Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Yumuşak savaşta asıl hedef; titiz ve planlı bir şekilde propaganda yapmak ve ilgili araçları kullanarak , düşmanın inanç, kültür, siyaset, duygu, eğilim, davranış ve düşünce koordinatlarını değiştirmek ve kendi mecrasına yönlendirmektir.Yani psikolojik etkileme veya medya propagandası kullanılarak hedefteki toplum inzivaya sevk edilerek yenilmeye mahkum edilmektedir. Hakeza yumuşak savaş ile hedefteki toplumun kendini meydana getiren değerlerden soğutulması, hayal kırıklığının yaşanması, toplumda güvensiz ve huzursuz bir ortamın meydana getirilmesi, halkın bölünmeye çalışılması amaçlanmaktadır.Yumuşak savaşta en önemli siyasi hedef ise; milli hakimiyeti yıkmak ve onun yerine dışa bağımlı bir kukla devlet oluşturmaktır.
Yumuşak savaşta halkların düşüncesini etkilemek ve onları arzu edilen doğrultuda yönlendirmek için her türlü araç ve gereç kullanılır.Günümüzde yumuşak savaşın sahaları çok geniştir. Sanat dallarının yanı sıra kitap, basın, radyo, televizyon, sinema ve internet, düşmanların yumuşak savaşta sıkça kullandığı araçlardır. Yumuşak savaşta düşmanın en büyük ve en etkili silah olarak kullandığı araçların başında uydu, ve internet gelmektedir. Bu araçlar, milyonlara yani toplumun büyük bir kesimine bir anda ulaştığı ve nüfuz ettiği için oldukça etkin ve tesirlidir.
Yaşadığım çağda her türlü medya araçları ve onun uzantıları bu savaşın olmazsa olmazlarındandır. Yumuşak Savaş projesinin mimarları; bu araçlar ile toplum kitlesinin büyük kesimlerinin düşüncelerine müdahale ederek kendi inanç ve düşüncelerini hakim kılmakta ve hedefteki kitleyi kendilerine göre şekillendirmektedirler.
Yumuşak savaşta amaca ulaşmak için muhatabın düşünce dünyasında karmaşa oluşturmak ancak medya aracılığı ile yapılabilmektedir. Bu nedenle bütün medya araçlarının yumuşak savaştaki özel işlevleri üzerinde durulması gerekmektedir. Buna karşın yumuşak savaşla mücadele yollarını tespit etmenin çağdaş dünyada medyanın en önemli hedeflerinden biridir.Basın, kültürel diplomasinin en önemli aracı olup, medya yumuşak savaşla mücadelede etkili bir rol oynayabilmektedir. Bu savaşa karşı mücadele için yumuşak medya gücü gerekmektedir.Yumuşak savaşın boyutları karmaşık, kaybı ise milyonlardır.
Bilindiği üzere klasik savaşlar, insanların beynini ve düşüncesini ele geçirmekte pek önemli olmazken, çağımızda yapılan yumuşak savaş ile zihinleri ve düşünceleri ele geçirmek, savaşların esas amacı haline gelmiş durumdadır. Bundan dolayı yumuşak savaş savunma değil bir saldırı savaşıdır.
Bugün İslam dünyası, insanların katledilmesinden çok daha yıkıcı ve tahrip edici yumuşak terör savaşları ile karşı karşıyadır. Müslümanlar, emperyalist güçlerin önderlik ettiği, ilahi düşüncenin yağmalandığı yumuşak diye adlandırılan kültürel kanlı savaşların odağında bulunmaktadır. Bu yumuşak savaş onlarca kanlı savaştan ve binlerce katilden daha fazla ve daha ağır, telafisi çok zor hasarlar oluşturmaktadır. Bu kültürel katliamdaki en büyük tehlike, sessizce ve hissettirilmeden İslam toplumuna nüfuz etmesidir.
Maalesef düşmanlar tarafından her ev ve her oda savaş alanına dönüştürülmüş bulunmaktadır.Bu yumuşak savaş ile evlerin derinliklerine intikal eden İslam düşmanları genç nesle şiddetli ve yıkıcı darbeler indirmeye devam etmektedir.Yani bu yöntemle Batı, heyecanlandırıcı araçlar kullanarak gençlerin duygu ve düşüncelerine hakim olma yönünde büyük çaba sarf etmektedir. Fesat, başıboşluk, ahlaksızlık, uyuşturucu müptelalığından dolayı gelişme ve kemale doğru hareket etmede yollarının önünde engel konulmuş, içine düştükleri zor durumla kendilerinin, ülkelerinin ve İslam toplumunun önünü kilitlemişlerdir. Bu durumda din ve takva yolunun hakimiyet ortamı bütünüyle ortadan kalkmaktadır.
