Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Düşünsel gelişim ve yönetim stratejileri açısından bakıldığında; insanlık, iki temel eksen arasında yaşanan derin ve şiddetli bir mücadeleye tanık oluyor…
Söz konusu iki temel eksen, beslendiği kaynakların rüzgârını ardına alarak, insanlığın geleceğine yön verme kararlılığını sergiliyor…
Kurani ve Nebevi ölçüleri ilke edinen, İlahi Velayet eksenli anlayış ile beşeri ideolojilerin şekillendirdiği yönetim anlayışları arasında yaşanan bu savaşın saflarını doğru tanımak gerekiyor.
İnsanlık tarihinde birçok İlahi hareket, şeytani düzenler ve yönetimler tarafından hedefinden saptırılmıştır. Söz konusu hareketler, yüce yaratıcının velayet iradesine bağlılık ve teslimiyet duygularıyla başlamıştır.
Ancak ehliyetsiz ve liyakatsiz liderlerin basiretsiz tutumları yüzünden, İlahi elçilerin öğretilerinden uzaklaşılmıştır. Böylelikle bu hareketler, şeytani düzenler ve yönetimlerin hedefleri doğrultusunda sonuçlanmıştır.
İslam öncesi tahrifata uğrayan semavi dinler ve öğretilerin maruz kaldığı aynı tehlike, günümüzde İslam ve Müslümanlar için geçerlidir.
Ortadoğu’da yaşanan halk ayaklanmalarını, bu hareketleri destekleyen dinamikleri, Siyonist ve emperyalist ülkelerin yaklaşımlarını, bölgesel işbirlikçi ve diktatör rejimlerin hamlelerini değerlendirirken; kullanılması gereken ölçüler, İlahi Velayet eksenli, Kurani ve Nebevi ölçüler olmalıdır.
Kuran’ın yönetim anlayışını yansıtmayan ölçülerin kullanılması, kesinlikle büyük yanılgılar doğuracak ve bu yöndeki düşünce ve eylemleri başarısız kılacaktır.
İlahi Velayet eksenli Kurani ve Nebevi yönetim ilkeleri, insanlığa bir medeniyet projesi sunmaktadır. Batı’nın ve bölgesel işbirlikçilerin, Müslüman halk ayaklanmaları üzerinde kurduğu baskının temel nedeni de budur.
Siyonizm’in KABALA projesine hizmet eden batı emperyalizmi ve ortakları, Ortadoğu’daki değişimin seyrini etkileyecek ve başarısız kılacak bir sistemi ( Seküler İsyan ) dayatmaktadır.
İlahi Velayet eksenli medeniyet projesi ile Seküler medeniyet projesi arasında yaşanan bu savaşta; Ortadoğu’nun hatta dünyanın geleceğini, Müslümanların tercihleri ve kararlılıkları belirleyecektir.
Akıl ve sorumluluk sahibi her Müslüman, Kuran’ın ve Nebevi sünnetin insanlığa sunduğu yönetim prensiplerini tanımak ve uymak-uygulamak zorundadır!
Küresel ve bölgesel ortaklıklar, stratejik çıkarlar ve hedefler, taşıdığı nitelikler açısından; her iki medeniyet projesinin temsilcilerinin tanınmasını kolaylaştırıyor.
BATI’NIN YANINDA MI, KARŞISINDA MI?
Batı ile aynı düşünce sistemine ve çıkar ortaklığına sahip olan bir anlayışı, İlahi Medeniyet Projesi içinde görmek ya büyük bir yanılgıdır ya da söz konusu anlayışı kabullenmektir!
ABD, Siyonist İsrail ve sömürgeci batı ülkeleri ile her alanda işbirliği ve ortaklık yapan sözde Müslüman yönetimler, İlahi Velayet eksenli medeniyet projesinin önündeki en büyük engeldir!
Ortadoğu’daki Müslüman halk ayaklanmaları, temelde işgalci Siyonist İsrail ve ABD öncülüğündeki batı emperyalizmine karşı başlamıştır.
Ancak Batı, ayaklanma ve isyanların; diktatör yöneticilere karşı yapıldığı izlenimini dayatmakta ve dünya kamuoyunun dikkatini dağıtarak, hedef saptırmaktadır.
Uluslararası kuruluşlara ve platformlara nüfuz eden Siyonist lobiler, İşbirlikçi bölgesel yöneticiler ve medya organları kullanılarak; sömürü ve işgallere meşruiyet zemini yaratılmaktadır.
Sonuç olarak; bizleri ilgilendiren kısma gelelim:
Türk Hükumetinin Ortadoğu politikasında attığı adımlar, bu fotoğrafın her karesinde dikkatle incelenmelidir.
Demokrasi, barış, özgürlük ve adalet söylemleriyle yola çıkan Türk Hükumeti, bu İlahi Medeniyet Projesinin neresinde?
Sedat AKMERCAN