diyorum! Çünkü: eskiden biz muhalefette idik ve bugün yapılanları yapmak isteyenlere top yekûn bir bedenle muhalif duruyorduk. Siyasilerin bütün çıkarımlarını çürütecek net delillerimiz var idi.
Batı o yüzden Ortadoğu planını hep geciktirmek zorunda kalıyordu. Baktı olmuyor, muhalefetin iktidar olması ile aşacağını anlayınca oturdu ve az onların az bizim yöntemimizle bir politik duruş belirlediler ve şimdi her şey saat gibi tıkır mıkır işliyor
Onlar bile tahmin etmiyordu sanırım, bu kadar kolay ve muhalefetsiz bir şekilde Ortadoğu ya şekil vereceklerini.
Hatta muhalifler bile muhalefetini ABD ve İsrail üzerinden çekmiş, AK Partiyi, AK Parti ve aynı düşünenelerde muhalefeti eleştiri olmuşlardı. Bir taşta iki kuş, sanki Arap baharını biz başlattık gibi onu sahiplenenler karşı duranları nerede ise vatan haini ilan edecekler.
Dün Kemalistlerin vatan perver dayatmalarını, bu gün İslamcılardan görmek mümkün durumda.
Libya’da, Kaddafi’nin verdiklerinin fazlasını vereceğini vaat eden, batının koynuna Kaddafi’den daha çıplak giren muhalifleri Bingazi’de ziyaret ederek, yanlış bir politik adım atan Davutoğlu’nu eleştirmek kutsal metinleri eleştirmek gibi algılanabilir. Hatta onun bu tavrı göklere yüceltildi. Diplomatik hatası diplomatik başarı olarak TV ekranlarına yansıdı.
Suriye konusunda ABD’nin net tavrını bekleyen ama yinede Baas rejimine sert çıkan iktidar. Kendisi ile aynı düşünen aydınların sonrası için ufuk açıcı fikirler yerine savaş meydanında ok atan savaşçılar gibi kalem kullanması şaşılacak bir taraftarlıktır.
Bu kanıya nasıl vardım. Yani, iktidarla aydınlar hiç mi aynı düşünmezler?
Elbette ki düşünürler.
Ama her konuda olmaması lazım, Bahreyn kralı kimin babasının oğlu ki onun zalimlikleri hiç yazılmazken, hadi yazıldı. Ya bu adam geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi idi. Yuh artık.
Halkına zulümde sınır tanımayan bu adamın Esat veya Kaddafi’den neresi eksik yada fazla…
Haydi, Cumhurbaşkanını anladık. Ey aydın yazarlar. AK Partinin bu politik tutumu sizi hiç mi rahatsız etmedi Allah aşkına… Bir kalem ya aslı ötesi bir kalem oynatamadınız.
Hükümet denge gözetti, kral Abdullah’ın manevi oğlu Kral Al Halifeye iyi davrandı, ABD’nin en büyük üssüne sahip ülkeyi koruması gerekiyordu, Şii İran’a kukla olacak yeni bir yönetimi istemiyordu,
Ya siz? Sahi ya siz neyin dengesini gözettiniz? Dün Aydın Doğan’ın gazetecilerine dediğiniz sözler şimdi yakanıza yapışmaz mı?
Bu kadar AK Parti taraftarlığı sizi bozar, bu taraftarlık değildir. Politik tavırlarda taraf olmak çok hoş değildir. Yarın politik konun uygulanmaz ve yanlış olduğu ortaya çıkarsa aydın duruşunuz zedelenir.
En azından kral Hamad ile alakalı bir yazı yazılsa idi aklımıza adaleti savunan ve iyiliği emreden kötülükten sakındıran bir aydın zümresi var diye umutlanırdık.
Size ne oluyor da kalemlerinizi kör bir politik duruşa kiraya veriyorsunuz. Yoksa siz mi çevirdiğinizi sanıyorsunuz bu çarkı.
Biz yanılıyor olabilir. Ama adalet terazisi, Bahreyn kralının politikacılar tarafından davet edilmesi gerekmediğini yazdığınız gibi sizinde kovmanız gerekiyordu. Bunu yapmadığınız için AK Parti ile aynı düşündüğünüz için kendinizi sorgulamanız gerekmedir.
AK Parti; A: Adalet olarak okunan A’nın hürmetine bu konuda adil olmalıdır. Dış politikamız ABD talepleri doğrultusunda ilerlemektedir. Füze kalkanı bu konun bir ispatıdır. Kral Hamad’ın ziyareti ha keza öyle birçok şey sıralan bilir.
Uzeyir YİĞİT