Bugün, ABD ve diğer Batılı güçler tarafından İslam ve Müslümanlar aleyhine başlatılan yumuşak ve kültürel savaşa şahit olmaktayız. Mevcut şartlarda bölge düzeyinde Liberal demokrasi değerlerini savunan Batı ve onun yardımcıları ile İslami değerleri savunan iki iradenin birbiriyle birçok alanlarda savaş halinde olduklarını açıkça görmekteyiz. İslam düşmanı ülkeler, özellikle uydu aracı ile yayımladıkları ahlak dışı, müstehcen filmlerle gençleri hedef almaktadırlar. İstilacı süper güçler yumuşak savaş kapsamındaki uydu kanallarındaki çeşitli film ve programlarla ve internet aracılığıyla gençlerin manevi ve dini inançlarını silmek ve onun yerine Batılı sapık ilişkileri normalmiş gibi göstererek ve böylece İslami gençliği kendi istedikleri mecraya çevirmek istemektedirler.
ABD ve Batı, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika halk kıyamları ile meydana gelen İslami uyanış ile mücadele için yumuşak savaş ve karşı koyma taktiklerine başvurmaya devam ediyor. Bu yüzden Batılı propaganda araçları propaganda ve psikolojik savaşları dahilinde kendi güçlerine dayanarak bu ülkelerde yaşanan İslami uyanış ve halkçı inkılapların takip ettikleri çizgiyi saptırıp kendi amaçları uğruna yönlendirmeye çalışmaktadırlar.Bu yöntemle emperyalist güçler böylece bu İslami uyanış sürecini kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmeye veya en azından saptırmaya çalışmaktadırlar. Batılı medya çok yönlü olarak başlattığı bu yumuşak savaş ile İslam inkılabının, Arap ülkelerinde yaşanan İslami uyanışı etkilemesini engellemek için asılsız konuları gündeme taşıyarak gerçekleri beyan etmekten kaçınmaktadırlar.
Şimdi eğer düşmanın bu çok yönlü saldırıları karşısında direnmek istiyorsak, bizlere miras olarak kalan İslam kültürüne dayanmamız gerekiyor.Gençlerin, zengin İslam kültürünü kimlik edinmeleri sağlanarak, onları düşmanın sapık kültür saldırıları karşısında sigortalamalıyız.Yumuşak savaş alanında başarılı olmak; İslami vahdet, sosyal adalet, İslami medeniyetin ihya edilişi, İslami uyanış seviyesinin geliştirilmesi, İslam dünyası kimliğinin ihya edilmesi, Siyonizm ile mücadelenin küreselleştirilmesi ve Batının siyasi kültürü ile mücadele edilmesine bağlıdır.
Yumuşak savaş cephesinde moralin yüksek tutularak iyimser ve umut dolu bakmamız gerekmektedir.Geleceğe dair olan ümidimiz, kuruntuya değil basiret üzerine olmalıdır.Eğer ki geleceğe bakışımız kötümser olursa ardından pratiksizlik ve hareketsizlik ve peşine de inziva başlar. Bu da yumuşak savaşta düşmanın istediği şeydir. Bu nedenle gençlerimiz de şayet hamaset ve cihat duygusu olmazsa yumuşak savaşın tesiri altında kalacaklardır.
Bugün İslam düşmanlarının çok yönlü olarak başlattıkları yumuşak savaş ile, İslami değerleri yenilgiye uğratmak, genç nesilleri ümitsizliğe ve fesada sürüklemeye çalışmaktadırlar.İslam ve insanlık düşmanlarının bütün bu saldırıları karşısında uyanık ve bilinçli vicdanlar varlığını sürdürmeye ve kalkan olmaya devam ettikçe onların şeytani hedefleri boşa çıkacaktır. Düşmanın bugünkü hile, plan ve tuzaklarına karşı durmak için Müslüman halkın, hep beraber ayağa kalkması, sahnede rolünü alması ve İslam düşmanlarının kültürel savaşına güçlü duruşunu göstermesi gerekmektedir.
Mehmet Yetkin